Yapılan açıklamada, Mescid-i Aksa’nın yönetimi, giriş-çıkışların düzenlenmesi ve gerektiğinde kapatılması yetkisinin Ürdün’e bağlı söz konusu idareye ait olduğu hatırlatıldı. İsrail polisinin bu alana müdahalesinin ise bir yetki ihlali olduğu ifade edildi. Açıklamada, İsrail’in bu uygulamasının, Mescid-i Aksa’nın mevcut tarihi ve hukuki statüsünü zedelediği belirtildi. Bu tür adımların, gelecekte ibadetin keyfi şekilde engellenmesine yol açabilecek tehlikeli bir emsal oluşturduğu aktarıldı. Valilik, söz konusu uygulamaların yalnızca Mescid-i Aksa ile sınırlı kalmayabileceği konusunda da uyarıda bulundu. Uygulamaların, Kudüs’teki diğer kutsal mekanları da kapsayacak şekilde genişleyebileceği kaydedildi. İsrail polisinden daha önce yapılan bir açıklamada, İran'a yönelik saldırıların başlamasının ardından getirilen kısıtlamalara değinilmişti. Bu kapsamda, Mescid-i Aksa dahil Kudüs'ün Eski Şehir bölgesindeki kutsal mekanlara ibadet veya ziyaret amacıyla girişlere izin verilmeyeceği bildirilmişti. Benzer kısıtlamaların Kudüs'teki diğer dini mekanları da kapsadığı belirtiliyor. Bu mekanlar arasında, Hristiyanlar için en kutsal kiliselerden biri kabul edilen Kıyamet Kilisesi de bulunuyor. ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik saldırıları başlatmasından bu yana İsrail, Mescid-i Aksa'ya girişleri engelliyor. Bu durum, Müslümanların Harem-i Şerif'te ibadet etmesine de izin verilmediği anlamına geliyor. Sizce uluslararası toplum, kutsal mekanlara erişim özgürlüğünün korunması konusunda daha etkin bir rol oynamalı mı? |
|