| Enver İbrahim, "Ankara'nın ABD/İsrail-İran Savaşı'nın sonlandırılması için yakın zaman önce Riyad, İslamabad ve Kahire ile buluşması, Türkiye'nin bölgede doğrudan istikrar gücü olarak rolünün altını çiziyor." ifadesini kullandı. Bu yıl ilki düzenlenen Kuala Lumpur-Ankara Diyaloğu fikrinin, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yapılan görüşme ve istişarelerden ortaya çıktığına işaret eden Enver, dünyanın bir kez daha Batı Asya'da savaş trajedisiyle yüz yüze geldiği bir dönemde iki ülke arasındaki bağları güçlendirmek üzere bir araya geldiklerini vurguladı. Savaşta halihazırda binlerce kişinin hayatını kaybettiğini, okul çocuklarının katledildiğini, köprüler, petrol rafinerileri ve nükleer tesisler gibi sivil altyapının ayrım gözetmeden bombalandığının altını çizen Enver, bir yanda Türkiye ve Malezya gibi ülkelerin diplomatik çabaları sürerken, diğer yanda savaşın insani ve maddi maliyetlerinin biriktiğini dile getirdi. Enver, ülkelerin varoluşunun kalıcı egemenliğe, kaynak güvenliğine ve savunmada kendine yeterliliğe bağlı olduğunu, oysa günümüzde dizginsiz askeri eylemlerin egemenliği erozyona uğrattığına dikkati çekti. "Uzun zamandır uluslararası istikrarın temel dayanağı olan bir ilkenin çözülüşüne tanıklık ediyoruz." diyen Enver, "İsrail'in Siyonist rejiminin ABD desteğiyle İran'a sebepsiz yere başlattığı saldırının üzerinden neredeyse 40 gün geçti. Bu saldırıya 'Destansı Öfke Operasyonu' diyorlar. Bu, daha derindeki bir sapkınlığı barındırıyor." şeklinde konuştu. İngiliz şair ve yazar William Shakespeare'in "Vicdandan sıyrılan güç, büyüklüğün kötüye kullanılmasıdır." dizesini hatırlatan Enver, vicdandan sıyrılan gücün artık düzeni koruyamayacağını, istikrarsızlığı besleyeceğini ve tam da koruduğunu iddia ettiği sistemi zayıflatacağını ifade etti. Enver, Gazze'de ve Lübnan'da saldırılarına devam eden İsrail'in, Batı Şeria'da, Kudüs'te ve kendi topraklarında uyguladığı apartheid rejimi ile Filistinlilerin hayatını hiçe saymayı sürdürdüğünün altını çizdi. Batı Asya'da çatışmanın bölgesel kargaşanın ötesine geçtiği ve etkileri yıllarca hissedilebilecek daha geniş bir krize yol açma olasılığı bulunduğu uyarısını yapan Enver, "Körfez bölgesi, özellikle de Hürmüz Boğazı, küresel enerji güvenliği açısından merkezi konumda bulunuyor." dedi. Buradaki sürekli bir kesintinin yalnızca fiyatları artırmakla kalmayacağını, aynı zamanda üretim sistemlerini, tedarik zincirlerini ve yüz milyonlarca insanın günlük yaşam maliyetini etkileyeceğini değerlendirdi. Enver, etkileri nesiller sürebilecek bir krizi önlemek için diplomasinin yalnızca devletlerin değil, kurumlar, sanayiler ve halklar tarafından da yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Kuala Lumpur- Ankara Diyaloğu'nun, Türkiye ile Malezya arasında derinleşen ikili ilişkilerin somut bir sonucu olduğunu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile olan sıcak kişisel ve ailevi ilişkilerden de güç aldığının altını çizdi. Enver, iki ülke arasında savunma sanayi, yarı iletkenler gibi teknoloji ve endüstri alanlarının yanı sıra eğitim, araştırma ve enerji tedarikinde iş birliğini geliştirmeyi öngördüklerini aktardı. Türkiye'nin Asya ile Avrupa arasında stratejik bir konumda bulunduğunu ve bu durumun özel bir avantaj yarattığını ifade eden Enver İbrahim, bu sebeple Malezya'nın öteden beri Türkiye ile ilişkilere öncelik verdiğini ve gelecekte de bu doğrultuda iş birliğini geliştirmeyi planladıklarını söyledi. Sizce bölgesel istikrarın sağlanmasında Türkiye'nin tarafsız diplomasi ve diyalog vurgusu ne kadar etkili bir rol oynayabilir? |
|