Netanyahu, Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik risklerini bahane ederek Orta Doğu’daki petrol ve doğal gazın alternatif güzergâhlarla taşınması gerektiğini söyledi. Boğazın uzun süre kapalı kalmasının İsrail için potansiyel bir fayda sağlayabileceğine işaret etti.
Bu açıklamadan bir gün önce İran’ın doğalgaz tesisine İsrail’in saldırı düzenlediğini söyleyen CNN TÜRK Dış Haberler Editörü Enver Kaptanoğlu, misilleme olarak da İran’ın Katar’daki enerji depolarını hedef aldığını belirtti.
Bölgedeki rotaları anlatan Kaptanoğlu, “Birleşik Arap Emirlikleri’nde dört tane petrol depolama alanı var. Suudi Arabistan’da da iki tane… Bunların hepsi Birleşik Arap Emirlikleri’nden önce Bahreyn ve Suudi Arabistan’daki petrol depolama tesislerinden geliyor.” ifadelerini kullandı.
Kaptanoğlu, “Sonra Suudi Arabistan’ın kuzeyinden Ürdün topraklarının güneyinden geçerek İsrail’in en güneyindeki Kızıldeniz’deki limanı Eylat’a boru hatlarıyla getiriliyor. Ardından Gazze Şeridi’nin çok yakınındaki Ashkelon Limanı ve kuzeydeki Hayfa Limanı dağıtım terminalleri oluyor.” dedi.
Son olarak enerjinin “Doğu Akdeniz’den tekrar Avrupa’ya, daha ileri merkezlere gönderildiğini” sözlerine ekledi.
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Dış Politika Analisti Erhan Yıldırım, “Netanyahu, orada yapılan enerji saldırılarının Hürmüz Boğazı’ndaki yaşanan hadise ile pek alakası olmadığını söyledi.” şeklinde konuştu.
Yıldırım, “Çünkü oradaki komşularıyla güvenlik nedeniyle onların enerji sıkıntısı yaşamaması gerektiğini ve bu saldırının da kendisinden habersiz Amerika tarafından yapıldığını söyledi. Bu çok dikkatimi çekti. Sanki savaş onun başlattığı bir savaş değilmiş gibi hareket ediyor...” ifadelerini kullandı.
Birçok hammaddenin sekteye uğrayacağını söyleyen Yıldırım şu ifadeleri kullandı: “Buradaki en büyük kriz şu olacak: Uzun vadeli enerji krizi zaten Amerika’da %15 ile %40 civarında bir artış gösterdi.”
Yıldırım, “Burada yaşanan hadise birçok hammaddeyi, üretimi, gıda sektörünü de sekteye uğratacak. Nitekim İran üzerinden gelen bazı tarım ürünlerinde ve gübrelerde de sıkıntılar yaşandığı söyleniyor.” diyerek sözlerini tamamladı.
Sizce İsrail'in Hürmüz Boğazı vurgusu, bölgedeki enerji haritasını kalıcı olarak değiştirmeyi hedefleyen bir stratejinin parçası mı?