Forbes’a göre ABD’de faaliyet gösteren bazı bankacılar ve kredi uzmanları, bilgiye dayalı iş yapan küçük şirketleri değerlendirirken, “Yapay zeka bu iş modelini sarsarsa ne olacak?” sorusunu soruyor. Kredi kararı verilirken firmanın yalnızca bugünkü performansı değil, birkaç yıl sonra ayakta kalıp kalamayacağı da hesaba katılıyor.
Bu değişimin arkasında basit bir neden var. Yapay zeka yalnızca Silikon Vadisi’ni ya da teknoloji devlerini ilgilendiren bir mesele değil. Muhasebe, hukuk, danışmanlık, araştırma, içerik üretimi ve benzeri alanlarda çalışan küçük işletmeler de doğrudan risk altında görülmeye başlandı.
Kredi verenler, “Bir firmanın sunduğu hizmet, birkaç dakika içinde yapay zeka tarafından yapılabilecek hâle gelirse o işin geleceği nasıl okunacak?” şeklinde düşünceye sahip. 10 yıl vadeli kredilerde bu soru daha da kritik hale geliyor. Çünkü banka bugün verdiği paranın yıllar sonra geri dönüp dönmeyeceğini görmek istiyor.
ABD’de 500’den az çalışanı olan küçük işletmeler ekonomide büyük yer tutuyor. Hem milyonlarca kişiye iş sağlıyorlar hem de toplam ekonomik üretimde ciddi paya sahipler. Bu şirketlerin önemli bölümü de yapay zekanın en hızlı etkileyebileceği alanlarda faaliyet gösteriyor.
Bankacılar şimdilik belirli sektörlerden toplu kaçış başlatmış değil. Ancak risk hesabı değişiyor. Bir işletmenin ürünü bilgi, analiz, tavsiye ya da içerikse, kredi uzmanları şirketin AI karşısında nasıl konum alacağını anlamaya çalışıyor.
Eskiden kolay okunan bazı işler artık daha belirsiz görünüyor. Firma sahiplerinin “AI kullanıyoruz” demesi de yeterli sayılmıyor. Kredi verenler bu teknolojinin iş akışına nasıl girdiğini, verimlilik sağlayıp sağlamadığını, veri güvenliği için nelerin uygulandığını ve çalışanların nasıl kullandığını görmek istiyor. Bazı durumlarda bu politikalar doğrudan iş planıyla birlikte inceleniyor.
Uzmanlara göre yapay zekayı yok saymak ya da konuyu geçiştirmek başvuruyu güçlendirmiyor, tam tersine şüphe yaratıyor. Bu durum iki ihtimali akla getiriyor. Çalışanlar yönetimden habersiz AI araçlarını kullanıyor ya da şirket sektörü dönüştüren değişimin gerisinde kalıyor.
Diğer yandan yapay zekaya maruz kalmak tek başına olumsuz bir işaret değil. Tersine bazı başvurularda avantaj bile sağlayabiliyor. Kredi tarafı değişimi kabul eden ve buna uyum planı sunan işletmelere daha sıcak bakıyor.
Hukuk büroları söz konusu gerilimin en net örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Zira AI sistemleri avukatların bazı işlerini hızlandırabiliyor. Fakat aynı zamanda eskiden saat bazlı ücretlendirilen kimi işleri de azaltıyor. Bu da verimlilik artışı ile gelir daralması riskini aynı anda gündeme getiriyor.
Benzer dönüşüm bankaların içinde de yaşanıyor. Bazı finans şirketleri, kredi değerlendirme süreçlerinde yapay zeka destekli yazılımlar sunuyor. Eskiden günler süren kredi metinleri ve değerlendirme notları saatler içinde hazırlanabiliyor.
Böylece bankacılar idari işlere daha az, işin geleceğini okumaya daha fazla zaman ayırabiliyor. Şimdilik yapay zekanın doğrudan batırdığı küçük işletme örneği görülmedi. Lakin kredi uzmanları, etkinin önce temerrütte değil, şirket seçimi ve inceleme süreçlerinde ortaya çıktığını söylüyor. Başka bir deyişle kırılma başlamış vaziyette.
Sizce küçük işletmeler, yapay zeka dönüşümüne uyum sağlamak için yeterince hazır mı?