Dünya ticaretinin en hayati geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı, savaş tehdidi altında adeta bir darboğaza girmiş durumda. Enerji tankerlerinin yanı sıra, tahıl, gübre ve temel tarım ürünleri taşıyan gemiler de ciddi risk altında bulunuyor. Bu durum, küresel ticaretin ve gıda arz güvenliğinin geleceğine dair endişeleri katbekat artırıyor.
Uzmanlara göre, Hürmüz Boğazı’nda yaşanacak olası bir kapanma veya aksama, özellikle ithalata bağımlı ülkelerde gıda fiyatlarını doğrudan ve sert bir şekilde etkileyebilir. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan TÜDER Başkanı Levent Küçük, bu olası senaryoların altını çizdi.
Levent Küçük, “Eğer Hürmüz Boğazı tamamen trafiğe kapatılırsa, bu mutlaka gıda fiyatlarını doğrudan etkileyecektir” dedi. Küçük, üretimleri ithalata dayalı ülkelerin bu durumdan çok daha fazla etkileneceğinin öngörüldüğünü ifade etti.
Küresel tedarik zincirindeki herhangi bir aksama, üretim maliyetlerini doğrudan yukarı çekebilir. Bu da özellikle dışa bağımlı ülkeler için çok daha büyük bir ekonomik risk anlamına geliyor. Küçük’e göre, kendi üretimini yeterince sağlayamayan ülkelerde fiyat artışlarının daha hızlı hissedilmesi kaçınılmaz olabilir.
TÜDER Başkanı, “Özellikle kendi üretimlerini sağlamayan, kendi kendine yetmeyen ülkeler açısından gıda fiyatlarının yükselmesine neden olabilecektir” şeklinde konuştu. Tahıl, gübre ve temel tarım ürünleri sevkiyatındaki aksamaların, küresel çapta fiyatları yukarı çekme potansiyeli bulunuyor.
Küçük, bu noktada ülkelerin üretim için ithalata ne kadar bağımlı olduğunun kritik bir faktör olarak öne çıktığını vurguladı. Özellikle Körfez hattına bağımlı Avrupa ülkelerinde endişe seviyesi giderek yükseliyor.
Uzmanlara göre, savaşın etkileri yalnızca cepheyle sınırlı kalmayabilir; gıda fiyatları üzerinden tüm dünyada günlük yaşamı doğrudan etkileme gücüne sahip. Küçük, sürecin nasıl şekilleneceğinin ise büyük ölçüde savaşın süresine ve ilgili ülkelerin alacağı siyasi kararlara bağlı olduğunu belirtti.
Peki, bu süreçten kendini korumak isteyen ülkeler ve tüketiciler ne yapmalı? TÜDER Başkanı Levent Küçük’e göre çözümün temelinde güçlü tarım politikaları ve tasarruf bilinci yatıyor.
Küçük, “Önce kendi kendimize yeten bir ülke olmak, tarım politikamızı buna göre ayarlamak ve şu aşamada tasarrufu ön planda tutmak temel önceliğimiz olmalı” dedi. Tüketicilere de, “Savaşı bahane ederek fiyatlarını yükselten, tüketiciyi kandırmaya çalışanlara fırsat vermesinler” uyarısında bulundu.
Sizce, küresel bir gıda krizine karşı en etkili önlem, ülkelerin kendi kendine yeterliliğini artırmak mı yoksa uluslararası tedarik zincirlerini güçlendirmek mi?
Uzmanlara göre, Hürmüz Boğazı’nda yaşanacak olası bir kapanma veya aksama, özellikle ithalata bağımlı ülkelerde gıda fiyatlarını doğrudan ve sert bir şekilde etkileyebilir. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan TÜDER Başkanı Levent Küçük, bu olası senaryoların altını çizdi.
Levent Küçük, “Eğer Hürmüz Boğazı tamamen trafiğe kapatılırsa, bu mutlaka gıda fiyatlarını doğrudan etkileyecektir” dedi. Küçük, üretimleri ithalata dayalı ülkelerin bu durumdan çok daha fazla etkileneceğinin öngörüldüğünü ifade etti.
Küresel tedarik zincirindeki herhangi bir aksama, üretim maliyetlerini doğrudan yukarı çekebilir. Bu da özellikle dışa bağımlı ülkeler için çok daha büyük bir ekonomik risk anlamına geliyor. Küçük’e göre, kendi üretimini yeterince sağlayamayan ülkelerde fiyat artışlarının daha hızlı hissedilmesi kaçınılmaz olabilir.
TÜDER Başkanı, “Özellikle kendi üretimlerini sağlamayan, kendi kendine yetmeyen ülkeler açısından gıda fiyatlarının yükselmesine neden olabilecektir” şeklinde konuştu. Tahıl, gübre ve temel tarım ürünleri sevkiyatındaki aksamaların, küresel çapta fiyatları yukarı çekme potansiyeli bulunuyor.
Küçük, bu noktada ülkelerin üretim için ithalata ne kadar bağımlı olduğunun kritik bir faktör olarak öne çıktığını vurguladı. Özellikle Körfez hattına bağımlı Avrupa ülkelerinde endişe seviyesi giderek yükseliyor.
Uzmanlara göre, savaşın etkileri yalnızca cepheyle sınırlı kalmayabilir; gıda fiyatları üzerinden tüm dünyada günlük yaşamı doğrudan etkileme gücüne sahip. Küçük, sürecin nasıl şekilleneceğinin ise büyük ölçüde savaşın süresine ve ilgili ülkelerin alacağı siyasi kararlara bağlı olduğunu belirtti.
Peki, bu süreçten kendini korumak isteyen ülkeler ve tüketiciler ne yapmalı? TÜDER Başkanı Levent Küçük’e göre çözümün temelinde güçlü tarım politikaları ve tasarruf bilinci yatıyor.
Küçük, “Önce kendi kendimize yeten bir ülke olmak, tarım politikamızı buna göre ayarlamak ve şu aşamada tasarrufu ön planda tutmak temel önceliğimiz olmalı” dedi. Tüketicilere de, “Savaşı bahane ederek fiyatlarını yükselten, tüketiciyi kandırmaya çalışanlara fırsat vermesinler” uyarısında bulundu.
Sizce, küresel bir gıda krizine karşı en etkili önlem, ülkelerin kendi kendine yeterliliğini artırmak mı yoksa uluslararası tedarik zincirlerini güçlendirmek mi?