Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger, seçim sonuçlarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, Macar Yurttaş Birliği'nin kaybettiğini ve TISZA Saygı ve Özgürlük Partisi'nin anayasayı değiştirebilecek üçte iki çoğunluğu sağlamış durumda olduğunu belirtti. Kesin sonuçların ardından net bir tablonun ortaya çıkacağını ifade etti.
Ülger, Macaristan'ın seçim sistemine ve sonuçların nasıl şekillendiğine dair detayları da paylaştı. Sistem gereği 106 milletvekilinin dar bölgede, kalanların ise ulusal çevrede belirlendiğini, yeni kurulan Saygı ve Özgürlük Partisi'nin dar bölgelerin büyükçe bir kısmını kazandığını aktardı.
Seçim sonuçlarının Avrupa Birliği açısından önemli yansımaları olabileceği belirtiliyor. Macaristan, AB içinde sorun çıkaran bir ülke olarak kabul ediliyordu ve örneğin Ukrayna'ya 90 milyar euroluk AB desteğini bloke etmişti. Uzlaşma sonucu Macaristan'ın projede yer almayacağı ancak kararın alınmasını da engellemeyeceği kararlaştırılmıştı.
Ülger, Orban'ın uluslararası desteklere rağmen seçimi kaybettiğine dikkat çekti. Rusya ve ABD'nin Orban'ın iktidarının devamı yönünde ağırlık koyduğunu, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in kısa süre önce Budapeşte'ye giderek destek açıkladığını hatırlattı. Ancak bu desteğin işe yaramadığını ve muhalefet liderinin kazandığını söyledi.
Ülger, JD Vance'in uluslararası temaslarının olumsuz sonuçlar doğurduğunu öne sürdü. İslamabad'da başlayan müzakerelerde ABD adına heyet başkanlığı yapan Vance'in, sistemin tıkanmasına ve müzakere sürecinin çökmesine neden olduğunu iddia etti.
Seçim sonuçlarının Avrupa Birliği içindeki karar alma süreçlerini de etkileyebileceği vurgulanıyor. Uzun süredir AB karar alma mekanizmasını bloke eden ülkeler bakımından bir negatif dönüş yaşanabileceği ifade ediliyor. Macaristan'ın Rusya'nın müttefiki olarak görüldüğü ve AB yaptırımlarına katılmadığı hatırlatılıyor. Benzer bir durumun Slovakya için de söz konusu olabileceği belirtiliyor.
Ülger, AB içinde birlik arayışının güçlenebileceğini belirtti. Dondurulan Rus varlıklarının Ukrayna'ya aktarılması konusuna Macaristan'ın muhalefet ettiğini, bir diğer muhalefet eden ülkenin ise Belçika olduğunu kaydetti. AB adına görüş ayrılıklarının ortadan kalkmasının önem taşıdığını sözlerine ekledi.
Seçim sonuçlarının Avrupa'daki aşırı sağ hareketler açısından da bir dönüm noktası olabileceği ifade ediliyor. Fransa'da Ulusal Cephe ve İtalya'da iktidardaki aşırı sağcılar örnek gösterilirken, Macaristan seçimlerinin bu eğilimde bir geriye dönüşün başlangıcı olabileceği değerlendirmesi yapılıyor.
Prof. Dr. Ali Fuat Gökçe ise seçim sonuçlarını farklı bir perspektiften değerlendirdi. 16 yıllık bir politikanın, Avrupa'daki küreselciler diye adlandırılabilecek bir ekibin sonucu olduğunu düşündüğünü söyledi. Orban'ın Rusya ile iyi ilişkilerinin ve Ukrayna-Rusya Savaşı sırasında AB'deki 48 dosyadan 21'ine veto koymasının, AB politikalarının uygulanamaması anlamına geldiğini vurguladı.
Gökçe, ABD ve Trump desteğinin seçim sonuçlarına etkisini de anlattı. Orban'ın Trump ile yakın ilişkisi olduğunu ve Trump'ın, Vance'i yollayarak 7 Nisan 2026 tarihindeki seçim kampanyasını desteklediğini ancak bu desteğin ters teptiğini ifade etti. Magyar'ın açık farkla kazanmasının bunun bir göstergesi olduğunu belirtti.
Gökçe'ye göre Avrupa'da ABD politikalarına yönelik tepki büyüyor. Özellikle kıta Avrupası'nda Trump'ın politikalarına karşı bir tepkinin büyüdüğünü, Fransa'da bu tepkinin çok güçlü olduğunu ve Macron'un Grönland olayı ile Rusya-Ukrayna savaşındaki tutumunun ABD'ye yönelik tepkileri artırdığını öne sürdü.
Gökçe, seçim sonuçlarının arkasındaki temel nedenleri özetlerken, Viktor Orban'ın hem Rusya yanlısı politikalarının hem de Trump yanlısı politikalarının 16 yıllık iktidarının sonunu getirdiğini söyledi. Magyar'ın da aslında Orban'ın partisinde siyasete başlamış bir isim olduğunu, siyasi yelpazede çok büyük fark olmamasına rağmen bu politikaların seçimin kaybedilmesindeki temel sebep olduğunu dile getirdi.
Sizce Macaristan'daki bu siyasi değişim, Avrupa Birliği'nin gelecekteki karar alma süreçlerini kalıcı olarak kolaylaştırır mı?
Ülger, Macaristan'ın seçim sistemine ve sonuçların nasıl şekillendiğine dair detayları da paylaştı. Sistem gereği 106 milletvekilinin dar bölgede, kalanların ise ulusal çevrede belirlendiğini, yeni kurulan Saygı ve Özgürlük Partisi'nin dar bölgelerin büyükçe bir kısmını kazandığını aktardı.
Seçim sonuçlarının Avrupa Birliği açısından önemli yansımaları olabileceği belirtiliyor. Macaristan, AB içinde sorun çıkaran bir ülke olarak kabul ediliyordu ve örneğin Ukrayna'ya 90 milyar euroluk AB desteğini bloke etmişti. Uzlaşma sonucu Macaristan'ın projede yer almayacağı ancak kararın alınmasını da engellemeyeceği kararlaştırılmıştı.
Ülger, Orban'ın uluslararası desteklere rağmen seçimi kaybettiğine dikkat çekti. Rusya ve ABD'nin Orban'ın iktidarının devamı yönünde ağırlık koyduğunu, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in kısa süre önce Budapeşte'ye giderek destek açıkladığını hatırlattı. Ancak bu desteğin işe yaramadığını ve muhalefet liderinin kazandığını söyledi.
Ülger, JD Vance'in uluslararası temaslarının olumsuz sonuçlar doğurduğunu öne sürdü. İslamabad'da başlayan müzakerelerde ABD adına heyet başkanlığı yapan Vance'in, sistemin tıkanmasına ve müzakere sürecinin çökmesine neden olduğunu iddia etti.
Seçim sonuçlarının Avrupa Birliği içindeki karar alma süreçlerini de etkileyebileceği vurgulanıyor. Uzun süredir AB karar alma mekanizmasını bloke eden ülkeler bakımından bir negatif dönüş yaşanabileceği ifade ediliyor. Macaristan'ın Rusya'nın müttefiki olarak görüldüğü ve AB yaptırımlarına katılmadığı hatırlatılıyor. Benzer bir durumun Slovakya için de söz konusu olabileceği belirtiliyor.
Ülger, AB içinde birlik arayışının güçlenebileceğini belirtti. Dondurulan Rus varlıklarının Ukrayna'ya aktarılması konusuna Macaristan'ın muhalefet ettiğini, bir diğer muhalefet eden ülkenin ise Belçika olduğunu kaydetti. AB adına görüş ayrılıklarının ortadan kalkmasının önem taşıdığını sözlerine ekledi.
Seçim sonuçlarının Avrupa'daki aşırı sağ hareketler açısından da bir dönüm noktası olabileceği ifade ediliyor. Fransa'da Ulusal Cephe ve İtalya'da iktidardaki aşırı sağcılar örnek gösterilirken, Macaristan seçimlerinin bu eğilimde bir geriye dönüşün başlangıcı olabileceği değerlendirmesi yapılıyor.
Prof. Dr. Ali Fuat Gökçe ise seçim sonuçlarını farklı bir perspektiften değerlendirdi. 16 yıllık bir politikanın, Avrupa'daki küreselciler diye adlandırılabilecek bir ekibin sonucu olduğunu düşündüğünü söyledi. Orban'ın Rusya ile iyi ilişkilerinin ve Ukrayna-Rusya Savaşı sırasında AB'deki 48 dosyadan 21'ine veto koymasının, AB politikalarının uygulanamaması anlamına geldiğini vurguladı.
Gökçe, ABD ve Trump desteğinin seçim sonuçlarına etkisini de anlattı. Orban'ın Trump ile yakın ilişkisi olduğunu ve Trump'ın, Vance'i yollayarak 7 Nisan 2026 tarihindeki seçim kampanyasını desteklediğini ancak bu desteğin ters teptiğini ifade etti. Magyar'ın açık farkla kazanmasının bunun bir göstergesi olduğunu belirtti.
Gökçe'ye göre Avrupa'da ABD politikalarına yönelik tepki büyüyor. Özellikle kıta Avrupası'nda Trump'ın politikalarına karşı bir tepkinin büyüdüğünü, Fransa'da bu tepkinin çok güçlü olduğunu ve Macron'un Grönland olayı ile Rusya-Ukrayna savaşındaki tutumunun ABD'ye yönelik tepkileri artırdığını öne sürdü.
Gökçe, seçim sonuçlarının arkasındaki temel nedenleri özetlerken, Viktor Orban'ın hem Rusya yanlısı politikalarının hem de Trump yanlısı politikalarının 16 yıllık iktidarının sonunu getirdiğini söyledi. Magyar'ın da aslında Orban'ın partisinde siyasete başlamış bir isim olduğunu, siyasi yelpazede çok büyük fark olmamasına rağmen bu politikaların seçimin kaybedilmesindeki temel sebep olduğunu dile getirdi.
Sizce Macaristan'daki bu siyasi değişim, Avrupa Birliği'nin gelecekteki karar alma süreçlerini kalıcı olarak kolaylaştırır mı?