Arakçi, görüşmede ABD ve İsrail'in İran'a yönelik askeri saldırganlığının, BM Şartı ve uluslararası hukukun temel ilkelerini ağır şekilde ihlal ettiğini iletti. Arakçi, Birleşmiş Milletler ve Genel Sekreter'in bu saldırganlığı açıkça kınaması ve saldırganları BM Şartı'nın 7. Bölümü uyarınca hesap verebilir hale getirme sorumluluğunu hatırlattı. İran Dışişleri Sözcüsü, bölgede ve Hürmüz Boğazı'nda yaşanan güvensizliğin kaynağının, ABD-İsrail'in İran'a karşı açtığı savaşın bir sonucu olduğunu vurguladı. Arakçi, uluslararası toplumun dikkatinin "güvensizliğin ana kaynağına" yani ABD ve Siyonist rejimin askeri saldırganlığına çekilmesi gerektiğini ifade etti. "Hürmüz Boğazı'ndaki durum, bölgedeki genel durum dikkate alınmadan değerlendirilemez" diyen Arakçi, boğazdaki denizcilik faaliyetlerindeki aksamanın, ABD ve Siyonist rejimin dayattığı savaşın sonucu olduğunu tekrarladı. Açıklamada, barış ve güvenlikle ilgilenen her ülke veya kurumun, bu iki rejimin suçlarını kınaması ve saldırganlıklarını durdurmasını talep etmesi gerektiği belirtildi. Arakçi, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarına da değinerek, işgal altındaki Filistin ve bölge ülkelerine karşı İsrail'in suçlarına yönelik kayıtsızlığın, saldırganlığın daha da genişlemesine yol açacağı uyarısında bulundu. Bu durumun bölge ve dünya güvensizliğini artıracağı kaydedildi. Telefon görüşmesinde, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de Basra Körfezi, Batı Asya bölgesi ve deniz güvenliği konularındaki görüşlerini Arakçi'ye iletti. Tarafların görüş alışverişinde bulunduğu bildirildi. Sizce uluslararası toplum, bölgedeki gerilimin azaltılması için daha etkin bir rol oynayabilir mi? |
|