İspanya hükümetinden iki üst düzey bakan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun açıklamalarına sosyal medya üzerinden keskin yanıtlar verdi. Başbakan Yardımcısı, Çalışma ve Sosyal Ekonomi Bakanı Yolanda Diaz, İsrail'in "düşmanlık" suçlamasına karşılık, "Evet, savaş suçlularına ve soykırımcılara karşı tam düşmanlık." ifadesini kullandı.
Gençlik ve Çocukluk Bakanı Sira Rego da benzer bir dil kullanarak yaptığı paylaşımda, "Sizi karalamıyoruz, sizi tanımlıyoruz: Siz, soykırımcı ve suçlu bir rejimsiniz ve hepiniz Uluslararası Ceza Mahkemesinin önüne çıkacaksınız." dedi. Bu açıklamalar, iki ülke arasında tırmanan gerilimin yeni bir aşamasını temsil ediyor.
Netanyahu, daha önceki bir açıklamasında, İspanya'nın tutumunu "düşmanlık" olarak nitelemiş ve ülkeyi diplomatik savaş yürütmekle suçlamıştı. İsrail Başbakanı, bugün yaptığı bir diğer açıklamayla, Gazze anlaşmasını denetlemek için Kiryat Gat'ta kurulan askeri üstteki Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nden İspanyol temsilcileri çıkarma kararı aldığını duyurdu.
Netanyahu ayrıca, İsrail'e karşı diplomatik savaş yürütmekle suçladığı İspanya'nın "bunun bedelini ödeyeceği" yönünde ifadeler kullanarak açık bir tehditte bulunmuştu. Bu hamle, mevcut diplomatik krizi daha da derinleştirdi.
İki ülke arasındaki gerilim, İspanya'nın ABD ile İran arasında varılan geçici ateşkes sonrasında Tahran Büyükelçiliği'ni hemen açma kararıyla daha da şiddetlenmişti. İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, bu kararı barış çabalarını teşvik amacıyla aldıklarını açıklamıştı.
Ancak İsrail Dışişleri Bakanı Saar, Madrid yönetiminin bu adımını sert bir dille eleştirmişti. Kriz, İspanya hükümetinin Filistin Devleti'ni tanıma kararı ve Gazze'ye verdiği destekle daha da büyümüştü.
Bu diplomatik kriz bağlamında, İsrail, Mayıs 2024'te Madrid Büyükelçisi'ni geri çağırmıştı. İspanya da buna karşılık olarak, Eylül 2025'te Tel Aviv Büyükelçisi'ni geri çağırma kararı almıştı. İki ülke arasında şu anda en üst diplomatik temsilcilik, maslahatgüzar seviyesinde bulunuyor.
Sizce uluslararası hukuk ihlali iddialarına karşı ülkeler bu tür sert diplomatik dil kullanımını ne ölçüde tercih etmeli?
Gençlik ve Çocukluk Bakanı Sira Rego da benzer bir dil kullanarak yaptığı paylaşımda, "Sizi karalamıyoruz, sizi tanımlıyoruz: Siz, soykırımcı ve suçlu bir rejimsiniz ve hepiniz Uluslararası Ceza Mahkemesinin önüne çıkacaksınız." dedi. Bu açıklamalar, iki ülke arasında tırmanan gerilimin yeni bir aşamasını temsil ediyor.
Netanyahu, daha önceki bir açıklamasında, İspanya'nın tutumunu "düşmanlık" olarak nitelemiş ve ülkeyi diplomatik savaş yürütmekle suçlamıştı. İsrail Başbakanı, bugün yaptığı bir diğer açıklamayla, Gazze anlaşmasını denetlemek için Kiryat Gat'ta kurulan askeri üstteki Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nden İspanyol temsilcileri çıkarma kararı aldığını duyurdu.
Netanyahu ayrıca, İsrail'e karşı diplomatik savaş yürütmekle suçladığı İspanya'nın "bunun bedelini ödeyeceği" yönünde ifadeler kullanarak açık bir tehditte bulunmuştu. Bu hamle, mevcut diplomatik krizi daha da derinleştirdi.
İki ülke arasındaki gerilim, İspanya'nın ABD ile İran arasında varılan geçici ateşkes sonrasında Tahran Büyükelçiliği'ni hemen açma kararıyla daha da şiddetlenmişti. İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, bu kararı barış çabalarını teşvik amacıyla aldıklarını açıklamıştı.
Ancak İsrail Dışişleri Bakanı Saar, Madrid yönetiminin bu adımını sert bir dille eleştirmişti. Kriz, İspanya hükümetinin Filistin Devleti'ni tanıma kararı ve Gazze'ye verdiği destekle daha da büyümüştü.
Bu diplomatik kriz bağlamında, İsrail, Mayıs 2024'te Madrid Büyükelçisi'ni geri çağırmıştı. İspanya da buna karşılık olarak, Eylül 2025'te Tel Aviv Büyükelçisi'ni geri çağırma kararı almıştı. İki ülke arasında şu anda en üst diplomatik temsilcilik, maslahatgüzar seviyesinde bulunuyor.
Sizce uluslararası hukuk ihlali iddialarına karşı ülkeler bu tür sert diplomatik dil kullanımını ne ölçüde tercih etmeli?