Yeter be! Artık bu "gelişme var", "pozitif sinyaller alıyoruz", "yol haritamız belli" palavralarına kanan kaldı mı? Sezonun üçüncü yarışından sonra hala aynı terane. Mercedes, W15 ile sadece ve sadece hayal kırıklığı yaratıyor ve bunu saklamak için de süslü laflardan medet umuyor.
Veriler Yalan Söylemez, Brackley Yönetimi Söyler!
Lewis Hamilton ve George Russell'ın yarış sonu radyo konuşmalarındaki hayal kırıklığı, tüm analizlerden daha net. Araba öngörülemez, viraj girişlerinde bir türlü güven vermiyor, lastikleri yiyor. Takım "pencereyi bulduk" diye seviniyor ama o pencere Red Bull'un ve hatta Ferrari'nin arka kapısından bile küçük! Mühendislik harikası diye övündükleri "sıfır sidepod" fikrinden dönüp, geçen senenin kopyası bir araba yaptılar ve yine başarısız oldular! Bu neyin inatı?
"Konsept Değişikliği" Masalı ve Toto Wolff'un Poker Yüzü
Toto Wolff her kamera karşısına çıkışında poker face'ini korumaya çalışıyor ama gözlerindeki çaresizlik okunuyor. Geçen sene "yanlış konsept" dediler, köklü değişiklik sözü verdiler. Peki bu W15, gerçekten köklü bir değişim mi? Yoksa sadece eski hatanın makyajlanmış hali mi? Takım, Max Verstappen'i yarışta geçebilecek bir hız ve tutarlılıktan ışık yılı kadar uzak. Gelişme hızları, McLaren ve Aston Martin gibi takımların gerisinde kalıyor. Bu, kaynak ve bütçe açısından kabul edilemez.
Hamilton'un Vedası ve Geleceksizlik Korkusu
Lewis'in Ferrari'ye gitme kararının arkasında sadece yeni bir macera hevesi yok. Bu kararın en büyük nedeni, Mercedes'in artık kazanabilecek bir araba yapamayacağına dair derin bir inançsızlık. Yedi kez dünya şampiyonu, kariyerinin son demlerinde, "toparlanıyoruz" diye diye sezonu heba etmek istemiyor. Russell ise potansiyelini bu vasat makineye zorla adapte etmeye çalışıyor. Durum vahim.
Dostlar, gerçekler acıdır. Mercedes artık ön sıraların değil, orta sıraların takımı gibi görünüyor. "Toparlanıyoruz" lafları, taraftarı ve sponsorları oyalamaktan başka bir işe yaramıyor. W15 çöp bir proje ve bunun sorumlusu da Brackley'deki karar vericiler. Düzelme umuduyla seyretmeye devam mı edeceğiz, yoksa bu yalanlara artık kanmayıp isyan mı edeceğiz? Siz ne diyorsunuz, haksız mıyım?
Lewis Hamilton ve George Russell'ın yarış sonu radyo konuşmalarındaki hayal kırıklığı, tüm analizlerden daha net. Araba öngörülemez, viraj girişlerinde bir türlü güven vermiyor, lastikleri yiyor. Takım "pencereyi bulduk" diye seviniyor ama o pencere Red Bull'un ve hatta Ferrari'nin arka kapısından bile küçük! Mühendislik harikası diye övündükleri "sıfır sidepod" fikrinden dönüp, geçen senenin kopyası bir araba yaptılar ve yine başarısız oldular! Bu neyin inatı?
Toto Wolff her kamera karşısına çıkışında poker face'ini korumaya çalışıyor ama gözlerindeki çaresizlik okunuyor. Geçen sene "yanlış konsept" dediler, köklü değişiklik sözü verdiler. Peki bu W15, gerçekten köklü bir değişim mi? Yoksa sadece eski hatanın makyajlanmış hali mi? Takım, Max Verstappen'i yarışta geçebilecek bir hız ve tutarlılıktan ışık yılı kadar uzak. Gelişme hızları, McLaren ve Aston Martin gibi takımların gerisinde kalıyor. Bu, kaynak ve bütçe açısından kabul edilemez.
Lewis'in Ferrari'ye gitme kararının arkasında sadece yeni bir macera hevesi yok. Bu kararın en büyük nedeni, Mercedes'in artık kazanabilecek bir araba yapamayacağına dair derin bir inançsızlık. Yedi kez dünya şampiyonu, kariyerinin son demlerinde, "toparlanıyoruz" diye diye sezonu heba etmek istemiyor. Russell ise potansiyelini bu vasat makineye zorla adapte etmeye çalışıyor. Durum vahim.
Dostlar, gerçekler acıdır. Mercedes artık ön sıraların değil, orta sıraların takımı gibi görünüyor. "Toparlanıyoruz" lafları, taraftarı ve sponsorları oyalamaktan başka bir işe yaramıyor. W15 çöp bir proje ve bunun sorumlusu da Brackley'deki karar vericiler. Düzelme umuduyla seyretmeye devam mı edeceğiz, yoksa bu yalanlara artık kanmayıp isyan mı edeceğiz? Siz ne diyorsunuz, haksız mıyım?