Bu yıl beşincisi hazırlanan rapora göre, Türkiye'de geçen yıl rüzgar enerjisinde 1,9 gigavat ile tüm zamanların en yüksek kurulumu gerçekleşti. Güneşten elektrik üretimi ise hızlı bir artış gösterdi.
Böylece, rüzgar ve güneş enerjisinin elektrik üretimindeki toplam payı ilk kez yüzde 22'ye ulaştı. Bu oran, Türkiye'yi Orta Doğu, Kafkasya ve Orta Asya bölgelerindeki 16 ülke arasında yüzde 20 eşiğini aşan tek ülke konumuna getirdi.
Rüzgar ve güneşin bu payıyla Türkiye, Avrupa'da talebi en yüksek 24 ülke arasında rüzgardan elektrik üretiminde 15'inci, güneşten üretimde 14'üncü sırada yer aldı. Toplam yenilenebilir kaynaklardan üretimde ise 16'ncı oldu.
Türkiye'de rüzgar ve güneş enerjisinden elektrik üretiminin bu eş zamanlı yükselişiyle, doğal gazın elektrik üretimindeki payı 2025'te yüzde 22'ye geriledi. Ancak temiz enerjideki bu ivmeye rağmen, kömür yüzde 34 payla Türkiye'nin elektrik üretimindeki en büyük payı tutmaya devam ediyor.
Rapora göre, Türkiye'de 2022'den beri yeni kömür santralinin devreye alınmaması, kömürden elektrik üretimindeki artışı yavaşlattı. Ancak bu yıl itibarıyla yerli kömür santrallerine uygulanacak alım garantilerinin, kömürden üretimi yeniden artırabileceği tahmin ediliyor.
Raporun son 30 yılı kapsayan analizi, Türkiye'nin en büyük üç barajı olan Atatürk, Karakaya ve Keban'da son 10 yıldaki ortalama elektrik üretiminin, 1996-2005 dönemine göre yüzde 29 azaldığını ortaya koydu.
Kuraklık nedeniyle hidroelektrikte yaşanan bu üretim kaybı, doğal gaz santralleri ile ikame ediliyor. Bu durum, Türkiye'ye yılda ortalama 1,8 milyar dolar değerinde ek doğal gaz ithalatına yol açıyor. Enerji krizinin yaşandığı ve fiyatların arttığı yıllarda bu rakam daha yüksek seviyelere çıkabiliyor.
Raporda, hidroelektrik santrallerinin güneş gibi kaynaklarla çeşitlendirilmesinin, ekonomik ve enerji güvenliği açısından önem taşıdığı vurgulanıyor.
Üretimdeki payı artan rüzgar ve güneş enerjisini destekleyerek şebeke güvenliğini artıracak batarya projelerinde ise Türkiye, Avrupa'da lider konumda yer alıyor.
Türkiye, 2022'de duyurulan depolamalı rüzgar ve güneş santrali uygulamasıyla, 33 gigavatlık batarya proje kapasitesine ulaşarak tüm Avrupa Birliği ülkelerini geride bıraktı. Bu kapasite, Türkiye'nin mevcut rüzgar ve güneş enerjisi gücünün yüzde 83'üne denk geliyor ve Avrupa'nın en büyük depolama proje stoklarından biri olarak öne çıkıyor.
Ember Türkiye ve Kafkaslar Bölge Lideri Ufuk Alparslan, rapora ilişkin değerlendirmesinde, Türkiye'de son yıllarda rüzgar ve güneş enerjisinden elektrik üretiminde önemli artış sağlandığını belirtti.
Ancak hidroelektrik ve jeotermal gibi diğer yenilenebilir kaynaklar dahil edildiğinde, yenilenebilir enerjinin Türkiye'nin elektrik üretimindeki payının hala birçok Avrupa ülkesinin gerisinde bulunduğunu kaydetti.
Alparslan, "Öte yandan Türkiye rüzgar ve güneş enerjisinde, Orta Doğu, Orta Asya ve Kafkaslar bölgesindeki ülkeler arasında açık ara lider konumunda" ifadelerini kullandı. Alparslan, son dört yılda ikinci kez yaşanan küresel fosil yakıt krizinin, temiz enerjiye geçişin önemini daha da artırdığını vurguladı.
Türkiye'nin bu krizlere karşı yenilenebilir enerjinin gücüyle geliştireceği direncin, sadece enerji güvenliğini sağlamakla kalmayacağını belirten Alparslan, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Zirvesi COP31'e ev sahipliği yapmaya hazırlanırken Türkiye'ye bölgesel enerji dönüşümünde gerçek bir öncülük fırsatı sunacağını ifade etti.
Sizce Türkiye'nin kömür bağımlılığını azaltmak ve yenilenebilir enerji liderliğini pekiştirmek için en acil adım ne olmalı?