Trump, son birkaç haftada dünyanın, İran'a karşı gerçekleştirilen "tüm zamanların en karmaşık ve başarılı askeri operasyonlarından birinde" ABD denizci ve havacılarının gücünü gördüğünü iddia etti. Bu durumu "inanılmaz" olarak nitelendiren eski Başkan, konuyu abartmak istemediğini ancak bunun bir yarışma olmadığını vurguladı.
İran’ın Rus ve Çin yapımı "çok iyi ekipmanları" ve "çok parası" olduğunu savunan Trump, bu ekipmanların ABD’ye karşı "hiçbir işe yaramadığını" ileri sürdü. Trump, İran’daki durumla ilgili olarak, "İran'da son derece iyi gidiyoruz" ifadesini kullandı.
Eski ABD Başkanı, iki ülke arasındaki farkı şu sözlerle açıkladı: "İki hafta önce bir donanmaları vardı. Artık donanmaları yok. Hepsi denizin dibinde. İki günde 58 gemi batırıldı." Trump, İran’daki askeri varlığın ciddi şekilde zayıflatıldığı iddiasını tekrarladı.
İran’daki liderlerin saldırılarda öldürüldüğünü aktaran Trump, “Liderlerinin hepsi gitti. Sonraki liderler de gitti, sonrakilerin de çoğu gitti. Ve şimdi orada kimse lider olmak istemiyor." şeklinde konuştu. Bu ifadeleriyle İran’da komuta kademesinde büyük bir boşluk oluştuğunu öne sürdü.
Trump, İran ile diyalog kurmak istediklerini ancak artık "konuşacak kimse kalmadığını" belirtti. Ayrıca, İran tarafının da bu durumdan memnun olduğunu iddia etti. Bu açıklama, bölgedeki gerilimin diplomasi kanalları üzerindeki olası etkisine işaret etti.
Konuşmasının devamında Trump, İran’ın nükleer silah edinmesine asla izin verilmeyeceği yönündeki tutumunu yineledi. İran’ın Orta Doğu'yu ele geçirmek istediğini öne süren Trump, "Ve eğer nükleer silahları olsaydı, onu hızlıca kullanırlardı" dedi.
Trump, nükleer silah tehdidine ilişkin değerlendirmesini, "Ve eğer nükleer silah kullanabiliyorlarsa, dünya büyük bir sıkıntıya düşerdi. Bunun durdurulması gerekiyordu. Çoktan yapılmalıydı." sözleriyle tamamladı. Bu ifadeler, İran’a yönelik politikasının arkasındaki temel gerekçeyi ortaya koydu.
Sizce bu tür açıklamalar uluslararası gerilimleri azaltmaya mı yoksa artırmaya mı hizmet ediyor?