Dünya kapsamlı bir bölgesel patlama korkusuyla nefesini tutmuşken, Gazze’de teorik olarak yürürlükte olan ateşkes anlaşmasının ihlalleri, sözde “geri çekilme” bölgelerini kalıcı askeri kışlalara dönüştürdü. Bu rapor, İsrail’in İran savaşını, Gazze Şeridi’nin geleceğini tehdit eden uzun vadeli yapısal bir işgali sağlamlaştırmak için nasıl bir “ateş örtüsü” olarak kullandığını inceliyor.
Bölgesel savaş manşetlerinden uzakta, Gazze Şeridi’ndeki rakamlar felaketin boyutunu özetliyor. Filistin Sağlık Bakanlığı’nın cumartesi günü yayımladığı verilere göre, İsrail’in Ekim 2023’ten bu yana sürdürdüğü soykırımda can kaybı 72 bin 268’e, yaralı sayısı ise 171 bin 995’e ulaştı.
Bakanlığın verileri, ABD arabuluculuğunda Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının her gün topçu atışları ve hava saldırılarıyla ihlal edildiğini kanıtlıyor. Ekim ayından bu yana ateşkes ihlalleri nedeniyle 692 kişi şehit oldu, 1.895 kişi yaralandı.
Siyaset Bilimi Profesörü Eymen el-Barasne, El Cezire’ye yaptığı açıklamada, mevcut durumu ateşkes anlaşmasının “sessiz bir çöküşü” olarak nitelendiriyor. İsrail’in “görünürdeki sükunet” kisvesi altında halkı sürekli bir terör halinde tutan bir güvenlik yıpratması uyguladığını ve yeniden inşa umutlarını dondurduğunu belirtiyor.
Uluslararası toplum İran ile angajman kurallarıyla meşgulken, İsrail merkezli Haaretz gazetesi, perşembe günü ordunun “Sarı Hat” adı verilen bir sınır çizgisi üzerinden Gazze içinde kalıcı bir askeri varlık kurma planını ifşa etti.
Gazeteye göre, geçici bir düzenleme olarak sunulan bu hat, kalıcı bir saha gerçekliğine dönüştü. İsrail ordusu, Sarı Hat boyunca 32 yeni askeri nokta kurdu ve 17 kilometre uzunluğunda bir kara bariyeri inşa etti. Bu hat, Gazze’nin kuzeyini güneyinden ayırarak yerinden edilmiş sivillerin dönüşünü engelliyor.
Askeri varlığın yoğunlaştığı bu bölge aktif bir atış alanı haline geldi ve son dönemde bölge çevresinde 200’den fazla Filistinli öldürüldü. Ordunun kilometrelerce uzanan devasa mühendislik projesi, Gazze’nin yarısından fazlasını İsrail’in kontrolüne bırakıyor.
Üstelik İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın 17 Şubat’taki “İsrail bu hattan bir milimetre bile geri çekilmeyecek” açıklaması, bölgenin kalıcı bir kışlaya dönüştürüldüğünün en net kanıtı olarak gösteriliyor.
Ekim 2025’teki ateşkesten bu yana, daha önce cami ve tarım arazisi olan bölgelere bile yeni askeri üsler inşa edildi. Şucaiyye’deki bir mezarlık alanı buldozerlerle düzlenerek askeri kullanıma açıldı. BM İnsan Hakları Ofisi, evlerine dönmeye çalışırken bu belirsiz “Sarı Hat” bölgesine yanlışlıkla giren çok sayıda sivilin vurularak öldürüldüğünü raporladı.
İsrail’in bölgesel çatışmayı bir kılıf olarak kullanması sadece askeri alanla sınırlı değil. Filistin Ulusal İnisiyatifi Genel Sekreteri Mustafa el-Berguti, İsrail’in dünyanın İran savaşına odaklanmasını fırsat bilerek Batı Şeria’daki yerleşimci şiddetini, şehir baskınlarını ve esirlere yönelik ihlalleri artırdığı konusunda uyardı.
Filistin meseleleri uzmanı Ahmed Fehim’e göre İsrail, küresel güçlerle “sessiz bir takas” yürütüyor. Fehim, “Generaller Planı” olarak bilinen stratejinin sessizce uygulandığını; İsrail’in demografik gerçeği değiştirmek için siyasi bir anlaşma beklemeden buldozerler, beton ve dikenli tellerle kendi sınırlarını çizdiğini belirtiyor.
Bu gölgeleme stratejisinin en tehlikeli yansımalarından biri de binlerce Filistinli esirin kaderi. İsrail parlamentosu (Knesset) Ulusal Güvenlik Komitesi, salı günü gizli değişiklikler yaptığı “esirlerin idamı” yasa tasarısını nihai onay için meclise sevk etti.
Eymen el-Barasne, bu yasanın sadece geçici bir ihlal değil, “sistematik cinayetin kurumsallaşması” anlamına geldiği konusunda uyarıyor. Barasne, bu yasanın onaylanmasının binlerce Filistinli için “toplu idam fermanı” olacağını ifade ediyor.
Sizce uluslararası toplumun İran gerilimine odaklanması, Gazze'deki bu kalıcı işgal planlarının üzerini örtmeye mi yarıyor?
Bölgesel savaş manşetlerinden uzakta, Gazze Şeridi’ndeki rakamlar felaketin boyutunu özetliyor. Filistin Sağlık Bakanlığı’nın cumartesi günü yayımladığı verilere göre, İsrail’in Ekim 2023’ten bu yana sürdürdüğü soykırımda can kaybı 72 bin 268’e, yaralı sayısı ise 171 bin 995’e ulaştı.
Bakanlığın verileri, ABD arabuluculuğunda Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının her gün topçu atışları ve hava saldırılarıyla ihlal edildiğini kanıtlıyor. Ekim ayından bu yana ateşkes ihlalleri nedeniyle 692 kişi şehit oldu, 1.895 kişi yaralandı.
Siyaset Bilimi Profesörü Eymen el-Barasne, El Cezire’ye yaptığı açıklamada, mevcut durumu ateşkes anlaşmasının “sessiz bir çöküşü” olarak nitelendiriyor. İsrail’in “görünürdeki sükunet” kisvesi altında halkı sürekli bir terör halinde tutan bir güvenlik yıpratması uyguladığını ve yeniden inşa umutlarını dondurduğunu belirtiyor.
Uluslararası toplum İran ile angajman kurallarıyla meşgulken, İsrail merkezli Haaretz gazetesi, perşembe günü ordunun “Sarı Hat” adı verilen bir sınır çizgisi üzerinden Gazze içinde kalıcı bir askeri varlık kurma planını ifşa etti.
Gazeteye göre, geçici bir düzenleme olarak sunulan bu hat, kalıcı bir saha gerçekliğine dönüştü. İsrail ordusu, Sarı Hat boyunca 32 yeni askeri nokta kurdu ve 17 kilometre uzunluğunda bir kara bariyeri inşa etti. Bu hat, Gazze’nin kuzeyini güneyinden ayırarak yerinden edilmiş sivillerin dönüşünü engelliyor.
Askeri varlığın yoğunlaştığı bu bölge aktif bir atış alanı haline geldi ve son dönemde bölge çevresinde 200’den fazla Filistinli öldürüldü. Ordunun kilometrelerce uzanan devasa mühendislik projesi, Gazze’nin yarısından fazlasını İsrail’in kontrolüne bırakıyor.
Üstelik İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın 17 Şubat’taki “İsrail bu hattan bir milimetre bile geri çekilmeyecek” açıklaması, bölgenin kalıcı bir kışlaya dönüştürüldüğünün en net kanıtı olarak gösteriliyor.
Ekim 2025’teki ateşkesten bu yana, daha önce cami ve tarım arazisi olan bölgelere bile yeni askeri üsler inşa edildi. Şucaiyye’deki bir mezarlık alanı buldozerlerle düzlenerek askeri kullanıma açıldı. BM İnsan Hakları Ofisi, evlerine dönmeye çalışırken bu belirsiz “Sarı Hat” bölgesine yanlışlıkla giren çok sayıda sivilin vurularak öldürüldüğünü raporladı.
İsrail’in bölgesel çatışmayı bir kılıf olarak kullanması sadece askeri alanla sınırlı değil. Filistin Ulusal İnisiyatifi Genel Sekreteri Mustafa el-Berguti, İsrail’in dünyanın İran savaşına odaklanmasını fırsat bilerek Batı Şeria’daki yerleşimci şiddetini, şehir baskınlarını ve esirlere yönelik ihlalleri artırdığı konusunda uyardı.
Filistin meseleleri uzmanı Ahmed Fehim’e göre İsrail, küresel güçlerle “sessiz bir takas” yürütüyor. Fehim, “Generaller Planı” olarak bilinen stratejinin sessizce uygulandığını; İsrail’in demografik gerçeği değiştirmek için siyasi bir anlaşma beklemeden buldozerler, beton ve dikenli tellerle kendi sınırlarını çizdiğini belirtiyor.
Bu gölgeleme stratejisinin en tehlikeli yansımalarından biri de binlerce Filistinli esirin kaderi. İsrail parlamentosu (Knesset) Ulusal Güvenlik Komitesi, salı günü gizli değişiklikler yaptığı “esirlerin idamı” yasa tasarısını nihai onay için meclise sevk etti.
Eymen el-Barasne, bu yasanın sadece geçici bir ihlal değil, “sistematik cinayetin kurumsallaşması” anlamına geldiği konusunda uyarıyor. Barasne, bu yasanın onaylanmasının binlerce Filistinli için “toplu idam fermanı” olacağını ifade ediyor.
Sizce uluslararası toplumun İran gerilimine odaklanması, Gazze'deki bu kalıcı işgal planlarının üzerini örtmeye mi yarıyor?