Fatih Sultan Mehmed’in türbesi, bu hazirenin tam merkezinde yer alıyor. Türbenin etrafında ise Osmanlı devrinin] önemli devlet adamları ile seçkin âlim ve bilginlerden oluşan ulema sınıfının mezarları bulunuyor.
‘Şahide’ adı verilen ve her biri sanat eseri niteliğindeki mezar taşlarıyla süslü bu hazireler, Osmanlı döneminde adeta bir ‘Devlet Mezarlığı’ işlevi görüyordu. O dönemde sadece belli isimler, özel izinle ‘selatin’ denilen büyük camilerin hazirelerine defnedilebiliyordu.
Günümüzde de bu tarihi hazirelere defin işlemi, Cumhurbaşkanlığı ve ilgili bakanlığın onayına tabi olarak gerçekleştiriliyor. Bu durum, alanın ne kadar önemli ve itinalı bir şekilde korunduğunu gösteriyor.
Fatih Camisi haziresi, son dönemin ünlü tarihçilerine de ev sahipliği yapıyor. Ortaylı’nın “Tarihçilerin Kutbu” unvanlı hocası Prof. Dr. Halil İnalcık’ın mezarı da burada bulunuyor.
Ortaylı’nın modern Türkiye üzerine söz sahibi birkaç tarihçiden biri olarak tarif ettiği Prof. Dr. Kemal Karpat da 2018 yılında bu hazireye defnedilmişti. Ayrıca “İstanbul’un yaşayan hafızası” olarak andığı Prof. Dr. Semavi Eyice’nin kabri de burada yer alıyor.
İlber Ortaylı’nın ayrı bir hürmetle andığı ve adını kızına verdiği Tuna/Plevne mücadelesinin kahramanı Gazi Osman Paşa’nın türbesi de yine bu hazirede bulunmaktadır.
Ortaylı ile geçmişte yapılan bir sohbette, kendisine hangi padişah devrinde yaşamak istediği sorulmuştu. Hoca, “Ya Fatih ya da 2. Mahmud devrinde...” diyerek cevap vermişti.
Kendisine orduda mı yoksa ilmiyede mi yer almak istediği sorulduğunda ise “İlmiye” yanıtını vermişti. Hangi paşa ile rahat çalışabileceği sorulduğunda ise tereddüt etmeden Ahmet Cevdet Paşa veya Mehmet Emin Ali Paşa isimlerini saymıştı.
İlginç bir şekilde, Ahmet Cevdet Paşa’nın mezarı da Fatih Camisi haziresinde bulunuyor. Böylece İlber Hoca, son istirahatgâhında en sevdiği padişahın, hürmet ettiği paşaların, çok sevdiği hocasının ve kıymet verdiği meslektaşlarının yanı başında olacak.
Sizce bir tarihçi için, hayatı boyunca çalıştığı ve anlattığı dönemin önemli şahsiyetleriyle aynı tarihi mezarlıkta yatmak ne ifade eder?
‘Şahide’ adı verilen ve her biri sanat eseri niteliğindeki mezar taşlarıyla süslü bu hazireler, Osmanlı döneminde adeta bir ‘Devlet Mezarlığı’ işlevi görüyordu. O dönemde sadece belli isimler, özel izinle ‘selatin’ denilen büyük camilerin hazirelerine defnedilebiliyordu.
Günümüzde de bu tarihi hazirelere defin işlemi, Cumhurbaşkanlığı ve ilgili bakanlığın onayına tabi olarak gerçekleştiriliyor. Bu durum, alanın ne kadar önemli ve itinalı bir şekilde korunduğunu gösteriyor.
Fatih Camisi haziresi, son dönemin ünlü tarihçilerine de ev sahipliği yapıyor. Ortaylı’nın “Tarihçilerin Kutbu” unvanlı hocası Prof. Dr. Halil İnalcık’ın mezarı da burada bulunuyor.
Ortaylı’nın modern Türkiye üzerine söz sahibi birkaç tarihçiden biri olarak tarif ettiği Prof. Dr. Kemal Karpat da 2018 yılında bu hazireye defnedilmişti. Ayrıca “İstanbul’un yaşayan hafızası” olarak andığı Prof. Dr. Semavi Eyice’nin kabri de burada yer alıyor.
İlber Ortaylı’nın ayrı bir hürmetle andığı ve adını kızına verdiği Tuna/Plevne mücadelesinin kahramanı Gazi Osman Paşa’nın türbesi de yine bu hazirede bulunmaktadır.
Ortaylı ile geçmişte yapılan bir sohbette, kendisine hangi padişah devrinde yaşamak istediği sorulmuştu. Hoca, “Ya Fatih ya da 2. Mahmud devrinde...” diyerek cevap vermişti.
Kendisine orduda mı yoksa ilmiyede mi yer almak istediği sorulduğunda ise “İlmiye” yanıtını vermişti. Hangi paşa ile rahat çalışabileceği sorulduğunda ise tereddüt etmeden Ahmet Cevdet Paşa veya Mehmet Emin Ali Paşa isimlerini saymıştı.
İlginç bir şekilde, Ahmet Cevdet Paşa’nın mezarı da Fatih Camisi haziresinde bulunuyor. Böylece İlber Hoca, son istirahatgâhında en sevdiği padişahın, hürmet ettiği paşaların, çok sevdiği hocasının ve kıymet verdiği meslektaşlarının yanı başında olacak.
Sizce bir tarihçi için, hayatı boyunca çalıştığı ve anlattığı dönemin önemli şahsiyetleriyle aynı tarihi mezarlıkta yatmak ne ifade eder?