| Bekayi, Türk makamlarına ve kamuoyuna yaptığı açıklamada, "Silahlı kuvvetlerimiz, Türkiye'ye yönelik herhangi bir füze veya İHA fırlatıldığını resmen yalanlamıştır. Bu saldırıların İran tarafından gerçekleştirilmediğini Türk dostlarımıza ilettik" dedi. Sözcü, bölgedeki kargaşadan yararlanmak isteyen İsrail rejiminin, Tahran ile Ankara arasına nifak sokmaya çalıştığını vurguladı. İsrail'in geçmiş sabotaj faaliyetlerine dikkat çeken Bekayi, 1954 yılındaki Susanna Operasyonu’nu (Lavon Olayı) hatırlattı. İsrail'in o dönem Mısır'da batılı hedeflere saldırarak Mısır’ın uluslararası ilişkilerini bozmayı hedeflediğini belirten Sözcü, bugünkü durumun benzer bir "sahte bayrak" operasyonu olabileceği konusunda uyardı. Bekayi, bu tür sabotajların önüne geçilmesi için Türkiye ve İran arasında ortak bir iletişim komitesi kurulmasını önerdi. İran’ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney’in sağlık durumuna ilişkin iddiaları "psikolojik savaşın bir parçası" olarak tanımlayan Bekayi, "Mücteba Hamaney hayatta ve tamamen sağlıklıdır. Bunlar yanlış bilgi üretimine dayalı medya kampanyalarıdır" ifadelerini kullandı. Siyonist rejimin yayılmacı emellerine karşı uyarılarını sürdüren Bekayi, dikkat çekici bir tespit paylaştı: "İsrailli yetkililer sıradaki hedefin Türkiye olduğunu açıkça vurguluyorlar. Amaçları İslam ülkelerini parçalamak, küçültmek ve tüm bölge üzerinde hâkimiyet kurmaktır. ABD ve İsrail’in saldırısı sadece İran’a değil, Mevlana’dan Nizami Gencevi’ye kadar uzanan ortak İslam ve bölge medeniyetimize karşıdır." Savaşın bölgeye yayılması ve enerji tesislerine yönelik tehditler hakkında da konuşan Bekayi, İran’ın eylemlerinin sadece birer savunma hamlesi olduğunu belirtti. "Savaşı biz başlatmadık; ancak vatanı, onuru ve namusu savunmak en doğal haktır" diyen Bekayi, ABD’nin enerji tesislerini hedef alması durumunda bölgedeki Amerikan çıkarlarının da doğrudan hedefte olacağı mesajını yineledi. Sizce bölgesel gerilimlerde taraflar arasında iletişim kanallarının açık tutulması ne kadar etkili bir çözüm olabilir? |
|