Her bir Coachbuild Koleksiyonu nadir ve seçkin olacak şekilde üretiliyor ve asla tekrarlanmıyor. Otomobillerin tamamı Rolls-Royce tarafından tasarlanıyor ve tamamen yeni bir zemin üzerinde yaratılıyor. Programa katılım ise yalnızca davet yoluyla gerçekleşiyor.
Markaya özel bir yakınlık ve bağlılık hisseden müşteriler, Rolls-Royce’un küresel Private Office ağı üzerinden bu özel programa katılmaya davet ediliyor. Bu sistem, koleksiyona erişimi son derece özel ve seçkin kılıyor.
Rolls-Royce Motor Cars CEO'su Chris Brownridge, dünyanın farklı noktalarında lüksün zirvesini arayan ve marka tasarımına tutkuyla bağlı müşterilerle tanıştıklarını ifade etti. Brownridge, müşterilerin beklentilerini net bir şekilde gözlemlediklerini aktardı.
Brownridge, "Müşterilerin, Rolls-Royce'un tamamen kendi hayal gücüne bırakıldığında ve coachbuilding’in sunduğu özgürlükle neler yaratabileceğini görmek istediklerini açıkça gördüm" dedi. Aynı zamanda müşterilerin bu yaratım yolculuğunu her aşamada deneyimlemek istediklerini de sözlerine ekledi.
CEO'ya göre Coachbuild Koleksiyonu bu vizyonun doğrudan bir sonucu. Brownridge, bu programın süper lüks dünyasında daha önce benzeri görülmemiş bir şey olduğunun altını çizdi. Programın deneyiminin otomobilden ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı.
Son olarak Brownridge, "Her ikisi de ilham kaynağı olan koleksiyonerlerin ve Rolls-Royce'un kendisinin mirasına yakışır bir özen ve vizyonla hayata geçirilecek" ifadelerini kullanarak açıklamalarını tamamladı.
Sizce bu kadar kişiselleştirilmiş ve özel bir otomobil üretim süreci, lüks otomobil piyasasında yeni bir standart oluşturur mu?