Yapılan araştırmalarda, şüphelilerin yurt dışındaki bankalarda bulunan ve 'uyuyan hesap' olarak tabir edilen hesaplardaki paraları, bilişim sistemlerini kullanarak kendi kontrollerindeki hesaplara aktardıkları belirlendi. Ayrıca, yurt dışında bulunan kişilere ait ele geçirilen banka ve kart bilgileri kullanılarak kart kopyalama işlemleri gerçekleştirdikleri saptandı. Şüphelilerin işlediği suçlar bununla da sınırlı kalmadı. Sosyal medya platformlarının veri tabanlarına sızarak yaklaşık 19 milyon 800 bin kişiye ait kişisel veriyi ele geçirdikleri ortaya çıktı. Bunun yanı sıra, 10 bin 768 kişiye ait sosyal medya ve e-posta hesap bilgilerinin depolandığı tespit edildi. Örgüt üyelerinin, çok sayıda internet sitesi ile bazı kamu kurumlarına ait veri tabanlarına da yetkisiz erişim sağladıkları anlaşıldı. Ele geçirilen bu verilerle sorgu panelleri oluşturdukları ve bu hassas bilgileri ücret karşılığında sattıkları kayıtlara geçti. Yapılan incelemelerde, örgütün bir sigorta şirketine ait veri tabanına girerek 5 bin 500 kaza poliçesini ele geçirdiği de belgelendi. Şüphelilerin, yasa dışı yayın platformu kurmak amacıyla çevrim içi toplantılar yaptığı ve çok sayıda kişiye ait kimlik fotoğraflarını depolayarak mesajlaşma uygulamaları üzerinden sattığı tespit edildi. Operasyon öncesi yapılan teknik takipte, şüphelilerin suç faaliyetlerinde kullanmak üzere casus yazılımlar bulundurdukları ve bu yöntemlere ilişkin eğitim videoları hazırladıkları da belirlenmişti. Tüm bu tespitlerin ardından, kimlikleri belirlenen 7 şüpheliye yönelik bir operasyon düzenlendi. Operasyon kapsamında çok sayıda dijital materyale el konuldu. Aralarında örgüt lideri olduğu iddia edilen G.C.G.’nin de bulunduğu 7 şüpheli, gözaltına alındı. Sizce siber suçlarla mücadelede bu tür operasyonlar yeterli önlem midir, yoksa daha köklü ne gibi çözümler üretilmeli? |
|