Gündemin ana maddelerini temsilde eşitlik, dijitalleşme, komite bazlı yönetim modeli ve 'Turkish Stone' markasıyla katma değerli ihracat oluşturdu. Yeni dönemde İMİB'i yalnızca belirli bir grubun veya platformun değil, tüm ihracatçıların aktif olarak söz sahibi olduğu bir yapı haline getirmeyi planladıklarını belirten Çekiç, sektörün içinden gelen biri olarak sahadaki sorunları net bir şekilde tespit ettiklerini aktardı. Yaklaşık 35 yıllık sektör deneyimi ve son dönemde edindiği yönetim tecrübesiyle yola çıktıklarını belirten Çekiç, hızlı ve uygulanabilir çözümler üreteceklerinin altını çizdi. Pandemi sonrası daralan talep, artan maliyetler ve küresel ticarette yaşanan kırılmaların maden sektörünü zorladığını ifade eden Çekiç, zaman kaybetmeden somut adımlar atılması gerektiğini vurguladı. Yönetim kurulu olarak göreve geldikleri 2022 yılından bu yana yapılan çalışmalara değinen Metin Çekiç, şu ifadeleri kullandı: “Bu süreçte İMİB olarak en fazla satın alma heyetleri, ticaret heyetleri, UR-GE projeleri ve fuar organizasyonlarını gerçekleştirdik. Çok güzel işler yaptık. İMİB çok önemli bir çatı kuruluş. 6 bin 500’den fazla üyesi var ve Türkiye maden ihracatının yaklaşık yüzde 65’ini gerçekleştiriyor.” “Bu kurumun ciddi bir hafızası ve potansiyeli var. Bu kurumu öğrenmek, işleyişi anlamak ve yapılacak işleri bilmek çok önemli. Doğal taş sektörünün artık zaman kaybetme lüksü yok. Her geçen gün sorunlarımız artıyor. Bu sorunları çözmek için maden sektörünün çatı kuruluşu olan İMİB’e başkan adaylığımızı açıkladık.” “Maden sektörü bir platformun eline bırakılmayacak kadar büyük bir sektördür. Maden sektörü ülkemizin geleceğidir. Bu sebeple İMİB’i çatı kuruluş olarak görmeyenlerin sektörümüze bir fayda sağlayacağını söylemek pek mümkün değildir.” Göreve devam etmeleri durumunda temsilde eşitliği güçlendirecek yeni bir komite yapılanması kuracaklarını duyuran Çekiç, mevcut sistemdeki belirli ihracat hacmi kriterlerinin, özellikle 5 milyon dolarlık ihracat şartının, birçok firmayı karar alma süreçlerinin dışında bıraktığına dikkat çekti. Çekiç, kurulacak yeni modelin detaylarını şu sözlerle anlattı: “Bu şart nedeniyle doğal taş sektörünün önemli bir bölümü yönetimde yer alamıyor. Üyelerin yüzde 70’i doğal taşçı olmasına rağmen temsil sorunu yaşanıyor. Buna rağmen yönetim kurulumuzun yüzde 60-70’i doğal taş sektöründen oluşacak. Bunun yanında endüstriyel mineraller ve metalik madenler de temsil edilecek.” “Sektörde saygı duyulan ve sahada aktif olan arkadaşlarımızla birlikte güçlü bir yönetim oluşturacağız. Ayrıca temsil sorununu aşabilmek için komiteler kuracağız. Doğal taş komitesi, pazar geliştirme komitesi, genç ihracatçılar komitesi, dijital akademi gibi yeni yapılar oluşturacağız.” “Bu komiteler 10-15 üyeden oluşacak ve her komite kendi alanındaki projeleri geliştirecek. Yönetim kurulu ile birlikte bu projeleri hayata geçireceğiz. Bu yapıyı dönüştürmüş olacağız. Yeni modelde, farklı ölçeklerden firmaların yer alacağı ve doğrudan karar alma süreçlerine etki edecek komiteler kurulmuş olacak.” “Bu yapı sayesinde sektörün farklı segmentlerinden gelen görüşlerin yönetime yansıtılmasını hedefliyoruz. Bu yaklaşım yalnızca temsili artırmakla kalmayacak. Aynı zamanda daha hızlı ve gerçekçi kararların alınmasına zemin hazırlayacak.” İhracat pazarlarının çeşitlendirilmesine ağırlık verdiklerini belirten Çekiç; teknolojik dönüşümün gerekliliğine, navlun desteklerine ve artan maliyet baskılarına karşı kamu ile ilişkilerin güçlendirileceğine dikkat çekti. İhracat pazarlarının çeşitlendirilmesi amacıyla yürütülen çalışmalara değinen Metin Çekiç, ticaret ağını genişletecek yeni stratejilerini anlattı. Yabancı alıcılarla yerinde temas kurulmasının önemine işaret eden Çekiç, bu konudaki hedeflerini şu sözlerle ifade etti: “Yeni dönemde ticaret heyetleri, alım organizasyonları ve hedef pazar odaklı çalışmalar hız kazanacak.” “Ayrıca yabancı alıcıların doğrudan üretim sahalarına ve ocaklara getirilmesiyle güven temelli ticari ilişkilerin güçlendirilmesi planlanıyor. Bu sayede Türk doğal taşının üretim kalitesi yerinde gösterilerek satış süreçlerinin hızlandırılması hedefleniyor.” Sektördeki dijitalleşme projelerinin stratejik önem taşıdığını vurgulayan Çekiç, artan maliyetlere karşı teknolojik çözümler üreteceklerini belirtti. Ticaret Bakanlığı ile yürütülen temaslara ve firmaların dış ticaret yetkinliklerini artıracak yeni mekanizmalara değinen Çekiç, “Zaman değişiyor, sektörün ihtiyaçları değişiyor. Maliyetler yükseliyor.” “Firmalar için fuarlar ve seyahatler ciddi yük haline geldi. Bu nedenle ‘Dijital Akademi’yi kuracağız. ‘Dijital Akademi’ kapsamında her firmanın 365 gün açık olacak sanal fuar alanı olacak. Yurt dışından alıcılar bu platform üzerinden firmalarımıza ulaşabilecek. Dijital B2B görüşmeler yapılacak. Böylece maliyetler düşecek.” “Bunun yanında navlun desteği konusunda Ticaret Bakanlığı ile görüşmeler yürütüyoruz. Sektörün rekabet gücünü artıracak destekler için çalışıyoruz. Kamu ile ilişkilerimizi güçlendireceğiz. Ayrıca Ankara Ofisi projemizi hayata geçirmek istiyoruz. Bakanlıklarla daha yakın temas kurulacak. Bu projeyi önümüzdeki dönemde sektörümüze kazandırmayı hedefliyoruz.” “Öte yandan küçük ve orta ölçekli işletmelere yönelik bir İhracat Akademisi kurulmasını planlanıyoruz. Bu yapı ile firmaların dış ticaret yetkinliklerinin artırılması, yeni ihracatçıların sisteme kazandırılması ve sürdürülebilir büyümenin desteklenmesini amaçlıyoruz. Genç ihracatçılar ve kadın girişimciler için oluşturulacak özel komitelerle de sektörde daha kapsayıcı bir yapı kurulmasını hedefleniyoruz.” Maden sektörünün karşılaştığı en büyük problemlerden biri olan maliyet baskısına yönelik çözüm odaklı bir yol izleyeceklerini ifade eden Çekiç; enerji, işçilik ve lojistik giderlerinin uluslararası alanda rekabet gücünü zayıflattığını dile getirdi. Çekiç, bu duruma karşı alınacak önlemleri ve atılacak adımları “İlgili kurumlarla iş birliği içinde destek mekanizmalarının geliştirilmesi için çalışmalar yürütülecek. Özellikle işlenmiş ürünlerde yaşanan rekabet kaybını tersine çevirmek için maliyetleri dengeleyici adımların hayata geçirilmesi hedefleniyor.” ifadeleriyle açıkladı. Yeni dönem öncelikleri arasında Türk doğal taşının uluslararası arenada daha güçlü bir marka haline gelmesi yer alıyor. Metin Çekiç, 'Turkish Stone' markası çatısı altında yürütülen faaliyetlerin kapsamının genişletileceğini ve Türk taşının sadece bir ham madde olmaktan çıkarılıp yüksek katma değerli bir ürün formatında sunulacağını aktardı. İhracat gelirlerini daha üst seviyelere taşımak amacıyla ürünleri premium segmentte konumlandırmayı hedeflediklerini belirten Çekiç; bu süreçte mimari projelerle daha güçlü entegrasyon sağlanacağını, tasarım odaklı iş birliklerinin artırılacağını ve küresel pazarlardaki görünürlüğü yükseltecek yeni stratejilerin uygulanacağını dile getirdi. Şehirlerin ve markaların kendilerini uluslararası sahnede tanıtabildiği stratejik bir platform olan ve mimarlık dünyasının en prestijli organizasyonları arasında gösterilen World Architecture Festival (WAF) için de girişimler hızlandırıldı. Söz konusu festivali Türkiye'ye getirmek adına harekete geçtiklerini hatırlatan Metin Çekiç, yapılan görüşmeler ve geçmiş dönemdeki faaliyetlere ilişkin “Bu kapsamda İMİB’in davetiyle, WAF adına Türkiye ziyaretine Program Direktörü Paul Finch, Ticari Direktör Frazer Stokes ve İş Geliştirme Direktörü Damien St. George İstanbul’a geldi.” “Program boyunca İstanbul’un tarihi mirası, mimari zenginliği ve uluslararası etkinlik düzenleme kapasitesi doğrudan yerinde gösterildi. Organizasyonun Türkiye’de düzenlenebileceği potansiyel alanlar da detaylı şekilde değerlendirildi. Gerçekleştirilen bu temaslar Türkiye’nin yalnızca doğal taşta değil, küresel mimarlık ekosisteminde de daha güçlü bir oyuncu olma hedefinin somut bir göstergesi.” “Bu hamlemiz ile WAF gibi prestijli bir organizasyonun gelecekte Türkiye’de düzenlenmesi ihtimalini güçlendirdik. İMİB olarak, bu küresel organizasyonu Türkiye’ye kazandırmak istiyoruz. Daha önce İMİB, Ege Maden İhracatçıları Birliği (EMİB) ve Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) ile birlikte Ticaret Bakanlığı’nın destekleriyle yürütülen Turquality projesi ‘Land of Stone’ ile Türk doğal taşlarını WAF sahnesine taşıyarak önemli bir görünürlük elde ettik.” “Ayrıca festivalde ‘Best Use of Stone’ kategorisine verilen sponsorlukla da Türk taşının mimarlıkta kullanım gücünü uluslararası ölçekte vurguladık. Singapur ve Miami’de yapılan son 2 organizasyonda en güçlü şekilde yer aldık. Şimdi sıra İstanbul’da.” “Eğer WAF’ı İstanbul’a getirebilirsek dünyaca ünlü mimarları İstanbul’da ağırlama imkanı bulacağız. Türk taşlarının dünya çapındaki projelerde daha fazla kullanılması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” Sizce komite bazlı yeni yönetim modeli, maden ihracatçılarının karşılaştığı temsil ve maliyet sorunlarını çözmekte ne kadar etkili olabilir? |
|