Ancak mahkeme, söz konusu kararın, tüm aramalara rağmen bulunamadığı için sanığa tebliğ edilemediğini bildirdi. Bu nedenle, kararın içeriği ve itiraz yolları, ilan yoluyla kamuoyuna duyurulma yoluna gidildi.
Mahkeme kararının gerekçesinde, sanık Papuna Kardava hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 292. maddesi kapsamında kamu davası açıldığı hatırlatıldı. Ancak, sanığın suçlamaları baştan beri reddettiği ve mahkumiyeti için yeterli delil bulunamadığı vurgulandı.
Kararda, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil olmadığı sonucuna varıldığı ifade edildi. Bu kanaate dayanarak, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi hükmü gereğince sanığın beraatine karar verildi.
Ayrıca ilanda, CMK'nın 251. maddesi gereğince, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde itiraz hakkı bulunduğu hatırlatıldı. İtirazın, mahkemeye veya en yakın Asliye Ceza Mahkemesi'ne dilekçeyle yapılabileceği belirtildi.
Yurt dışında bulunanların en yakın Türkiye Cumhuriyeti Temsilciliği aracılığıyla, cezaevinde bulunanların ise Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü'ne başvurarak itiraz edebilecekleri kaydedildi. İtirazın, adalet komisyonu başkanınca görevlendirilen hakim tarafından karara bağlanacağı ifade edildi.
İlanda, bu süre içinde itiraz yoluna başvurulmaması halinde kararın kesinleşeceği de vurgulandı. Ayrıca, söz konusu beraat kararına Cumhuriyet Savcısı tarafından da itiraz edildiği bilgisi paylaşıldı. Savcılık itirazını, sanığın mahkumiyeti yerine beraat kararı verilmesi gerekçesiyle yaptı.
Kararın ilan tarihi olarak 17 Mart 2026 tarihi gösterildi. Mahkeme, tüm bu süreci ve hukuki yolları, kararın muhatabına ulaştırılamaması nedeniyle bu ilanla kamuoyuna bildirmiş oldu.
Sizce, bir mahkeme kararının ilan yoluyla duyurulması, adaletin tecellisi ve şeffaflık açısından ne kadar etkili bir yöntemdir?