IMF Başkanı, gelecek haftaki toplantılarda odak noktalarının bu son şoku atlatmanın ve ekonomiler ile insanlar üzerindeki acıyı hafifletmenin yolları olacağını açıkladı. Georgieva, yaşanan arz şokunun büyük, küresel ve asimetrik olduğuna dikkat çekti.
Dünyanın günlük petrol akışının yaklaşık yüzde 13, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) akışının ise yüzde 20 kesintiye uğradığını aktaran Georgieva, enerji maliyetlerinin arttığını ve tedarik zincirlerinin bozulduğunu vurguladı. Şokun etkisinin, çatışmaya yakınlık ve enerji ihracatçısı ya da ithalatçısı olma durumuna göre değiştiğini kaydetti.
Georgieva, negatif bir arz şokunun her zaman olduğu gibi fiyatları yukarı çektiğini belirterek, Brent petrolünün çatışmalar öncesi varil başına 72 dolar seviyesinden 120 dolarlık bir zirveye fırladığını hatırlattı. Petrol fiyatlarının düşmesine rağmen hala savaş öncesi seviyelerin üzerinde olduğunu ve birçok ülkenin yüksek primler ödediğini söyledi.
Arz kesintilerinin dalga etkisi yarattığını ve bunun bir süre daha devam edeceğini anlatan Georgieva, bazı petrol rafinerilerinde kapanmalar yaşandığını aktardı. Rafine ürünlerde, özellikle dizel ve jet yakıtı arzındaki sıkıntıların ulaşım, ticaret ve turizmi sekteye uğrattığını ifade etti.
Taşımacılık sorunlarının gıda güvenliğini de tehdit ettiğine işaret eden Georgieva, bu durumun en az 45 milyon kişiyi daha gıda güvensizliğiyle karşı karşıya bırakabileceğini ve dünya genelinde açlık çekenlerin sayısını 360 milyonun üzerine çıkarabileceğini belirtti. Yüksek gübre fiyatlarının ise bu tabloyu daha da ağırlaştırabileceğini sözlerine ekledi.
Georgieva, kükürt, helyum ve nafta gibi kritik girdilere bağımlılığın, çip üretimi ve tıbbi görüntüleme gibi alanlarda tedarik zinciri aksaklıklarına yol açtığına dikkat çekti. Şokun fiyat etkisi ve arz kıtlığının, enflasyon beklentileri ve finansal koşullar aracılığıyla etkisini gösterebileceğini vurguladı.
Dünyanın buna yanıt verirken, kolektif enerji verimliliği ve enerji çeşitlendirme arayışını sürdürmesinin önemine değindi. Georgieva, etkinin büyüklüğünün ateşkesin sürmesine, kalıcı barışa ulaşılmasına ve savaşın bıraktığı hasara bağlı olduğunu söyledi.
Belirsizlikler nedeniyle, gelecek hafta yayımlanacak Dünya Ekonomik Görünüm Raporu'nun bir dizi senaryoyu içereceğini açıkladı. Bu senaryoların, hızlı bir normalleşmeden, orta düzeyli bir senaryoya ve petrol ile gaz fiyatlarının çok daha uzun süre yüksek kaldığı bir senaryoya kadar uzanacağını ifade etti.
IMF Başkanı, "Aslında bu şok olmasaydı, küresel büyüme tahminlerini yukarı yönlü revize ediyor olacaktık. Ancak şimdi, en umut verici senaryomuz bile büyümede aşağı yönlü bir revizyonu içeriyor." dedi. Bunun nedenini ise altyapı hasarı, arz kesintileri, güven kaybı ve diğer kalıcı etkiler olarak gösterdi.
Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerin geleceği veya bölgesel hava trafiğinin toparlanması konusundaki belirsizliğe dikkat çeken Georgieva, yeni barış kalıcı olsa bile büyümenin daha yavaş olacağını bildiklerini söyledi. Dünya genelinde etkilerde önemli farklılıklar olduğunu da sözlerine ekledi.
Petrol ve gazı kesintisiz ihraç edebilen ülkelerin en az etkilenenler olduğunu kaydeden Georgieva, buna karşılık savaştan doğrudan etkilenen ülkeler ile ithal petrole bağımlı olanların yükü omuzladığını belirtti.
Körfez'deki tanker trafiğinde yaşanan beş haftalık boşluğu örnek gösteren Georgieva, etkinin ne kadar kötü olacağının, ülkelerin stratejik petrol ve gaz rezervleri dahil ne kadar politika alanına sahip olduklarına bağlı olacağını dile getirdi.
Politika yapıcıların durumu daha da kötüleştirmemeye dikkat etmeleri gerektiğini vurgulayan Georgieva, ülkelere ihracat ve fiyat kontrolleri gibi tek taraflı eylemlerden kaçınmaları çağrısında bulundu. Mevcut koşullarda bekle-gör yaklaşımının uygun olduğunu ifade etti.
Enflasyon beklentilerinin bozulma tehdidi oluşturması halinde ise merkez bankalarının faiz artırımlarıyla kararlı bir şekilde müdahale etmesi gerektiğini söyledi. Maliye politikası tarafında ise desteğin hedefli ve geçici olması gerektiğinin altını çizdi.
Para ve maliye politikalarının uyum içinde yürütülmesinin önemine işaret eden Georgieva, IMF'nin ülkelere destek vermeye hazır olduğunu belirtti. Orta Doğu’daki savaşın etkileri dikkate alındığında, Fon'un ödemeler dengesi desteğine yönelik talebin kısa vadede 20 ile 50 milyar dolar arasına çıkmasının beklendiğini açıkladı.
Sizce Orta Doğu'daki gerilimin küresel ekonomik toparlanma üzerindeki en büyük etkisi ne olacak?
Dünyanın günlük petrol akışının yaklaşık yüzde 13, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) akışının ise yüzde 20 kesintiye uğradığını aktaran Georgieva, enerji maliyetlerinin arttığını ve tedarik zincirlerinin bozulduğunu vurguladı. Şokun etkisinin, çatışmaya yakınlık ve enerji ihracatçısı ya da ithalatçısı olma durumuna göre değiştiğini kaydetti.
Georgieva, negatif bir arz şokunun her zaman olduğu gibi fiyatları yukarı çektiğini belirterek, Brent petrolünün çatışmalar öncesi varil başına 72 dolar seviyesinden 120 dolarlık bir zirveye fırladığını hatırlattı. Petrol fiyatlarının düşmesine rağmen hala savaş öncesi seviyelerin üzerinde olduğunu ve birçok ülkenin yüksek primler ödediğini söyledi.
Arz kesintilerinin dalga etkisi yarattığını ve bunun bir süre daha devam edeceğini anlatan Georgieva, bazı petrol rafinerilerinde kapanmalar yaşandığını aktardı. Rafine ürünlerde, özellikle dizel ve jet yakıtı arzındaki sıkıntıların ulaşım, ticaret ve turizmi sekteye uğrattığını ifade etti.
Taşımacılık sorunlarının gıda güvenliğini de tehdit ettiğine işaret eden Georgieva, bu durumun en az 45 milyon kişiyi daha gıda güvensizliğiyle karşı karşıya bırakabileceğini ve dünya genelinde açlık çekenlerin sayısını 360 milyonun üzerine çıkarabileceğini belirtti. Yüksek gübre fiyatlarının ise bu tabloyu daha da ağırlaştırabileceğini sözlerine ekledi.
Georgieva, kükürt, helyum ve nafta gibi kritik girdilere bağımlılığın, çip üretimi ve tıbbi görüntüleme gibi alanlarda tedarik zinciri aksaklıklarına yol açtığına dikkat çekti. Şokun fiyat etkisi ve arz kıtlığının, enflasyon beklentileri ve finansal koşullar aracılığıyla etkisini gösterebileceğini vurguladı.
Dünyanın buna yanıt verirken, kolektif enerji verimliliği ve enerji çeşitlendirme arayışını sürdürmesinin önemine değindi. Georgieva, etkinin büyüklüğünün ateşkesin sürmesine, kalıcı barışa ulaşılmasına ve savaşın bıraktığı hasara bağlı olduğunu söyledi.
Belirsizlikler nedeniyle, gelecek hafta yayımlanacak Dünya Ekonomik Görünüm Raporu'nun bir dizi senaryoyu içereceğini açıkladı. Bu senaryoların, hızlı bir normalleşmeden, orta düzeyli bir senaryoya ve petrol ile gaz fiyatlarının çok daha uzun süre yüksek kaldığı bir senaryoya kadar uzanacağını ifade etti.
IMF Başkanı, "Aslında bu şok olmasaydı, küresel büyüme tahminlerini yukarı yönlü revize ediyor olacaktık. Ancak şimdi, en umut verici senaryomuz bile büyümede aşağı yönlü bir revizyonu içeriyor." dedi. Bunun nedenini ise altyapı hasarı, arz kesintileri, güven kaybı ve diğer kalıcı etkiler olarak gösterdi.
Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerin geleceği veya bölgesel hava trafiğinin toparlanması konusundaki belirsizliğe dikkat çeken Georgieva, yeni barış kalıcı olsa bile büyümenin daha yavaş olacağını bildiklerini söyledi. Dünya genelinde etkilerde önemli farklılıklar olduğunu da sözlerine ekledi.
Petrol ve gazı kesintisiz ihraç edebilen ülkelerin en az etkilenenler olduğunu kaydeden Georgieva, buna karşılık savaştan doğrudan etkilenen ülkeler ile ithal petrole bağımlı olanların yükü omuzladığını belirtti.
Körfez'deki tanker trafiğinde yaşanan beş haftalık boşluğu örnek gösteren Georgieva, etkinin ne kadar kötü olacağının, ülkelerin stratejik petrol ve gaz rezervleri dahil ne kadar politika alanına sahip olduklarına bağlı olacağını dile getirdi.
Politika yapıcıların durumu daha da kötüleştirmemeye dikkat etmeleri gerektiğini vurgulayan Georgieva, ülkelere ihracat ve fiyat kontrolleri gibi tek taraflı eylemlerden kaçınmaları çağrısında bulundu. Mevcut koşullarda bekle-gör yaklaşımının uygun olduğunu ifade etti.
Enflasyon beklentilerinin bozulma tehdidi oluşturması halinde ise merkez bankalarının faiz artırımlarıyla kararlı bir şekilde müdahale etmesi gerektiğini söyledi. Maliye politikası tarafında ise desteğin hedefli ve geçici olması gerektiğinin altını çizdi.
Para ve maliye politikalarının uyum içinde yürütülmesinin önemine işaret eden Georgieva, IMF'nin ülkelere destek vermeye hazır olduğunu belirtti. Orta Doğu’daki savaşın etkileri dikkate alındığında, Fon'un ödemeler dengesi desteğine yönelik talebin kısa vadede 20 ile 50 milyar dolar arasına çıkmasının beklendiğini açıkladı.
Sizce Orta Doğu'daki gerilimin küresel ekonomik toparlanma üzerindeki en büyük etkisi ne olacak?