| Yumaklı, bölgedeki gelişmelerin bazı ülkeler için gıda arz güvenliği sorunu oluşturabileceğini, ancak Türkiye'nin üretim kabiliyeti sayesinde bu riskten etkilenmediğini belirtti. İkinci önemli konunun tarımsal üretim girdileri olduğunu ifade eden Bakan, üretim zamanlamaları ve gübre kullanımı konusunda önceden tedbir aldıklarını kaydetti. 12 Gün Savaşı sırasında olası etkileri değerlendirdiklerini ve hızlıca aksiyon aldıklarını anlatan Yumaklı, ilk olarak Ticaret Bakanlığı ile birlikte bir karar alındığını söyledi. Bazı ülkelere uygulanan gümrük vergilerinin gübreler konusunda sıfıra indirildiğini açıkladı. İkinci olarak, antrepolarda bulunan ve transit olarak başka ülkelere gitmesi planlanan gübre ve gübre ham maddelerinin yurt içine alınmasını sağladıklarını dile getirdi. Üçüncü adım olarak ise, HSBC önündeki patlama sonrası yasaklanan bir gübre türünün, takip sistemleri oturduğu için yeniden serbest bırakıldığını hatırlattı. Bu tedbirlerin tamamının, arzı genişletmek ve piyasayı rahatlatmak amacı taşıdığını vurgulayan Bakan, bugün çiftçilerin istedikleri gübre türüne ulaşmakta sıkıntı yaşamadığını, sadece spekülatif amaçlı ikinci piyasa oluşturmak isteyenlerin sorun teşkil edebileceğini söyledi. Tarım ve Orman Bakanı, ilgili bakanlıklar olarak bölgedeki olaylarla ilgili kamuoyunu sıkça bilgilendirdiklerini, ancak bazı kesimlerin bu açıklamalar yokmuş gibi farklı söylemler geliştirdiğini ifade etti. Bir sektör temsilcisinin "meyve sebze fiyatları 4-5 kat artacak" dediğini, bir başka derneğin ise "açlık kapıda" açıklaması yaptığını örnek gösterdi. Bu tür açıklamaları yapanlara sert bir dille tepki gösteren Bakan Yumaklı, "Cürmünüz kadar yerinizi yakarsınız. Bu ülkenin üreticisine, bu ülkenin insanına bu haksızlığı yapmaya hiç kimsenin ne haddi var ne de hakkı var" ifadelerini kullandı. Üreticinin moralini kıracak gerçek dışı söylemlerin anlamsız olduğunu belirtti. Bir diğer eleştiri konusunun da "hemen mazot ve gübre desteği verin" çağrıları olduğunu aktaran Yumaklı, bunun konudan uzaklığın göstergesi olduğunu savundu. 2024 Eylül ayında devreye alınan üretim planlamasının en önemli başlıklarından birinin desteklerin yeniden yapılandırılması olduğunu ve mazot ile gübreyi çıpa alan bir sistem kurulduğunu hatırlattı. Maliyet artışları olması halinde bu rakamların dikkate alınacağını, ancak zaten var olan bir desteğin yokmuş gibi lanse edilmesini eleştirdi. İkinci olarak, piyasayı regüle eden kurumların stratejik ürünler için alım fiyatları açıkladığını ve bölgesel olaylar neticesinde ortaya çıkan maliyetlerin de dikkate alınacağını sözlerine ekledi. Bakan Yumaklı, bölgesel olayların Türkiye'yi etkileyeceğini ancak bu etkilerin minimum düzeyde kalması için gece gündüz çalıştıklarını vurguladı. Türkiye'nin tüm bu süreçleri yönetebilecek kabiliyet ve kapasiteye sahip olduğunu ifade etti. Risklerin tamamının bugün için konuşulduğunu, ancak bakanlık olarak Eylül ayından itibaren başlayacak yeni tarımsal üretim dönemi için hazırlandıklarını belirtti. Bugün için bir problem olmadığını, önümüzdeki döneme hazırlandıklarını ve tüm konjonktürel riskleri masaya yatırarak karar aldıklarını tekrarladı. Rusya-Ukrayna Savaşı örneğinde olduğu gibi, küresel gıda arz güvenliğini etkileyecek durumlarda Türkiye'nin üzerine düşeni yapmaya hazır olduğunu bildirdi. Bu konuların da masada olduğunu ve gerektiği zaman aksiyon alınabilecek hazırlıkta olduklarını aktardı. Bakan, bu yıl için yağışların çok iyi gitmesinden ve özellikle kar yağışlarının beklentilerin üzerinde gerçekleşmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Geçen senenin iki büyük problemi olduğunu hatırlattı: Şubat ve Nisan aylarında yaşanan ağır zirai don ve sonrasında gelen kuraklık. Zirai don nedeniyle 16 üründe üreticilere yaklaşık 46,5 milyar lira destek verdiklerini açıklayan Yumaklı, geçtiğimiz yılın son 50 küsur yılın en kurak yılı olduğunu söyledi. Tüm bu olumsuzluklara rağmen, ülkenin güçlü üretim altyapısı ve kurumları sayesinde büyük bir problem yaşanmadan sürecin atlatıldığını ifade etti. "Geçtiğimiz yılın yağışlarından hareket edecek olursak bu yıl yağışlar geçtiğimiz yıla göre yüzde 85 arttı" diyen Bakan Yumaklı, bu artışın uzun yıllar ortalamasına göre ise yüzde 22 olduğunu kaydetti. Bu durumun barajlarla ilgili bir sorun olmadığı ve sulama maliyetlerinde tasarruf sağlandığı anlamına geldiğini belirtti. Nisan ve Mayıs aylarındaki yağışların da mutedil gitmesi halinde, geçen yıl yaşanan tarımsal üretim gerilemesinin misliyle telafi edileceğine olan inancını dile getirdi. Sizce tarımsal üretimdeki bu olumlu hava, market raflarına yansıyacak mı? |
|