Ghida Fakih, saldırı anında iş yerinde olduğunu belirterek, ilk başta patlama sesini uzak bir yerden geldiğini sandığını ve önemsemediğini söyledi. Ancak birkaç dakika sonra kızı Naya’dan gelen telefonda durumun ciddiyetini anladığını ifade etti. Fakih, “Bağırıyordu, ağlıyordu ve bana bir patlama olduğunu söyledi. Telefon kesildi. Tekrar ulaşmaya çalıştım, ulaşamadım” dedi.
Tam o sırada bir meslektaşının, patlamanın bir arkadaşının evinin yanında olduğunu öğrendiğini aktaran Fakih, kocasına da ulaşmakta zorlandığını kaydetti. Eşine ulaştığında ise aldığı ilk bilginin, “Naya ve ben iyiyiz. Patlamayı gördük ama oğullarımız evde” olduğunu söyledi. Fakih, 11 ve 4 yaşındaki iki oğlunun o sırada evde olduğunu ve patlamanın hangi binayı vurduğunu anlayamadığı için büyük bir endişe yaşadığını vurguladı.
Kızının çektiği ve dünyanın hafızasına kazınan o videoyu ise saldırıdan yaklaşık bir saat sonra trafikte araçta görme fırsatı bulduğunu anlatan anne Fakih, “Açıkçası saldırının bu kadar yakın olması beklemiyordum. İşte o zaman yaşananın büyüklüğünü, kızımın ve kocamın saldırıda hayatını kaybetmeye ne kadar yaklaştıklarını anladım” ifadelerini kullandı.
Kızına ancak 2 saat sonra ulaşabildiğini belirten Fakih, onu görür görmez sarılıp ağladıklarını ve tüm ailenin o an duygusal bir boşanma yaşadığını aktardı. Saldırının, kocasının ve kızının sadece 10 dakikalık bir yürüyüşe çıktıkları sırada gerçekleştiğine dikkat çekti.
Ghida Fakih, kızının bir basketbol oyuncusu olduğunu ve yaşanan şok nedeniyle antrenmanlara gidemediğini söyledi. Ona verdiği sözü tutarak dün ilk kez birlikte antrenmana gittiklerini anlatan Fakih, o yoldan geçerken saldırının yakınlığını daha iyi idrak ettiğini söyledi. Fakih, “Füze tam üstlerinden geçmiş ve binayı isabet etmişti. Üstelik sadece bir tane değil, dört tane füze vardı. Biri daha uzağa gitti, diğer üçü aynı binayı isabet etti” diye konuştu.
Kızının güçlü olduğunu ve bu travmayı atlatacağına inandığını dile getiren anne, ancak bunun için zamana ihtiyacı olduğunu vurguladı. 4 yaşındaki küçük oğlunun yaşadıklarını anlatmaya devam etmesinden memnun olduklarını, 11 yaşındaki diğer oğlunun ise daha sessiz kaldığını ve onun için de zor bir süreç olduğunu sözlerine ekledi.
Serdar Korucu’nun, hiçbir annenin böyle bir anı yaşamaması gerektiğine dair sorusuna ise Ghida Fakih kesin bir dille katıldı. “Dünyanın hiçbir yerindeki bir anne bunu yaşamamalı” diyen Fakih, saldırı gecesi ateşkes görüşmelerinin olumlu geçtiğini düşünerek uyuduklarını, uyandıklarında ise bu olayla karşılaştıklarını anlattı.
Beyrut’ta sivillerin arasında bir bölgenin vurulduğunu ve kurbanların çoğunun çocuk ve kadın olduğunu hatırlatan Fakih, “Bu kabul edilemez. Bu haklı gösterilemez” dedi. Kızının videosunu paylaşma kararının ardındaki sebebin de bu olduğunu söyleyen anne, “Yaşanan sadece Naya ile ilgili değil. Çocuklarımızın nasıl bir korku yaşadığını gösteriyor” ifadelerini kullandı.
Ghida Fakih, böyle bir saldırı beklentisi olsaydı çocuklarını Beyrut’ta tutmayacağını da sözlerine ekledi. Uyarı yapıldığında bölgeyi terk ettiklerini, ancak Beyrut’un böyle bir yer olmadığını vurguladı. Konuşmasının sonunda, çocuklarının yanında sağ salim olduğu için kendini şanslı hissettiğini belirten Fakih, diğer ailelerin aynı şansa sahip olmadığını ifade etti. Fakih, Türkiye’ye ve Türk halkına olan sevgisini de dile getirerek sözlerini tamamladı.
Sizce uluslararası toplum, sivilleri ve özellikle çocukları hedef alan bu tür saldırıları önlemek için daha etkili ne gibi adımlar atmalı?
Tam o sırada bir meslektaşının, patlamanın bir arkadaşının evinin yanında olduğunu öğrendiğini aktaran Fakih, kocasına da ulaşmakta zorlandığını kaydetti. Eşine ulaştığında ise aldığı ilk bilginin, “Naya ve ben iyiyiz. Patlamayı gördük ama oğullarımız evde” olduğunu söyledi. Fakih, 11 ve 4 yaşındaki iki oğlunun o sırada evde olduğunu ve patlamanın hangi binayı vurduğunu anlayamadığı için büyük bir endişe yaşadığını vurguladı.
Kızının çektiği ve dünyanın hafızasına kazınan o videoyu ise saldırıdan yaklaşık bir saat sonra trafikte araçta görme fırsatı bulduğunu anlatan anne Fakih, “Açıkçası saldırının bu kadar yakın olması beklemiyordum. İşte o zaman yaşananın büyüklüğünü, kızımın ve kocamın saldırıda hayatını kaybetmeye ne kadar yaklaştıklarını anladım” ifadelerini kullandı.
Kızına ancak 2 saat sonra ulaşabildiğini belirten Fakih, onu görür görmez sarılıp ağladıklarını ve tüm ailenin o an duygusal bir boşanma yaşadığını aktardı. Saldırının, kocasının ve kızının sadece 10 dakikalık bir yürüyüşe çıktıkları sırada gerçekleştiğine dikkat çekti.
Ghida Fakih, kızının bir basketbol oyuncusu olduğunu ve yaşanan şok nedeniyle antrenmanlara gidemediğini söyledi. Ona verdiği sözü tutarak dün ilk kez birlikte antrenmana gittiklerini anlatan Fakih, o yoldan geçerken saldırının yakınlığını daha iyi idrak ettiğini söyledi. Fakih, “Füze tam üstlerinden geçmiş ve binayı isabet etmişti. Üstelik sadece bir tane değil, dört tane füze vardı. Biri daha uzağa gitti, diğer üçü aynı binayı isabet etti” diye konuştu.
Kızının güçlü olduğunu ve bu travmayı atlatacağına inandığını dile getiren anne, ancak bunun için zamana ihtiyacı olduğunu vurguladı. 4 yaşındaki küçük oğlunun yaşadıklarını anlatmaya devam etmesinden memnun olduklarını, 11 yaşındaki diğer oğlunun ise daha sessiz kaldığını ve onun için de zor bir süreç olduğunu sözlerine ekledi.
Serdar Korucu’nun, hiçbir annenin böyle bir anı yaşamaması gerektiğine dair sorusuna ise Ghida Fakih kesin bir dille katıldı. “Dünyanın hiçbir yerindeki bir anne bunu yaşamamalı” diyen Fakih, saldırı gecesi ateşkes görüşmelerinin olumlu geçtiğini düşünerek uyuduklarını, uyandıklarında ise bu olayla karşılaştıklarını anlattı.
Beyrut’ta sivillerin arasında bir bölgenin vurulduğunu ve kurbanların çoğunun çocuk ve kadın olduğunu hatırlatan Fakih, “Bu kabul edilemez. Bu haklı gösterilemez” dedi. Kızının videosunu paylaşma kararının ardındaki sebebin de bu olduğunu söyleyen anne, “Yaşanan sadece Naya ile ilgili değil. Çocuklarımızın nasıl bir korku yaşadığını gösteriyor” ifadelerini kullandı.
Ghida Fakih, böyle bir saldırı beklentisi olsaydı çocuklarını Beyrut’ta tutmayacağını da sözlerine ekledi. Uyarı yapıldığında bölgeyi terk ettiklerini, ancak Beyrut’un böyle bir yer olmadığını vurguladı. Konuşmasının sonunda, çocuklarının yanında sağ salim olduğu için kendini şanslı hissettiğini belirten Fakih, diğer ailelerin aynı şansa sahip olmadığını ifade etti. Fakih, Türkiye’ye ve Türk halkına olan sevgisini de dile getirerek sözlerini tamamladı.
Sizce uluslararası toplum, sivilleri ve özellikle çocukları hedef alan bu tür saldırıları önlemek için daha etkili ne gibi adımlar atmalı?