Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, konuşmasına uluslararası hukuku hiçe sayan savaşların sona ermesi temennisiyle başladı. Ersoy, Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğindeki dış politika sayesinde, barış ve uzlaşma denildiğinde adres gösterildiğini ifade etti.
Farklılıkları ayrıştıran anlayışlara karşı bu toprakların hoşgörü kültürünün örnek olduğunu vurgulayan Ersoy, Türkiye’nin küresel bir yangının ortasında huzurun limanı haline geldiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” idealine inandıklarını belirten Bakan, bu doğrultuda kararlılıkla çalıştıklarını dile getirdi.
Kültür ve Turizm Bakanı, bakanlığın yürüttüğü restorasyon çalışmalarına da değindi. Kız Kulesi, Galata Kulesi, Rami Kütüphanesi ve CSO Tarihî Salonu gibi önemli yapıların bilimsel esaslarla restore edildiğini söyledi. Ersoy, 2018 yılından bu yana restorasyon, müze inşası ve çevre düzenleme çalışmalarına 60 milyar lirayı aşan yatırım yapıldığını vurguladı.
Bakan Ersoy, Türkiye’nin köklü müzecilik geçmişine sahip olduğunu belirterek İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin bu alandaki başlangıç noktası olduğunu ifade etti. Müze ve ören yerlerindeki çalışmaların sadece koruma ile sınırlı kalmadığını, mirası daha geniş kitlelerle buluşturmayı hedeflediğini söyledi.
2025 yılı itibarıyla 219 müze ve 147 ören yerinde 33 milyonu aşkın ziyaretçiye ulaşıldığını kaydeden Ersoy, bu artışın kültürel mirasa olan ilginin her geçen gün güçlendiğini gösterdiğini ifade etti.
Kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede önemli mesafe kat edildiğine işaret eden Ersoy, 2002’den bu yana 13 bin 451 eserin Türkiye'ye iadesinin sağlandığını açıkladı. Marcus Aurelius heykelinin ABD’den iadesini bu sürecin en önemli örneklerinden biri olarak gösterdi.
Ersoy, 2020-2025 yılları arasında 1 milyon 300 bini aşkın eserin ele geçirilerek müzelere kazandırıldığını ifade etti. Bakan Ersoy, 2023 yılında başlatılan “Geleceğe Miras” projesi ile Türk arkeolojisinin altın çağını başlattıklarını söyledi.
65 ilde 255 kazı çalışması yürütüldüğünü, 2025 yılında ise toplam 776 noktada arkeolojik faaliyet gerçekleştirildiğini aktaran Ersoy, 2026 yılında bu sayının 800’e ulaşacağını öngördüklerini dile getirdi. Bu çalışmalar kapsamında 15 binin üzerinde eserin müzelere kazandırıldığını ve projenin toplam destek tutarının 7,5 milyar liraya ulaştığını kaydetti.
Gece müzeciliği uygulamasıyla 27 müze ve ören yerinde yaklaşık 600 bin ziyaretçiye ulaşıldığını sözlerine ekleyen Ersoy, önümüzdeki dönemde bu uygulamayı yaygınlaştırmayı hedeflediklerini belirtti.
Bakan Ersoy, konuşmasının devamında Ortodoks cemaatine ait melek heykelinin 2004 yılında Denizli’de bir operasyonla ele geçirildiğini anlattı. Yapılan incelemeler sonucunda heykelin Heybeliada’daki Aya Yorgi Manastırı’ndan çalındığının tespit edildiğini aktardı.
Eserin, hukuki süreçlerin tamamlanmasının ardından ve Fener Rum Patrikhanesi ile yapılan yapıcı diyalog sayesinde ait olduğu yere teslim edildiğini söyleyen Ersoy, bu teslimin kültürel bir hafızanın tamamlanması olduğunu ifade etti. Bakan, 2021 yılında Çanakkale Gökçeada’daki kiliselerden çalınan 12 ikonanın da Troya Müzesinde Patrik Bartholomeos’a teslim edildiğini hatırlattı.
Arkeoloji alanındaki çalışmalara da değinen Bakan Ersoy, Taş Tepeler projesinin Türk arkeolojisinin en kapsamlı girişimlerinden biri olduğunu söyledi. Şanlıurfa merkezli bu projenin, Neolitik Dönem'e ilişkin kabulleri yeniden değerlendirmeyi sağladığını kaydetti.
36 akademik kurumun katılımıyla yürütülen çalışmaların uluslararası bir iş birliği ağına dönüştüğünü dile getiren Ersoy, projenin koruma, restorasyon, tanıtım ve sürdürülebilir miras yönetimini kapsadığını belirtti.
Türkiye'nin UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki temsiliyetini artırmayı öncelikli hedef olarak gördüklerini vurgulayan Ersoy, 2025 yılında Sardes Antik Kenti ve Bintepeler Lidya Tümülüsleri’nin de listeye kaydedilmesiyle varlık sayılarının 22’ye yükseldiğini açıkladı. Dünya Mirası Geçici Listesi’nde ise varlık sayısının 79 olduğunu ifade etti.
Deprem bölgelerinde kültür varlıklarının yeniden ayağa kaldırıldığını belirten Ersoy, Haydarpaşa ve Sirkeci Gar sahalarında kapsamlı bir dönüşüm gerçekleştirdiklerini anlattı. Hatay Müzesi, Mardin Aziz Sancar Evi ve Diyarbakır Cezaevi’nin kültür kompleksi olarak yeniden işlevlendirilmesi çalışmalarının sürdüğünü kaydetti.
Selimiye Camii’nden Sümela Manastırı’na, Ayasofya Kebir Camii'nden Aziz Nikolaos Kilisesi’ne kadar Türkiye'nin her bölgesinde tüm kültür varlıklarının geleceğe taşınması için mücadele verdiklerini söyledi.
Bakan Ersoy, yapay zekâ destekli sistemlerle dijital ortamda da etkin mücadele yürütüldüğünün altını çizdi. TraceArt sistemi ile küresel ölçekte takip yapıldığını belirtti.
2023 yılında başlattıkları Tarihî Eserlerin Güvenliği İçin Kimliklendirme Projesi kapsamında, Bakanlık envanterindeki 600 binden fazla eserin kimliklendirme yöntemiyle güvence altına alındığını açıkladı. Yapay zekâ ile oluşturulmuş, kopyalanamayan özel bir teknoloji kullandıklarını ifade eden Ersoy, güvenlik ve sahtecilikle mücadelede önemli bir eşik aşıldığını söyledi.
Konuşmasının sonunda kültürel mirasın ayrım gözetmeksizin korunmasının önemine dikkat çeken Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, bu mirasın insanların kimliği, hafızası ve birbirleriyle kurduğu bağın en güçlü taşıyıcısı olduğunu vurguladı. Kültürel mirasın korunmasının yalnızca geçmişe değil, geleceğe de ışık tuttuğunu belirterek konuşmasını tamamladı.
Sizce kültürel mirasın korunmasında en etkili yöntemler neler olabilir?
Farklılıkları ayrıştıran anlayışlara karşı bu toprakların hoşgörü kültürünün örnek olduğunu vurgulayan Ersoy, Türkiye’nin küresel bir yangının ortasında huzurun limanı haline geldiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” idealine inandıklarını belirten Bakan, bu doğrultuda kararlılıkla çalıştıklarını dile getirdi.
Kültür ve Turizm Bakanı, bakanlığın yürüttüğü restorasyon çalışmalarına da değindi. Kız Kulesi, Galata Kulesi, Rami Kütüphanesi ve CSO Tarihî Salonu gibi önemli yapıların bilimsel esaslarla restore edildiğini söyledi. Ersoy, 2018 yılından bu yana restorasyon, müze inşası ve çevre düzenleme çalışmalarına 60 milyar lirayı aşan yatırım yapıldığını vurguladı.
Bakan Ersoy, Türkiye’nin köklü müzecilik geçmişine sahip olduğunu belirterek İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin bu alandaki başlangıç noktası olduğunu ifade etti. Müze ve ören yerlerindeki çalışmaların sadece koruma ile sınırlı kalmadığını, mirası daha geniş kitlelerle buluşturmayı hedeflediğini söyledi.
2025 yılı itibarıyla 219 müze ve 147 ören yerinde 33 milyonu aşkın ziyaretçiye ulaşıldığını kaydeden Ersoy, bu artışın kültürel mirasa olan ilginin her geçen gün güçlendiğini gösterdiğini ifade etti.
Kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede önemli mesafe kat edildiğine işaret eden Ersoy, 2002’den bu yana 13 bin 451 eserin Türkiye'ye iadesinin sağlandığını açıkladı. Marcus Aurelius heykelinin ABD’den iadesini bu sürecin en önemli örneklerinden biri olarak gösterdi.
Ersoy, 2020-2025 yılları arasında 1 milyon 300 bini aşkın eserin ele geçirilerek müzelere kazandırıldığını ifade etti. Bakan Ersoy, 2023 yılında başlatılan “Geleceğe Miras” projesi ile Türk arkeolojisinin altın çağını başlattıklarını söyledi.
65 ilde 255 kazı çalışması yürütüldüğünü, 2025 yılında ise toplam 776 noktada arkeolojik faaliyet gerçekleştirildiğini aktaran Ersoy, 2026 yılında bu sayının 800’e ulaşacağını öngördüklerini dile getirdi. Bu çalışmalar kapsamında 15 binin üzerinde eserin müzelere kazandırıldığını ve projenin toplam destek tutarının 7,5 milyar liraya ulaştığını kaydetti.
Gece müzeciliği uygulamasıyla 27 müze ve ören yerinde yaklaşık 600 bin ziyaretçiye ulaşıldığını sözlerine ekleyen Ersoy, önümüzdeki dönemde bu uygulamayı yaygınlaştırmayı hedeflediklerini belirtti.
Bakan Ersoy, konuşmasının devamında Ortodoks cemaatine ait melek heykelinin 2004 yılında Denizli’de bir operasyonla ele geçirildiğini anlattı. Yapılan incelemeler sonucunda heykelin Heybeliada’daki Aya Yorgi Manastırı’ndan çalındığının tespit edildiğini aktardı.
Eserin, hukuki süreçlerin tamamlanmasının ardından ve Fener Rum Patrikhanesi ile yapılan yapıcı diyalog sayesinde ait olduğu yere teslim edildiğini söyleyen Ersoy, bu teslimin kültürel bir hafızanın tamamlanması olduğunu ifade etti. Bakan, 2021 yılında Çanakkale Gökçeada’daki kiliselerden çalınan 12 ikonanın da Troya Müzesinde Patrik Bartholomeos’a teslim edildiğini hatırlattı.
Arkeoloji alanındaki çalışmalara da değinen Bakan Ersoy, Taş Tepeler projesinin Türk arkeolojisinin en kapsamlı girişimlerinden biri olduğunu söyledi. Şanlıurfa merkezli bu projenin, Neolitik Dönem'e ilişkin kabulleri yeniden değerlendirmeyi sağladığını kaydetti.
36 akademik kurumun katılımıyla yürütülen çalışmaların uluslararası bir iş birliği ağına dönüştüğünü dile getiren Ersoy, projenin koruma, restorasyon, tanıtım ve sürdürülebilir miras yönetimini kapsadığını belirtti.
Türkiye'nin UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki temsiliyetini artırmayı öncelikli hedef olarak gördüklerini vurgulayan Ersoy, 2025 yılında Sardes Antik Kenti ve Bintepeler Lidya Tümülüsleri’nin de listeye kaydedilmesiyle varlık sayılarının 22’ye yükseldiğini açıkladı. Dünya Mirası Geçici Listesi’nde ise varlık sayısının 79 olduğunu ifade etti.
Deprem bölgelerinde kültür varlıklarının yeniden ayağa kaldırıldığını belirten Ersoy, Haydarpaşa ve Sirkeci Gar sahalarında kapsamlı bir dönüşüm gerçekleştirdiklerini anlattı. Hatay Müzesi, Mardin Aziz Sancar Evi ve Diyarbakır Cezaevi’nin kültür kompleksi olarak yeniden işlevlendirilmesi çalışmalarının sürdüğünü kaydetti.
Selimiye Camii’nden Sümela Manastırı’na, Ayasofya Kebir Camii'nden Aziz Nikolaos Kilisesi’ne kadar Türkiye'nin her bölgesinde tüm kültür varlıklarının geleceğe taşınması için mücadele verdiklerini söyledi.
Bakan Ersoy, yapay zekâ destekli sistemlerle dijital ortamda da etkin mücadele yürütüldüğünün altını çizdi. TraceArt sistemi ile küresel ölçekte takip yapıldığını belirtti.
2023 yılında başlattıkları Tarihî Eserlerin Güvenliği İçin Kimliklendirme Projesi kapsamında, Bakanlık envanterindeki 600 binden fazla eserin kimliklendirme yöntemiyle güvence altına alındığını açıkladı. Yapay zekâ ile oluşturulmuş, kopyalanamayan özel bir teknoloji kullandıklarını ifade eden Ersoy, güvenlik ve sahtecilikle mücadelede önemli bir eşik aşıldığını söyledi.
Konuşmasının sonunda kültürel mirasın ayrım gözetmeksizin korunmasının önemine dikkat çeken Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, bu mirasın insanların kimliği, hafızası ve birbirleriyle kurduğu bağın en güçlü taşıyıcısı olduğunu vurguladı. Kültürel mirasın korunmasının yalnızca geçmişe değil, geleceğe de ışık tuttuğunu belirterek konuşmasını tamamladı.
Sizce kültürel mirasın korunmasında en etkili yöntemler neler olabilir?