Ocak-şubat döneminde en fazla ihracat 561 milyon dolar ile Almanya’ya yapıldı ve bu ülkeye olan ihracatta yüzde 14,9’luk bir artış kaydedildi. ABD’ye yapılan ihracat ise yüzde 57,6 gibi çarpıcı bir yükselişle 370 milyon doları buldu. İtalya’ya ihracat yüzde 16,4 artarak 100 milyon dolar eşiğini aşarken, Rusya ve Irak’a yapılan ihracat sırasıyla yüzde 32 ve yüzde 44 oranlarında gerileme gösterdi.
Alt sektörler bazında en yüksek ihracat değeri, 439 milyon dolar ile “içten yanmalı motor ve aksamları” kategorisinde gerçekleşti. Bu sektörü, 291 milyon dolar ile “inşaat ve madencilik makineleri” ve 249 milyon dolar ile “pompa ve kompresörler” sektörleri takip etti. Oransal olarak en yüksek artış ise yüzde 40,7 ile “türbin, turbojet ve hidrolik sistemler” alanında görüldü.
Makina İmalatçıları Birliği (MAİB) Başkanı Kutlu Karavelioğlu, enerji maliyetlerindeki artış ve küresel enflasyonun yatırım planlarını etkileyebileceğine dikkat çekti. Ancak Karavelioğlu, enerji şoklarının makine talebini tamamen daraltacak bir faktör olmadığını, özellikle enerji verimliliği, endüstriyel otomasyon ve proses modernizasyonu alanlarındaki talebin sürdüğünü vurguladı.
Karavelioğlu, Avrupa ülkelerinin savunma sanayisine yaptığı yatırımların, makine sektörü için güçlü bir talep kanalı oluşturduğunu ifade etti. Savunma sanayisinin üretiminde kullanılan geniş makine ve mühendislik ekosistemi, sektörde modernizasyon ve teknoloji yatırımlarını tetikleyen bir çarpan etkisi yaratıyor.
Türkiye, Gümrük Birliği sayesinde AB ile üretim entegrasyonunu sürdürürken, küresel rekabette konumunu güçlendirmek için AR-GE ve yüksek katma değerli üretim kapasitesini artırıyor. Karavelioğlu, Çin mallarının haksız rekabetine karşı tedbirlerin artırılmasının önemine işaret ederken, ocak ayı itibarıyla yıllıklandırılmış makine ithalatının 46,5 milyar dolara yükseldiğini açıkladı.
Türk makine sektörünün bu yükseliş trendini sürdürebilmesi için en önemli fırsatlar sizce hangi alanlarda yatıyor?