Dilekçede özetle, merhum Olga Hacıreisoğlu'nun, İstanbul ili Şişli İlçesi Mecidiyeköy Mahallesi'ndeki bir taşınmazı 1969 yılında merhum Atiye Duldal'a sattığı belirtildi. Bu satış için, o dönem ödenmeyen 10.000 Türk Lirası karşılığında taraflar arasında kanuni ipotek tesis edildiği ifade edildi.
İddiaya göre, Atiye Duldal ipotek borcunu ödemiş, ancak alacaklı Olga Hacıreisoğlu ipoteği tapu sicilinden kaldırmamıştır. Çocuksuz olarak vefat eden Atiye Duldal, 04.05.1974 tarih ve 24297 sayılı vasiyetnamesiyle söz konusu gayrimenkulü İstanbul Göğüs Cerrahisi Merkezi Göğüs ve Kalp Hastalıkları Savaş Derneği'ne bırakmıştır.
Davacının müvekkili Ayşe Özçelik’in de bu vakıftan taşınmazı satın aldığı aktarıldı. Yapılan araştırmalarda, ipotek alacaklısı Olga Hacıreisoğlu'na ulaşılamadığı, kendisinin vefat ettiği ve geride mirasçısı olarak oğlu Ara Hacıreisoğlu'nu bıraktığı öne sürüldü.
Dilekçede, Atiye Duldal'ın ipotek borcunu ödediği ve müvekkilinin de daha sonradan satın aldığı gayrimenkul üzerindeki 1969 tarihli ipoteğin kaldırılması talebinde bulunduğu kaydedildi. Mahkeme, davalı Ara Hacıresoğlu'nun, bu ilanın yayımlandığı tarihten itibaren Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 127. maddesi uyarınca iki haftalık süre içinde davaya cevap vermesi gerektiğini duyurdu.
Aksi takdirde, davalının bu hakkından vazgeçmiş sayılacağı ve yargılamanın yokluğunda devam edileceği ilanen tebliğ edildi.
Sizce bu gibi miras ve tapu kaynaklı anlaşmazlıklarda ilanen tebligat uygulaması adil bir çözüm sunuyor mu?