Savcılık açıklamasında, bazı sosyal medya hesaplarında, Kubilay Kaan Kundakçı'nın öldürülmesi olayı nedeniyle tutuklanan ve halen Marmara Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda bulunan Kalaycıoğlu'nun kaldığı koğuşla ilgili çeşitli iddiaların yer aldığı paylaşımlar yapıldığını belirtti.
Bu iddialar arasında, koğuşta çok fazla sayıda kişi olduğu, sürekli kavgalar yaşandığı, havalandırma alanının yetersiz olduğu, yeterli yatak bulunmadığı ve tutuklunun yemek yiyemediği gibi suçlamalar yer alıyordu.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, yaptığı incelemeler sonucunda bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını duyurdu. Kurumdan yapılan açıklamaya göre, adı geçen tutuklunun kaldığı ünitede toplam 32 kişi kapasiteli 16 oda bulunmakta ve üniteden toplam 63 kişi kalmaktadır.
Kalaycıoğlu'nun kaldığı odada ise 4 kişi bulunduğu bilgisi paylaşıldı. Açıklamada ayrıca, ünitenin havalandırma alanının 162,1 metrekare olduğu ifade edildi.
Tüm tutuklu ve hükümlülere, kuruma girişleri sırasında yatak, nevresim takımı, battaniye, hijyen seti ve tek kullanımlık havlu gibi temel ihtiyaç malzemelerinin teslim edildiği vurgulandı.
Kurumda yatağı olmayan herhangi bir tutuklu veya hükümlünün bulunmadığı da açıklamada yer alan diğer bir detay oldu. Savcılık, söz konusu ünitede kavga yaşandığına dair herhangi bir tutanak veya yazılı/sözlü şikayet bulunmadığının da altını çizdi.
Açıklamada, Aleyna Tutuş Kalaycıoğlu'nun kuruma kabulünün yapıldığı 24 Mart 2026 tarihinde bir psikolog ile görüştüğü bilgisi de paylaşıldı.
Yapılan bu görüşmeler sırasında Kalaycıoğlu'nun olumlu tutum ve davranış sergilediği ve herhangi bir şikayette bulunmadığının rapor edildiği aktarıldı.
Savcılık, sosyal medyada yansıyan iddialarla ilgili olarak söz konusu tutuklunun kendilerine herhangi bir başvurusunun da bulunmadığını bildirdi.
Tüm bu izahların ardından, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medyada yapılan ilgili paylaşımların gerçeği yansıtmadığı sonucuna vardığını kamuoyu ile paylaştı.
Sizce sosyal medyada dolaşan haberler ve resmi açıklamalar arasındaki bu tür farklılıklar, kamuoyunun doğru bilgiye erişimini nasıl etkiliyor?