Merhaba arkadaşlar! Bugün hepimizin ortak derdi olan bir konudan bahsetmek istiyorum: ofis ortamındaki tatlı tuzaklar! Özellikle doğum günü pastaları, çay saatlerinin börekleri, birinden gelen çikolatalar... Bir süre önce ben de her gördüğüm ikramı "hayır diyemeyip" tüketiyor, sonra da hem vicdan azabı çekiyor hem de enerjimin düştüğünü hissediyordum. Ama artık bu konuda dengeli bir yol buldum ve sizinle paylaşmak istedim.
Zihniyet Değişikliği: "Yasak" Değil, "Tercih"
İlk yaptığım şey, kafamdaki "bu kesin yasak" anlayışını kırmak oldu. Bir dilim pasta yediğimde kendimi suçlamayı bıraktım. Bunun yerine, "Bugün özel bir gün ve bu pastayı gerçekten istiyor muyum, yoksa sadece önümde olduğu için mi yiyeceğim?" sorusunu sormaya başladım. Bu küçük soru, otomatik pilottan çıkmamı sağladı.
Önceden Plan: "İkram Günü" Stratejim
Haftalık yemek planıma ufak bir esneklik koydum. Eğer o hafta ofiste bir doğum günü varsa, o günkü öğle yemeğimi biraz daha hafif ve sebze ağırlıklı tutmaya başladım. Böylece akşamüstü gelecek ikrama hem fiziksel hem de mental olarak yer açmış oluyordum. Bu, kendimi mahrum hissetmemi engelledi.
Küçük Porsiyon & Su Taktiği
Pastanın önüme konduğu anda, hemen en büyük dilimi almak yerine, mümkün olan en küçük dilimi aldım. Yanına da büyük bir bardak su. İlk lokmadan önce bir yudum su içip, pastayı gerçekten yavaş yavaş, her lokmanın tadını çıkararak yemeye özen gösterdim. İnanın, küçük bir parça bile bu şekilde yendiğinde doyurucu ve keyifli oluyor.
"Hayır" Demenin Nazik Yolları
Bazen pastayı gerçekten istemiyordum. O zaman da şu cümleler imdadıma yetişti: "Teşekkür ederim, şu an çok tokum ama afiyet olsun!" ya da "Çok lezzetli görünüyor, biraz sonra alabilir miyim?" (ve sonra almamak
). İnsanlar genelde anlayışlı davranıyor. Önemli olan, kibar ama kararlı olmak.
Dengeyi Bulmak: Ertesi Gün Telafisi
Bazen plan işlemez ve normalden fazla kaçırabiliriz. Can sıkıcı değil! Ertesi gün, kendimi aç bırakmak yerine, normal, temiz beslenme düzenime dönüyorum. Belki bir 30 dakika fazla yürüyüş yapıyorum. Bu, olayı büyütmeden dengemi tekrar bulmamı sağlıyor.
Sonuç olarak, artık ofisteki ikramlar benim için bir stres veya suçluluk kaynağı değil, sosyal hayatın keyifli bir parçası. Mükemmeliyetçilikten uzaklaşıp esnemeyi öğrenmek en büyük kazancım oldu.
Peki ya siz? Ofisteki bu tatlı tuzaklarla nasıl baş ediyorsunuz? Sizin de denediğiniz işe yarar taktikler var mı?
İlk yaptığım şey, kafamdaki "bu kesin yasak" anlayışını kırmak oldu. Bir dilim pasta yediğimde kendimi suçlamayı bıraktım. Bunun yerine, "Bugün özel bir gün ve bu pastayı gerçekten istiyor muyum, yoksa sadece önümde olduğu için mi yiyeceğim?" sorusunu sormaya başladım. Bu küçük soru, otomatik pilottan çıkmamı sağladı.
Haftalık yemek planıma ufak bir esneklik koydum. Eğer o hafta ofiste bir doğum günü varsa, o günkü öğle yemeğimi biraz daha hafif ve sebze ağırlıklı tutmaya başladım. Böylece akşamüstü gelecek ikrama hem fiziksel hem de mental olarak yer açmış oluyordum. Bu, kendimi mahrum hissetmemi engelledi.
Pastanın önüme konduğu anda, hemen en büyük dilimi almak yerine, mümkün olan en küçük dilimi aldım. Yanına da büyük bir bardak su. İlk lokmadan önce bir yudum su içip, pastayı gerçekten yavaş yavaş, her lokmanın tadını çıkararak yemeye özen gösterdim. İnanın, küçük bir parça bile bu şekilde yendiğinde doyurucu ve keyifli oluyor.
Bazen pastayı gerçekten istemiyordum. O zaman da şu cümleler imdadıma yetişti: "Teşekkür ederim, şu an çok tokum ama afiyet olsun!" ya da "Çok lezzetli görünüyor, biraz sonra alabilir miyim?" (ve sonra almamak
Bazen plan işlemez ve normalden fazla kaçırabiliriz. Can sıkıcı değil! Ertesi gün, kendimi aç bırakmak yerine, normal, temiz beslenme düzenime dönüyorum. Belki bir 30 dakika fazla yürüyüş yapıyorum. Bu, olayı büyütmeden dengemi tekrar bulmamı sağlıyor.
Sonuç olarak, artık ofisteki ikramlar benim için bir stres veya suçluluk kaynağı değil, sosyal hayatın keyifli bir parçası. Mükemmeliyetçilikten uzaklaşıp esnemeyi öğrenmek en büyük kazancım oldu.
Peki ya siz? Ofisteki bu tatlı tuzaklarla nasıl baş ediyorsunuz? Sizin de denediğiniz işe yarar taktikler var mı?