Yunanistan'ın, ABD ile olan yakın iş birliğini bozmak istemediği, ancak bu konuda Avrupa Birliği'ne daha yakın göründüğü belirtiliyor. Ülkenin, Almanya ve Fransa gibi AB'nin lokomotif ülkelerinin tutumunu gözlemleyeceği ve onların ardından gideceği bir tavır sergileyeceği ifade ediliyor.
Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis de Berlin'deki temaslarında benzer ifadeler kullandı. Yerapetritis, Alman mevkidaşı ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, ülkesinin savaşa girme niyetinde olmadığını ve Hürmüz'e savaş gemisi gönderme planı bulunmadığını yineledi.
Bakan, Avrupa Birliği'nin bölgede barışı sağlamak için gerekeni yapması gerektiğini vurguladı. Bu açıklamalar, Yunanistan'ın Amerika Birleşik Devletleri'ne karşı da dikkatli bir duruş sergilediğini ortaya koyuyor.
Bu gelişmeler yaşanırken, Defense Point ve Army Voice gibi Yunan savunma haber sitelerinden çarpıcı bir iddia geldi. İddiaya göre Yunanistan, Katar'daki bir ABD askeri üssünü korumak için yaklaşık 25 Patriot füzesi gönderdi.
Haberlere göre, 25 ve daha fazla füzenin yolda olduğu ve gönderilen toplam 50 Patriot füzesinin, Yunanistan'ın mevcut envanterinin yaklaşık yüzde 25'ine denk geldiği belirtiliyor. Aynı kaynaklar, bu hareket için parlamentodan izin alınıp alınmadığı ve hukuki dayanağının ne olduğu sorularını da gündeme getiriyor.
Diğer yandan, Yunanistan Parlamentosu Silahlanma Komitesi dün akşam kritik bir oylama gerçekleştirdi. Komite, içinde İsrail yapımı "Aşil Kalkanı" hava savunma sisteminin de bulunduğu ve Türkiye'ye karşı tasarlandığı belirtilen milyar avroluk savunma paketini onayladı.
Oylama sırasında, iktidardaki Yeni Demokrasi Partisi hariç hiçbir parti temsilcisinin bu projeyi desteklemediği ifade ediliyor. Ancak hükümet temsilcilerinin komitede çoğunlukta olması nedeniyle paketin onaylandığı aktarılıyor.
Söz konusu savunma paketinin, önümüzdeki hafta Yunanistan Parlamentosu Genel Kurulu'na gitmeden önce Ulusal Güvenlik Konseyi'nin gündemine geleceği ve ardından parlamentodan geçmesinin beklendiği bildiriliyor.
Sizce Yunanistan'ın bu açıklama ve hamleleri, bölgedeki gerilimi azaltmaya mı yoksa artırmaya mı hizmet ediyor?