Arkadaşlar, bu karşılaştırmayı yaparken elim titriyor ama gerçek bu. Basketbol tarihine baktığımızda iki farklı çağ ve iki farklı "düşman yaratma" biçimi görüyoruz. Biri efsaneleri doğurdu, diğeri ise devleri devirdi. Hadi biraz çıldıralım!
Jordan Çağı: "Bad Boys" ve "Süper Takımlar"
Michael Jordan'ın yolunu kesmek isteyenler, onunla baş edecek özel takımlar inşa etmek zorundaydı. Pistons'un "Bad Boys"u bunun en net kanıtı. Jordan'ı durdurmak için kurulan, adeta bir nevi anti-Jordan savunma sistemi. Kuralları zorlayan, sert, psikolojik baskıcı bir yapı. Onları yene yene gelişti.
Sonra 90'ların ortası geldiğinde, Knicks, Pacers gibi takımlar da fiziksel, güçlü, mücadeleci kadrolar kurdu. Hakeem'in Rockets'ı zaten kendi içinde bir tarihti. Jordan'ın karşısına çıkmak için önce kendi tarihinizi yazmanız gerekiyordu.
LeBron Çağı: "Süper Takımları" Devirmek
LeBron James'in hikayesi tam tersi. O, zaten var olan tarihi takımları ve sistemleri devirmek zorunda kaldı. En büyük zaferlerini, kurulu düzenin devlerini alt ederek aldı.
2011 Mavericks'i düşünün. Yaşlı, tecrübeli, kimsenin şans vermediği bir ekip, Miami'deki "Heatles"i devirdi. 2014 Spurs'ü unutmayalım. Tarihin en güzel takım basketbolunu oynayan, adeta bir makineyi yendi. Ve tabii 2016 Warriors'ı... Tarihin en iyi normal sezon performansını gösteren (73-9), içinde Stephen Curry, Klay Thompson, Draymond Green olan ve sonradan Kevin Durant'i de alan bir süper takımı, 3-1 geriden gelerek devirmek? Bu, bir takım kurmak değil, bir dağı yıkmaktır!
Peki Bu Ne Anlama Geliyor?
Jordan'ın dönemi, onu geçmek için önüne set çekmekti. LeBron'un dönemi ise, onun üzerinden atlaması için sürekli daha yüksek çıtalar koymaktı. Biri rakiplerini kendi seviyesine çıkarttı, diğeri ise rakiplerinin zirvesine tırmandı.
Hangisi daha zor? Hangisi daha değerli? Bu sonsuz bir tartışma. Ama şunu kabul edelim: İkisi de kendi çağlarının en büyük meydan okumasını yaşadı. Biri rakiplerini efsane yaptı, diğeri rakiplerinin efsanelerini yıktı.
Siz ne düşünüyorsunuz? Bu analizde haklı mıyım yoksa işin içinden çıkamayacağımız bir kısır döngü mü? Ateşli yorumlarınızı bekliyorum!
Michael Jordan'ın yolunu kesmek isteyenler, onunla baş edecek özel takımlar inşa etmek zorundaydı. Pistons'un "Bad Boys"u bunun en net kanıtı. Jordan'ı durdurmak için kurulan, adeta bir nevi anti-Jordan savunma sistemi. Kuralları zorlayan, sert, psikolojik baskıcı bir yapı. Onları yene yene gelişti.
Sonra 90'ların ortası geldiğinde, Knicks, Pacers gibi takımlar da fiziksel, güçlü, mücadeleci kadrolar kurdu. Hakeem'in Rockets'ı zaten kendi içinde bir tarihti. Jordan'ın karşısına çıkmak için önce kendi tarihinizi yazmanız gerekiyordu.
LeBron James'in hikayesi tam tersi. O, zaten var olan tarihi takımları ve sistemleri devirmek zorunda kaldı. En büyük zaferlerini, kurulu düzenin devlerini alt ederek aldı.
2011 Mavericks'i düşünün. Yaşlı, tecrübeli, kimsenin şans vermediği bir ekip, Miami'deki "Heatles"i devirdi. 2014 Spurs'ü unutmayalım. Tarihin en güzel takım basketbolunu oynayan, adeta bir makineyi yendi. Ve tabii 2016 Warriors'ı... Tarihin en iyi normal sezon performansını gösteren (73-9), içinde Stephen Curry, Klay Thompson, Draymond Green olan ve sonradan Kevin Durant'i de alan bir süper takımı, 3-1 geriden gelerek devirmek? Bu, bir takım kurmak değil, bir dağı yıkmaktır!
Jordan'ın dönemi, onu geçmek için önüne set çekmekti. LeBron'un dönemi ise, onun üzerinden atlaması için sürekli daha yüksek çıtalar koymaktı. Biri rakiplerini kendi seviyesine çıkarttı, diğeri ise rakiplerinin zirvesine tırmandı.
Hangisi daha zor? Hangisi daha değerli? Bu sonsuz bir tartışma. Ama şunu kabul edelim: İkisi de kendi çağlarının en büyük meydan okumasını yaşadı. Biri rakiplerini efsane yaptı, diğeri rakiplerinin efsanelerini yıktı.
Siz ne düşünüyorsunuz? Bu analizde haklı mıyım yoksa işin içinden çıkamayacağımız bir kısır döngü mü? Ateşli yorumlarınızı bekliyorum!