Bakanlık makamında gerçekleşen buluşmada, mimarlık, müzecilik ve kültürel projeler alanındaki uluslararası deneyimler masaya yatırıldı. İki isim, Molinari'nin bu alandaki birikiminin Türkiye'de yürütülen projelere sağlayacağı katkıları değerlendirdi.
Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, görüşmeye ilişkin sosyal medya paylaşımında bulundu. Paylaşımında, İtalyan küratör Luca Molinari ile bir araya geldiklerini ve Haydarpaşa ile Sirkeci'deki projeler için yürütülen küratörlük çalışmalarını görüştüklerini belirtti.
Ersoy, Molinari'nin Venedik Bienali'nde ödül kazanan ve otuz yılı aşkın deneyime sahip bir isim olduğunun altını çizdi. Molinari'nin sergiler, yayın projeleri ve müze çalışmaları aracılığıyla tasarım kültürünü geniş kitlelere ulaştırdığını ifade etti.
Luca Molinari, aynı zamanda Campania “Luigi Vanvitelli” Üniversitesi'nde Mimarlık Teorisi ve Tasarımı Profesörü olarak görev yapıyor. Uluslararası mimarlık eleştirisi ve küratöryel projeleriyle tanınan Molinari, önemli bir akademik ve profesyonel geçmişe sahip.
Molinari, Platform Architecture and Design dergisinin yayın yönetmenliğini yürütüyor. Corriere della Sera, Domus gibi önde gelen İtalyan ve uluslararası yayınlarda yazılar kaleme alan isim, 1995-2019 yılları arasında Skira yayınevinin Mimarlık ve Tasarım bölümü editörlüğünü üstlendi.
Kendisi, La Biennale di Venezia'nın 10. Uluslararası Mimarlık Sergisi kapsamındaki Ernesto Nathan Rogers Ödülü ve UIA Jean Tschumi Ödülü'nün de sahibi. Ayrıca, Ekim 2020'de Mestre'deki M9 Müzesi'nin bilimsel direktörü olarak görev yaptı.
1994 yılında kurduğu Luca Molinari Studio (LMS), mimarlık ve tasarım kültürünü yaygınlaştırmayı amaçlayan çalışmalar yürütüyor. Stüdyo, sergi tasarımı, grafik tasarım, yayıncılık ve proje yönetimi gibi alanlarda faaliyet gösteriyor.
Luca Molinari, halen Haydarpaşa ve Sirkeci'deki müze, sergi ve tasarım projelerinde küratör olarak çalışmalarını sürdürüyor. Bu dönüşüm projelerinin danışma kurulunda küratör olarak görev yapıyor.
Molinari'nin küratörlüğünde, Haydarpaşa'da Türkiye'nin su altı arkeolojik alanları ve çok katmanlı tarihi ele alınacak. Sirkeci'de ise 19. ve 20. yüzyıldaki göç hareketlerinin hikayeleri, çağdaş müzecilik teknikleriyle işlenecek.
Bu yaklaşımla, her iki tarihi gar sahasında ziyaretçilere tarihi derinliği ve kültürel sürekliliği deneyimleme fırsatı sunacak alanlar tasarlanıyor. Proje, İstanbul'un iki ikonik garını korurken kente yeni bir kültür-sanat odağı kazandırmayı hedefliyor.
Planlanan sergiler, geçmiş ile günümüz arasında güçlü bir bağ kurarak, ziyaretçilerin İstanbul'un çok katmanlı tarihini keşfetmesine olanak tanıyacak. Proje, kültürel mirasın korunması ve yaşatılması noktasında önemli bir adım olarak öne çıkıyor.
Sizce Haydarpaşa ve Sirkeci'nin bu dönüşümü, İstanbul'un kültür sanat hayatına nasıl bir katkı sağlayacak?
Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, görüşmeye ilişkin sosyal medya paylaşımında bulundu. Paylaşımında, İtalyan küratör Luca Molinari ile bir araya geldiklerini ve Haydarpaşa ile Sirkeci'deki projeler için yürütülen küratörlük çalışmalarını görüştüklerini belirtti.
Ersoy, Molinari'nin Venedik Bienali'nde ödül kazanan ve otuz yılı aşkın deneyime sahip bir isim olduğunun altını çizdi. Molinari'nin sergiler, yayın projeleri ve müze çalışmaları aracılığıyla tasarım kültürünü geniş kitlelere ulaştırdığını ifade etti.
Luca Molinari, aynı zamanda Campania “Luigi Vanvitelli” Üniversitesi'nde Mimarlık Teorisi ve Tasarımı Profesörü olarak görev yapıyor. Uluslararası mimarlık eleştirisi ve küratöryel projeleriyle tanınan Molinari, önemli bir akademik ve profesyonel geçmişe sahip.
Molinari, Platform Architecture and Design dergisinin yayın yönetmenliğini yürütüyor. Corriere della Sera, Domus gibi önde gelen İtalyan ve uluslararası yayınlarda yazılar kaleme alan isim, 1995-2019 yılları arasında Skira yayınevinin Mimarlık ve Tasarım bölümü editörlüğünü üstlendi.
Kendisi, La Biennale di Venezia'nın 10. Uluslararası Mimarlık Sergisi kapsamındaki Ernesto Nathan Rogers Ödülü ve UIA Jean Tschumi Ödülü'nün de sahibi. Ayrıca, Ekim 2020'de Mestre'deki M9 Müzesi'nin bilimsel direktörü olarak görev yaptı.
1994 yılında kurduğu Luca Molinari Studio (LMS), mimarlık ve tasarım kültürünü yaygınlaştırmayı amaçlayan çalışmalar yürütüyor. Stüdyo, sergi tasarımı, grafik tasarım, yayıncılık ve proje yönetimi gibi alanlarda faaliyet gösteriyor.
Luca Molinari, halen Haydarpaşa ve Sirkeci'deki müze, sergi ve tasarım projelerinde küratör olarak çalışmalarını sürdürüyor. Bu dönüşüm projelerinin danışma kurulunda küratör olarak görev yapıyor.
Molinari'nin küratörlüğünde, Haydarpaşa'da Türkiye'nin su altı arkeolojik alanları ve çok katmanlı tarihi ele alınacak. Sirkeci'de ise 19. ve 20. yüzyıldaki göç hareketlerinin hikayeleri, çağdaş müzecilik teknikleriyle işlenecek.
Bu yaklaşımla, her iki tarihi gar sahasında ziyaretçilere tarihi derinliği ve kültürel sürekliliği deneyimleme fırsatı sunacak alanlar tasarlanıyor. Proje, İstanbul'un iki ikonik garını korurken kente yeni bir kültür-sanat odağı kazandırmayı hedefliyor.
Planlanan sergiler, geçmiş ile günümüz arasında güçlü bir bağ kurarak, ziyaretçilerin İstanbul'un çok katmanlı tarihini keşfetmesine olanak tanıyacak. Proje, kültürel mirasın korunması ve yaşatılması noktasında önemli bir adım olarak öne çıkıyor.
Sizce Haydarpaşa ve Sirkeci'nin bu dönüşümü, İstanbul'un kültür sanat hayatına nasıl bir katkı sağlayacak?