Koreli yayın organı DealSite tarafından gelen bir rapora göre, Samsung’un Galaxy A57 gibi bazı orta segment modellerinde kendi ürettiği OLED panelleri, Çinli CSOT yapımı ekranlarla değiştirdiği öne sürüldü.
Orta segmentte, yani Galaxy A serisi’nde, kâr marjlarının çok düşük olduğu belirtiliyor. RAM fiyatlarındaki %30-40’lık artış, bu cihazların zararına satılması anlamına gelebilirdi. TCL bünyesindeki CSOT’un artık Samsung Display kalitesine çok yakın paneller ürettiği ifade ediliyor.
Kullanıcıların, Galaxy A57’nin ekranına baktığında bu farkı muhtemelen anlamayacağı, ancak Samsung’un cihaz başına 15-20 dolar tasarruf edeceği değerlendiriliyor. Ayrıca Samsung’un, Galaxy Z serisi için Güney Koreli menteşe tedarikçisi KH Vatec’ten, Galaxy Z Flip7 için Çinli Huanli firmasına geçtiği bildirildi.
Galaxy S serisi’ndeki bazı ultra geniş açılı kamera modüllerinin de artık Çin menşeli olduğu aktarılıyor. Samsung’un, ekran ve menteşe gibi kalemlerde maliyeti düşürerek, bellek fiyatlarındaki artıştan kaynaklanan açığı kapatmak istediği anlaşılıyor. Bu durum, Samsung’un Çinli mühendisliğine olan güveninin arttığını gösteriyor.
Samsung’a göre, Çinli tedarikçilere yönelmek, genel maliyeti düşürmek ve yüksek RAM fiyatlarının etkisini absorbe etmek için önemli bir değişimdi. Bu hamle sayesinde, Koreli teknoloji devi’nin nihai tüketici için fiyatları artırmak zorunda kalmayacağı düşünülüyor.
Bazı kullanıcılar, Kore bileşenlerini daha yüksek kaliteli gördükleri için bu değişimi kabul edilemez bulabilir. Ancak gerçek şu ki, Çinli üreticiler teknoloji konusunda arayı kapattı ve benzer parçaları daha düşük maliyetle sunabiliyor.
Uzmanlar, Samsung’un önümüzdeki aylarda ve yıllarda Çinli bileşenlere giderek daha fazla bağımlı hale geleceğini öngörüyor. Samsung, “Kore Malı” imajından taviz vererek fiyat istikrarını seçmiş görünüyor.
2026’nın ekonomik şartlarında bu rasyonel bir hamle olarak değerlendiriliyor; zira kullanıcılar telefonun içindeki bir menteşenin menşeinden ziyade, etiket fiyatına bakıyor. Ancak bu durumun, Güney Kore’deki yerel teknoloji ekosistemi için uzun vadede ciddi bir tehdit oluşturabileceği de ifade ediliyor.
Sizce, bir ürünün fiyat istikrarını koruması mı, yoksa geleneksel tedarikçiler ve "yerli malı" imajı mı daha önemli?