| Eski ABD Başkanı Donald Trump ve siyasi müttefikleri de müzakerelere yönelik isteklerini dile getirmiş durumda. Ancak, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi çarşamba akşamı yaptığı açıklamada ülkesinin müzakere niyeti olmadığını ifade etti. Arap arabulucular ise Tahran yönetiminin özel görüşmelerde daha açık olduğunu ve tarafları bir araya getirecek şartları dinlemeye hazır olduğunu aktardı. Her halükarda, olası her türlü görüşmenin son derece gergin geçeceği öngörülüyor. Zorlukların bir göstergesi olarak, ABD'li yetkililer, görüşmelerin gerçekleşebilmesi için Arakçi ile İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf'ı dört ila beş günlüğüne yaptırım listesinden çıkardıklarını duyurdu. Bu hamle, ABD ve İsrail temsilcilerinin görüşmelere katılabilmesi için atıldı. Tarafların sunduğu talepler, savaş öncesi durumu çok aşan nitelikte. İran, ABD'den savaş tazminatı ödemesini ve bölgedeki askeri üslerini kapatmasını istiyor; her iki talep de Washington için kabul edilemez olarak değerlendiriliyor. Ayrıca Tahran yönetimi, dünya petrolünün beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'ndan geçiş yapan uluslararası gemilerden ücret alınmasını talep ediyor. ABD ise İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinden vazgeçmesini istemekte; bu talep Tahran tarafından her zaman reddediliyor. Washington aynı zamanda Boğaz'da serbest geçişin yeniden sağlanmasını, İran'ın füze programlarının ve bölgedeki milis gruplara verdiği desteğin sınırlandırılmasını hedefliyor. Bu süreçte, Donald Trump bölgeye ek kara birlikleri gönderilmesi emrini verdi. Diğer taraftan, İran Meclis Başkanı Galibaf çarşamba günü yaptığı açıklamada, ülkesinin bir adasına yönelik işgal planları tespit ettiklerini belirterek, bu planlara yardım eden herhangi bir Arap ülkesinin hayati altyapısını yok etme tehdidinde bulundu. Analistler ve eski yetkililer, savaşın maliyetinin her iki taraf için de katlanılamaz hale gelmesi durumunda, en zorlu meseleleri erteleyen ve çatışmaları durduran bir anlaşmanın mümkün olabileceğini savunuyor. Washington Enstitüsü'nden Michael Singh, tüm hedeflere ulaşmak yerine daha sınırlı bir ateşkesin, kapsamlı müzakerelerin önünü açabileceğini ifade etti. Ateşkese giden yolda öne çıkan fikirler arasında İran'ın uranyum zenginleştirmesinin birkaç yıl süreyle durdurulması yer alıyor. Diğer öneriler ise bölgesel bir saldırmazlık paktı kurulması ve İran'ın Hürmüz Boğazı'nı trafiğe açması karşılığında yaptırımların aşamalı olarak hafifletilmesi şeklinde sıralanıyor. İsrail Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü'nden Raz Zimmt, İran'ın bir ateşkesle ilgilendiğini ancak bunun "ne pahasına olursa olsun" gerçekleşmeyeceğini vurguladı. Zimmt'e göre Tahran, en azından ABD veya İsrail'den yeni bir saldırı gelmeyeceğine dair garanti talep edecek. Washington ve Tahran, geçmişte de en tartışmalı konuları sessizce rafa kaldırarak müzakere yürütme geçmişine sahip. 2015 nükleer anlaşması ve sonrasındaki süreçler, imkansız görünen taleplerin ertelenmesiyle ilerlemişti. Eski İsrail Büyükelçisi Daniel Shapiro, ABD'nin Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nden, İran'ın askeri tehdidini tamamen ortadan kaldırması yönünde baskı gördüğünü belirtti. Ancak haftalar süren bir savaşın ardından Washington'un, Tahran'ı tamamen teslim olmaya zorlayamayacağını kabul etmesi gerekebilir. Shapiro, "Savaşlar genellikle karmaşık biter. Acı, bitmesini isteyecek kadar şiddetliyse, yarım yamalak ve parçalı bir düzenlemeyle sonuca varılabilir" değerlendirmesini yaptı. Sizce ABD ve İran arasında, en zorlu konuları erteyleyen geçici bir ateşkes anlaşması sağlanabilir mi? |
|