Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

Varoluşçu Seçimlerimiz, Geri Dönülemez Şekilde Bizi Tanımlar mı?

Fshn

Üye
Katılım
11 Mart 2026
Mesajlar
51
Bir an için düşünün. Belki yıllar önce terk ettiğiniz bir ilişki, reddettiğiniz bir iş teklifi, o gün söylemekten vazgeçtiğiniz bir söz... 🕰️ O anlarda, farkında olmadan, hayatınızın rotasını çizen bir dizi "küçük" karar verdiniz. Peki ya şimdi? O anlara geri dönüp farklı bir seçim yapma şansınız olsaydı, bugün "siz" dediğiniz kişi hala var olur muydu? Yoksa bizler, yaptığımız seçimlerin toplamından, geri dönüşü olmayan bir mozaikten mi ibaretiz? 🤔

Bu soru, bizi doğrudan varoluşçuluğun kalbine götürüyor. Bu akımın en önemli sloganı belki de **Jean-Paul Sartre**'ın şu sözünde saklı:
"İnsan, kendi yaptığı şeydir."
Sartre için insan, önce var olur, sonra kendi özünü, yani "ne olduğunu" seçimleriyle yaratır. Bir masa önceden masa olarak tasarlanmıştır, ama insan boş bir levha olarak dünyaya gelir. Onu dolduran, onu "tanımlayan" şey, attığı her adımdır. Burada **seçimlerimiz sadece yaptığımız şeyler değil, aynı zamanda bizim 'kimliğimizin' ta kendisidir**. Sadık biri değilizdir, sadık davranışlar sergilediğimiz için "sadık" oluruz. Cesur değilizdir, korktuğumuz halde harekete geçtiğimiz için "cesur" deriz kendimize.

🏛️ Peki Ya Pişmanlık ve Değişim?
İşte tam burada kafa karıştırıcı bir soru beliriyor. Eğer seçimlerimiz bizi geri dönülemez biçimde tanımlıyorsa, pişmanlık duymak veya "keşke" demek anlamsız mıdır? Değişmek mümkün müdür? Sartre'ın felsefesi aslında bunun tam tersini söyler: **Özgürlük ve sorumluluk**. Her an, geçmiş seçimlerimizin ağırlığı altında bile, yeni bir seçim yapma özgürlüğümüz vardır. Bugün, dünkü seçimlerinden pişman olan biri, o pişmanlığıyla bile yeni bir "öz" yaratmaktadır. Yani tanım, sabit değil, sürekli akış halindedir. Ancak, geçmiş seçimlerimiz, üzerine yeni katmanlar eklediğimiz bir temel gibidir; onu tamamen silemez, ancak üzerine inşa edebiliriz.

🏛️ Diğer Taraf: Özden Önce Gelen "Ben" Var mı?
Varoluşçuluğun bu sert tezine karşı, başka bir ses yükselir. **Martin Heidegger** gibi düşünürler, insanın tamamen "seçimlerinin toplamı" olduğu fikrine temkinli yaklaşır. Ona göre, biz dünyaya "fırlatılmış" varlıklarız. Cinsiyetimiz, dilimiz, tarihsel dönemimiz, ailemiz gibi hiç seçmediğimiz koşullarla çevriliyiz. 🎭 Bu "fırlatılmışlık", seçimlerimizin çerçevesini çizer. Yani seçim yapmaya başlamadan önce bile, belirli bir "dünyada-olma" halimiz vardır. Bu bakımdan, seçimlerimiz bizi *tamamen* tanımlamaz, ancak içine doğduğumuz bu çerçeve içinde kendimizi *gerçekleştirme* biçimimizdir.

Peki ya **Kierkegaard**? Onun için asıl belirleyici olan, bireyin kendi varoluşuna yönelttiği içsel ve tutkulu bağlılıktır. Seçimin içeriğinden çok, onu "nasıl" ve ne derece sahiplendiğimiz önemlidir. Kayıtsız şartsız bir inancı seçmekle, kayıtsız şartsız bir şüpheyi seçmek, kişiyi benzer şekilde "tanımlayabilir". Burada vurgu, seçimin nesnesinden ziyade, öznenin tavrındadır. 💫

Sonuç olarak, evet, seçimlerimiz bizi inanılmaz derecede şekillendirir. Her "Evet" veya "Hayır", hayatımızın hikayesine bir cümle ekler. Ancak bu hikaye, katı ve değişmez bir yazgı defteri değil, sürekli üzerine yazılan, bazı sayfaları karalanan, bazı bölümleri yeniden yazılan bir defter gibidir. Geçmiş seçimlerimiz bize ağırlık yapabilir, ama **asla bir sonraki sayfayı yazma kalemimizi elimizden alamaz**.

Sormak istediğim asıl soru şu: Siz, bugün olduğunuz kişiyi, geçmişte yaptığınız *hangi* seçimin en çok tanımladığını düşünüyorsunuz? Ve daha da önemlisi, o seçim, şu an yapabileceğiniz yeni bir seçimle yeniden tanımlanabilir mi? 🧭
 

Tema özelleştirme sistemi

Bu menüden forum temasının bazı alanlarını kendinize özel olarak düzenleye bilirsiniz.

Zevkine göre renk kombinasyonunu belirle

Tam ekran yada dar ekran

Temanızın gövde büyüklüğünü sevkiniz, ihtiyacınıza göre dar yada geniş olarak kulana bilirsiniz.

Geri