| Erhürman, ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları ile başlayan ve Tahran'ın misillemeleri ile devam eden süreçle ilgili olarak, Kıbrıs'a yönelebilecek tüm riskleri gözden geçirdiklerini belirtti. Türkiye ile istişare halinde gerekli tüm hazırlıkları yaptıklarını ve bugüne kadar KKTC açısından büyük bir tehlike bulunmadığını aktardı. Bölgedeki son gelişmeler karşısında kendilerini güvende hissetmelerine rağmen rehavete kapılmadıklarını vurgulayan Erhürman, KKTC'nin bölgenin en güvenli ülkesi olduğuna dikkati çekti. Erhürman, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY), tüm uyarılara rağmen Türkiye'ye karşı uygulanabilirliği mümkün olmayan bir güç dengesi oluşturma hedefiyle askeri anlaşma ve ittifaklara yöneldiğine işaret etti. "Andreas Papandreu Üssü'nün varlığı ve o üs doğrultusunda yapılmış askeri anlaşmalar ve ittifaklar meselesini de çok göz ardı etmemek lazım." ifadelerini kullandı. GKRY'nin yaptığı tüm askeri anlaşma ve ittifaklarla oluşturduğu risklerden ötürü kendilerinin de etkilenebileceğine dikkati çeken Erhürman, Kıbrıslı Türklerin iradesi olmadan alınan kararların sonuçlarına katlanmalarının beklenmesinin adil olmadığının altını çizdi. Bölgeye bakıldığında Türkiye ve KKTC'nin güvenli bölgelerde bulunmasının önemli olduğunu vurgulayan Erhürman, son süreçte Türkiye'nin yürüttüğü dış politikanın pek çok ülke tarafından takdirle karşılandığını söyledi. "Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Yurtta sulh, cihanda sulh' şiarının bugün hayata geçirildiği bölge Türkiye ve KKTC açısından etkilerini gösteriyor." dedi. Yürütülen dış politikanın, Türkiye'yi herkesle konuşabilen yegane ülke haline getirdiğini belirten Erhürman, bu durumun Türkiye'nin pozisyonunu güçlü kıldığını ifade etti. Erhürman, Orta Doğu'da yaşanan çatışma ve kriz süreciyle ilgili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tüm mesajlarında barış ve diplomasiye vurgu yaptığına değindi. "Sayın Cumhurbaşkanı'nın açıklamalarında sürekli 'barış' çağrısı var. Sayın Bakan Hakan Fidan, şimdi bölgede görüşmeler yapıyor." şeklinde konuştu. KKTC Cumhurbaşkanı, Güney Kıbrıs'ın Ada'yı bir cephaneliğe dönüştürecek yaklaşımının Kıbrıs'ı yaşanabilir bir yer olmaktan çıkarabileceğini vurguladı. Bölgeye yönelen diğer askeri enstrümanlara karşı Türkiye'nin KKTC'ye konuşlandırdığı F16 uçaklarıyla ilgili Rum tarafının eleştirilerinin yersiz olduğunu söyledi. Güney Kıbrıs'a yapılan askeri sevkiyatlardan ötürü adeta denizde yer kalmadığına işaret eden Erhürman, "Türkiye tarafından buraya gönderilen F16'ları eleştiriyorlar. Türkiye Cumhuriyeti, Ada'nın tamamının garantörü olan bir ülke. Peki Fransa ne? Hollanda ne?" ifadelerini kullandı. Erhürman, GKRY'nin başlattığı askeri ittifakların, bugün Güney Kıbrıs'ta turizm sektörüyle ilgili tartışmaları beraberinde getirerek bölgenin güvenli olmadığı imajını doğurduğunu anlattı. "Fransız Charles de Gaulle buraya geldi, Hollanda’dan gemi geldi... Bu bölgenin, güvenli bir bölge olmadığı algısı insanlarda oluşacak." dedi. Güney Kıbrıs'ın Türkiye'ye karşı kurmaya çalıştığı güç dengesinin bölgeyi riske soktuğu gibi GKRY'yi de amacına ulaştırmadığını söyleyen Erhürman, "Bugüne kadar aldığın kararlar, yaptığın anlaşmalar dolayısıyla güvende hissetmiyorsun aslında. İsrail-Yunanistan-Güney Kıbrıs ittifakı çabalarının ortaya çıkışı... İsrail'i sizin ittifak ortaklarınızdan biri olarak lanse ediyorsunuz." şeklinde konuştu. Erhürman, "GKRY'nin bir an önce maceracı tutumundan vazgeçmesi ve gerçekleri görmesi gerektiğini" belirterek, "Güney Kıbrıs'ın bölgede kendini çok özel bir aktör gibi görmeye devam etmesi halinde çok büyük risklerle karşı karşıya kalmaya devam edeceğiz." açıklamasını yaptı. İzlenilen dış politika ve iki ülke arasındaki koordinasyon sayesinde bölgedeki en güvenilir ülkelerin Türkiye ve KKTC olduğunu vurgulayan Erhürman, "(GKRY'nin davetiyle) Buraya gelmiş olan askeri enstrümanların kalıcı olacağını düşünmediğim gibi olmaması gerektiğini çok açık söylüyorum." ifadeleriyle sözlerini tamamladı. Sizce GKRY'nin askeri ittifak arayışları Kıbrıs'ın güvenliğini ve istikrarını nasıl etkiliyor? |
|