İran yönetiminin hedef aldığı bu türden gemi sayısı bir düzineden fazla olarak belirtiliyor. Irak açıklarında yanan tankerler görüldü ve İran, bu saldırıları denizaltı araçlarıyla gerçekleştirdiğini iddia etti. Yaklaşık 1 hafta önce ise boğazdan geçmeye çalışan Tayland bayraklı bir kargo gemisi vuruldu ve mürettebatından üç kişinin halen kayıp olduğu bildirildi.
Gemilerin, İran'ın asimetrik silahlarına karşı ne kadar savunmasız olduğu dikkat çekiyor. Drone'lar, füzeler ve sürat tekneleri gibi araçlarla gerçekleştirilen bu saldırılar nedeniyle, Hürmüz Boğazı fiilen trafiğe kapalı durumda. Bu durum, dünya petrolünün yaklaşık %20'sini sağlayan Körfez'den petrol çıkışını engelliyor.
İran, deniz taşımacılığını hedef alacağını açıkça beyan etmiş durumda. İran Meclis Başkanı, X platformunda yaptığı bir açıklamada, "Hürmüz Boğazı'nın durumu savaş öncesine dönmeyecek" ifadelerini kullandı. Bu sözler, bölgedeki tehdidin boyutunu gözler önüne seriyor.
Savaş öncesinde her gün yaklaşık 140 gemi boğazdan iki yönlü olarak geçiş yapıyordu. Şu anda ise bu sayı sadece birkaça düşmüş durumda. Trump yönetimi, boğazın yeniden açılabilmesi ve gemilerin hareket edebilmesi için çaba sarf ediyor.
Küresel ekonominin can damarı olan bu hat üzerinden yakıt, konteyner ve temel gıda ürünleri taşınıyor. Gemilerin durması, tüm dünyada fiyatlar üzerinde hissedilir bir etki yaratıyor. Şu anda boğazın her iki yakasında yüzlerce gemi mahsur kalmış durumda.
ABD yönetimi, boğazın güvenliğinin sağlanması için uluslararası topluma çağrıda bulundu. Çin, Japonya, Güney Kore ve NATO üyesi ülkelerden yardım istendi, ancak şu ana kadar somut bir gönüllü çıkışı olmadı.
Hatta bazı ülkelerin tam aksi yönde hareket ederek İran'la ayrı anlaşmalar yapmaya çalıştığı gözlemleniyor. Son bir hafta içinde Hindistan ve Pakistan'a giden tankerlerin güvenli geçiş yaptığı, 2 gün önce de Hong Kong'a ait bir geminin Körfez'e girdiği bildirildi.
İran hükümeti, enerji taşıyan tankerlerin güvenli geçişine izin vermek için en az 8 ülkeyle müzakereler] yürüttüğünü açıkladı. İran'ın bu geçişler için öne sürdüğü koşul ise petrol ödemelerinin Çin para birimiyle] yapılması. Bu stratejinin başarı şansı henüz netleşmiş değil.
Net olan, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki hayati deniz yoluna] kendi şartlarını dayatmaya çalıştığı ve bu şartlara uymayanları tehdit ettiğidir. ABD'nin] ise şu ana kadar bu krizi çözecek bir formül bulamadığı görülüyor.
Sizce uluslararası toplum, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki bu tek taraflı hamlelerine karşı nasıl bir strateji izlemeli?