20 bini aşkın tarama yapılarak, 2 bin 500’den fazla eski yazı nota dijital ortama aktarılıp kamuya açıldı. Yayınlar, konserler ve orijinal belgelerden yapılan stüdyo kayıtlarıyla büyük bir veri tabanı oluşturuldu. Merkez ayrıca, 1924-1925 yıllarında yayımlanan Darülelhan dergisini 92 yıl sonra yeniden yayın hayatına kazandırdı.
2009 yılında vefat eden koleksiyoner Etem Ruhi Üngör’ün zengin arşivi ve enstrüman koleksiyonu, OMAR’a bağışlandı. Türk musikisinin önemli isimlerinden Nevzat Atlığ da sözlü arşiv birikimini merkeze bağışlayanlar arasında yer aldı. Kurucu müdür Gönül Paçacı Tunçay’ın geçen yıl emekli olmasının ardından, merkezin başına Doç. Dr. Aylin Şengün Taşçı getirildi.
Emirgan’daki tarihi Mirgün Köşkü’nde faaliyetlerini sürdüren OMAR’dan gelen son haber ise endişe vericiydi. Gönül Paçacı Tunçay tarafından paylaşılan bir fotoğraf, üst üste yığılmış siyah çöp poşetlerini gösteriyordu. Poşetlerin içinde, merkezin bin bir emekle oluşturduğu el yazısıyla çoğaltılmış nota arşivi bulunuyordu.
Yeni göreve gelen müdürün, bu notaların artık bilgisayarlarda kayıtlı olduğunu söyleyerek çöpe atılmasını istediği öğrenildi. Gönül Paçacı Tunçay, yaşananları ve arşivi nasıl kurtardığını anlattığı bir e-posta gönderdi. Tunçay, OMAR’ın kuruluş aşamasında Bakan Nabi Avcı’nın desteğiyle Mirgün Köşkü’ne taşındıklarını, ancak binada temel ihtiyaçların dahi olmadığını belirtti.
Kadıköy’deki konservatuvardan zorlukla alınan iki dolap dolusu, tasnifli binlerce sayfa nota, kutular içinde bir odaya yerleştirilmişti. Bu arşiv, 1940’ların başından itibaren oluşmuş, zamanla gelişen ve üzerine eklenen klasik bir repertuar toplamıydı. Arşivde, 1928 öncesi eski harflerle basılmış 180 parça Darülelhan Külliyatı’nın büyük boy notaları da bulunuyordu.
Ayrıca, Necdet Koyutürk, Sami ve Ziya Akyiğit gibi notistlerin önce şapografla, sonra mumlu kâğıda yazıp teksir makinesiyle çoğalttığı binlerce nota mevcuttu. Tunçay, bu malzemenin ülkedeki nota yazım ve yayım tarihini gözlemlemek açısından çok değerli olduğunu, bireysel yazım üslubu ve kaligrafi farklarını barındırdığını vurguladı.
Daha da önemlisi, bu notaların üzerinde 40’lı yıllardan itibaren dönemin usta sanatçıları tarafından atılan imzalar, düzeltmeler ve notlar yer alıyordu. Tunçay, arşivde Münir Bey, Muzaffer Birtan, Radife Erten, Ekrem Kongar, Necdet Yaşar, Niyazi Sayın ve Dürri Turan gibi isimlerin imzalarına rastladığını belirterek, koleksiyonun değerli bir müzayede malzemesi olduğunu dahi söyleyebileceğini ifade etti.
Yaşanan son gelişmeyi anlatan Tunçay, “Bu miras, geçenlerde az kaldı çöpe atılacaktı” dedi. Yeni atanan müdürün, ‘Burada dağınıklık istemiyorum, bunların hepsi internette mevcut çöpe atın’ talimatı verdiğini aktardı. Çalışanların kendisini haberdar etmesi üzerine büyük bir şok yaşadığını belirtti.
Arşivin maddi ve manevi değeri göz önüne alındığında, şahsen almasının imkânsız olduğunu söyleyen Tunçay, hızla çeşitli entelektüel, devlet adamı ve akademisyenlerle görüştü. Sonunda, Medipol Üniversitesi Konservatuvarı’nda hoca olan ve kendi doktora jürisinde de bulunan Nuri Özcan ile iletişime geçti.
Nuri Özcan’ın mutlulukla kabul etmesi üzerine, 13 Mart Cuma günü üniversitedeki akademisyenler kendi araçlarıyla iki sefer yaparak, notaları temizlik personeli ve bekçiden teslim alıp Medipol Üniversitesi’ne götürdü. Böylece, büyük bir müzik hazinesi son anda çöpe gitmekten kurtarılmış oldu.
Sizce tarihi ve kültürel değeri yüksek bu tür fiziksel arşivler, dijital kopyaları olsa dahi korunmalı mı?