| İsrail güçleri, daha önce 5 Nisan tarihinde de sınır hattındaki birçok yerleşim biriminde yıkım gerçekleştirmişti. Nakura, Dibil, İlma Şaab, Kavzah, Bayyada ve Şemaa beldelerinde çok sayıda ev patlayıcılarla havaya uçurulmuştu. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, 31 Mart tarihinde yaptığı bir açıklamada, kara saldırılarını sürdürdükleri Lübnan'ın güneyini işgal altında tutacaklarını ifade etmişti. Katz, ayrıca İsrail sınırındaki köy ve beldelerdeki tüm evleri yıkacaklarını da bildirmişti. İsrail ordusu, 2 Mart tarihinde yaptığı bir açıklamada, Lübnan'dan füze atıldığının tespit edilmesi üzerine ülkenin kuzeyinde sirenlerin çalıştığını duyurmuştu. Bu olayın ardından İsrail, Lübnan geneline hava saldırıları başlattığını açıklamıştı. Saldırılar kapsamında başkent Beyrut da hedef alınmış, İsrail ordusu havadan ve denizden yoğun saldırılar düzenlemişti. Bu sürecin devamında ordu, Lübnan'da kara işgalini genişletme kararı almıştı. Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan son açıklamaya göre, 2 Mart'tan bu yana İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 1530'a yükseldi. Çatışmaların yol açtığı can kaybı her geçen gün artıyor. Lübnan hükümeti ise ülke içinde yerinden edilen kişi sayısının 1 milyon 162 bini aştığını duyurdu. Bu rakam, bölgedeki insani krizin boyutlarını gözler önüne seriyor. Bu gelişmeler ışığında, uluslararası toplumun bölgedeki insani duruma yönelik müdahalesi yeterli bulunuyor mu? |
|