Danışmanlarına göre Trump, seçeneklerini daima açık tutmayı, farklı çevrelerle fikir alışverişinde bulunmayı ve ortaya çıkan fırsatları anında değerlendirmeyi tercih ediyor. Bir üst düzey danışman, bu durumu "Sonunda ne düşündüğünü kimse gerçekten bilmiyor," sözleriyle özetliyor.
Eleştirilere rağmen, yönetimdeki bazı isimler bu belirsizliğin kasıtlı olduğunu savunuyor. Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, Trump ile yaptığı görüşmenin ardından, "Plan zaten sizin hiçbir fikrinizin olmaması üzerine kurulu" açıklamasını yaptı.
Savaş Bakanı Pete Hegseth de benzer bir yorumda bulunarak, Başkan'ın kara harekatı sinyalleri vermesini değerlendirdi. Hegseth, “Buradaki amaç tahmin edilemez olmak, yani ne yapmaya veya yapmamaya istekli olduğunuzu kimseye belli etmemektir” ifadelerini kullandı.
Bir başka yetkili ise izlenen yöntemi iddialı bir benzetmeyle tanımladı. Yetkili, "Bu, 3 boyutlu değil, 12 boyutlu bir satranç. Kendisiyle sürekli çelişiyor ki kimse ne düşündüğünü anlayamasın. Bu tamamen bilinçli bir tercih," dedi.
Bazı ABD’li yetkililer, 6 Nisan tarihinde dolacak anlaşma mühleti sonunda bir uzlaşı sağlanamazsa, Trump'ın geri çekilmeden önce İran'ın altyapısına ve nükleer tesislerine ağır bir "final darbesi" indirebileceğini öngörüyor.
Bu stratejiye göre, ana muharebe sona erse dahi ABD, ihtiyaç duyulduğu her an İran'ı vurmaya devam edebilecek. Bu yaklaşım, bölgedeki gerilimin sürdürülebilir bir baskı aracı olarak kullanılması anlamına geliyor.
Sizce bu belirsizlik ve tahmin edilemezlik uluslararası diplomaside etkili bir strateji mi, yoksa riskleri çok yüksek bir kumar mı?