| Trabzon ve Rize kıyılarındaki jeolojik özelliklerin olası sarsıntıların etkilerini büyüteceğini ifade eden Bektaş, mevcut koşullar nedeniyle bölgede meydana gelecek orta büyüklükte bir depremin dahi beklenenden çok daha ağır hasarlara yol açabileceğini vurguladı. Kandilli Rasathanesi’nin 6,6’lık öngörüsünü hatırlatan Prof. Dr. Bektaş, bu rakamsal verilerin bölgedeki gerçek tehlikeyi tam anlamıyla yansıtmadığı konusunda uyardı. Bölgede kaydedilen mikro depremlerin doğrudan yıkıcı bir etki yaratmasa da mevcut zemin koşulları sebebiyle ciddi bir tehdit unsuru oluşturduğu belirtildi. Bektaş, plaj kumları, dolgu alanları ve heyelan sahalarının bu tehdidi daha da büyüttüğünü aktardı. Karadeniz sahil şeridindeki zemin yapısına ilişkin teknik ayrıntıları paylaşan Prof. Dr. Bektaş, plaj kumları ve yapay dolgu alanlarının deprem dalgalarını büyütme özelliğine sahip olduğunu açıkladı. Gevşek ve yapay zeminlerin, olası sarsıntılarda deprem şiddetini iki ila üç kat artırabileceği uyarısında bulunan Bektaş, sahil kesimlerindeki suya doygun zeminlere işaret etti. Bu alanlarda sıvılaşma riskinin yüksek olduğunu belirten Bektaş, deprem anında sıvılaşmanın yapı temellerinde ciddi deformasyonlara ve çökmelere yol açacağını kaydetti. Bölgedeki yerleşim yerlerinin yapısına da değinen Prof. Dr. Bektaş, konut projeleriyle aşırı derecede yüklenmiş olan heyelan sahalarının oluşturduğu riske dikkat çekti. Özellikle yağışlı dönemlerde bu alanların çok daha hassas bir dengeye sahip olduğunu belirten Bektaş, orta büyüklükte bir sarsıntının bile bu bölgelerde heyelanları tetikleyebileceğini ifade etti. Zemin ve yerleşim yapısı nedeniyle, yaşanacak sarsıntıların çok daha ağır hasarlar bırakabileceği uyarısı yinelendi. Bölgedeki riskin resmi kurumlar tarafından da güncellendiğine dikkat çeken Bektaş, AFAD’ın 2018 yılında Trabzon–Rize bölgesinin deprem tehlikesini, eski verilere oranla yaklaşık 2–3 kat artırdığını kaydetti. Ayrıca sahil zeminlerinin sadece yerel fay hatlarından kaynaklanan depremlerden etkilenmeyeceği, uzak mesafelerde meydana gelen orta ve büyük ölçekli depremlerin de doğrudan bölgeyi etkileyebileceği bildirildi. Sizce Karadeniz sahil şeridindeki yerleşim ve yapılaşma politikaları, bu derece ciddi uyarılar ışığında yeniden gözden geçirilmeli mi? |
|