Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nden Doç. Dr. Levent Ersin Orallı, konuyu CNN TÜRK’te değerlendirdi. Orallı, son iki yıldır devam eden çatışma ortamının yanı sıra, sürecin önemli bir iktisadi boyutu olduğuna dikkat çekti. Çatışmalar öncesinde kişi başına düşen gelirin 47.000 dolar seviyesinde olduğu İsrail’de, bu rakamın geçen ay yapılan hesaplamalara göre 17.000 dolara kadar gerilediği ifade edildi.
Orallı, ülke ekonomisinin yaklaşık %60’ının çökmüş durumda olduğunu vurguladı. İnsanların günlerini, haftalarını sığınaklarda geçirdiği, sokağa çıkmanın ve alışveriş yapmanın anlamını yitirdiği bir ortamda iktisadi faaliyetin durma noktasına geldiği aktarıldı. Ağır bir belirsizlik ortamı nedeniyle turist ağırlanamayan bir ülke profili çizildi.
Son 3 yıllık periyot içerisinde takriben 1 milyon insanın İsrail’i terk ettiği, bu nedenle nüfusun azaldığı belirtildi. Tarım ve hayvancılık yapılamadığı, doğrudan yabancı sermaye yatırımı alınamadığı ve borsanın güven vermediği kaydedildi. Siyasal iktidara duyulan tepki ve güven ikliminin ortadan kalkmasının, çatışmaların daha büyük ekonomik yansımalarını beraberinde getireceği öngörüldü.
Doç. Dr. Orallı, ABD’deki büyük Yahudi sermayedarların finansal desteği olmasa İsrail ekonomisinden bahsedilemeyeceğini savundu. Ekonomik olarak zor durumda olan ülkeye, suni ve manipülatif anlamda milyar dolarların akmaya devam ettiğini ifade etti. İsrail devlet bütçesinin %40’ının savunmaya değil, savaşa ve katliama aktarıldığını söyleyerek, bunun savunma olarak nitelendirilemeyeceğini vurguladı.
Orallı, İsrail yönetiminin, kazanamayacağını bildiği çatışmalardan bile iktidarını ayakta tutmayı başardığı için geri durmadığını iddia etti. Bu iş bittiğinde, yani ateşkes sağlandığında ve barışla birlikte sınırlar belli olduğunda, İsrail ekonomisinin ayağa kalkmasının kolay olmayacağını düşündüğünü belirtti.
Sanayi, turizm ve hizmet sektörünün kalmadığı, güven duyulabilen bir iktidar veya alanın bulunmadığı bir ortamda, dışarıya göçün devam etmek zorunda kalacağı değerlendirmesinde bulundu. Özellikle Avrupa ekonomisiyle olan güçlü entegrasyon bağının 2,5 yıl önce çöktüğünü hatırlatarak, yapılacak serbest ticaret anlaşmalarının İsrail ekonomisini kolayca toparlamayacağını ifade etti.
Son olarak, Netanyahu sonrasını şimdiden düşünmek zorunda olan bir İsrail tablosu çizen Orallı, ülkenin uzun vadeli ekonomik ve siyasi istikrarına dair ciddi endişeleri dile getirdi.
Sizce İsrail ekonomisi, mevcut politikalarını sürdürebilecek finansal dayanıklılığa sahip mi?
Orallı, ülke ekonomisinin yaklaşık %60’ının çökmüş durumda olduğunu vurguladı. İnsanların günlerini, haftalarını sığınaklarda geçirdiği, sokağa çıkmanın ve alışveriş yapmanın anlamını yitirdiği bir ortamda iktisadi faaliyetin durma noktasına geldiği aktarıldı. Ağır bir belirsizlik ortamı nedeniyle turist ağırlanamayan bir ülke profili çizildi.
Son 3 yıllık periyot içerisinde takriben 1 milyon insanın İsrail’i terk ettiği, bu nedenle nüfusun azaldığı belirtildi. Tarım ve hayvancılık yapılamadığı, doğrudan yabancı sermaye yatırımı alınamadığı ve borsanın güven vermediği kaydedildi. Siyasal iktidara duyulan tepki ve güven ikliminin ortadan kalkmasının, çatışmaların daha büyük ekonomik yansımalarını beraberinde getireceği öngörüldü.
Doç. Dr. Orallı, ABD’deki büyük Yahudi sermayedarların finansal desteği olmasa İsrail ekonomisinden bahsedilemeyeceğini savundu. Ekonomik olarak zor durumda olan ülkeye, suni ve manipülatif anlamda milyar dolarların akmaya devam ettiğini ifade etti. İsrail devlet bütçesinin %40’ının savunmaya değil, savaşa ve katliama aktarıldığını söyleyerek, bunun savunma olarak nitelendirilemeyeceğini vurguladı.
Orallı, İsrail yönetiminin, kazanamayacağını bildiği çatışmalardan bile iktidarını ayakta tutmayı başardığı için geri durmadığını iddia etti. Bu iş bittiğinde, yani ateşkes sağlandığında ve barışla birlikte sınırlar belli olduğunda, İsrail ekonomisinin ayağa kalkmasının kolay olmayacağını düşündüğünü belirtti.
Sanayi, turizm ve hizmet sektörünün kalmadığı, güven duyulabilen bir iktidar veya alanın bulunmadığı bir ortamda, dışarıya göçün devam etmek zorunda kalacağı değerlendirmesinde bulundu. Özellikle Avrupa ekonomisiyle olan güçlü entegrasyon bağının 2,5 yıl önce çöktüğünü hatırlatarak, yapılacak serbest ticaret anlaşmalarının İsrail ekonomisini kolayca toparlamayacağını ifade etti.
Son olarak, Netanyahu sonrasını şimdiden düşünmek zorunda olan bir İsrail tablosu çizen Orallı, ülkenin uzun vadeli ekonomik ve siyasi istikrarına dair ciddi endişeleri dile getirdi.
Sizce İsrail ekonomisi, mevcut politikalarını sürdürebilecek finansal dayanıklılığa sahip mi?