🌍 1966 Yıllık Lanet mi Uyanıyor? Denizli'deki 5.1'lik Deprem Tehlike Çanlarını Çaldırdı: Fayların Kesişim Noktasında Büyük Risk

📍 Demir Çağı'nda kurulan ve yüzyıllarca medeniyetlere ev sahipliği yapmış, Anadolu'nun Ana Tanrıçası Kibele kültürünü barındıran Hierapolis Antik Kenti, milattan sonra 60 yılında yaşanan büyük bir depremle sarsılmıştı. Günümüzde Pamukkale'de yer alan bu antik şehir, o dönemde önemli bir merkezdi ancak yaşanan büyük deprem sonrası "cehennem kapıları"nın açılmasıyla yaşam sona ermişti.

Asırlar sonra yeniden keşfedilene kadar birçok sarsıntıyla yüzleşen Hierapolis, her geçen gün biraz daha yok oluyordu. Antik şehrin kurulduğu noktanın jeolojik yapısı ise büyük bir sorunu barındırıyordu: Önemli depremler üretebilecek bir fay hattının üzerinde inşa edilmiş olması, günümüzde ayakta kalan az sayıdaki kalıntıyı açıklıyordu. Dahası, 60 yılında açılan ve yüzyıllardır gizemini koruyan "cehennem kapısı" da bu tarihi depremle doğrudan bağlantılıydı.

Hierapolis'in deprem geçmişi, dün Denizli'nin Buldan ilçesi merkezli yaşanan 5.1 büyüklüğündeki sarsıntıdan bağımsız olarak değerlendirilemez. Dünkü deprem, Denizli ve çevresi için yıkıcı depremler üretebilecek fay hatlarına oldukça yakın bir noktada meydana geldi. Bu durum, antik kentin kaderini belirleyen deprem gerçeğini bir kez daha gözler önüne sererek, günümüzde Denizli şehrinin bulunduğu "makasın en keskin yerinde" yaşamanın getirdiği riskleri hatırlattı.

Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Afet Yönetimi Uzmanı Doç. Dr. Bülent Özmen, bölgedeki deprem tehlikesine dair önemli açıklamalarda bulundu.

HİERAPOLİS'İN 'CEHENNEM KAPILARI' HÂLÂ AÇIK MI?

Dün yaşanan 5.1 büyüklüğündeki Denizli-Buldan merkezli deprem, antik kent Hierapolis'i de etkileyen geniş bir alanda hissedildi. Bölge, 5'in üzerindeki büyüklükteki depremlerle daha önce de karşı karşıya kalmıştı. Denizli merkezli son büyük deprem, 2019 yılında Bozkurt merkezli olarak kaydedilmişti. Ancak kentin kaderi, milattan sonra 60 yılındaki büyük depremle adeta mühürlenmişti. Bu deprem, asırlar önce kurulan Hierapolis Antik Kenti'ni yerle bir ederken, aynı zamanda yüzyıllar sürecek bir gizemi de başlatmıştı.

Antik kentte bulunan ve içine girenlerin bir daha gün ışığını göremeyeceği bir yere açılan kapı, keşfedildiği günden bu yana pek çok merak uyandırmıştı. Gidenlerin geri dönmemesi üzerine "cehennem kapısı" adını alan bu yerin gizemi, 2021 yılında bilimsel olarak çözülmüştü. 'Cehennem kapısının' ardındaki mağarada, bir fay hattı üzerinde 1966 yıldır aralıksız karbondioksit salınımı olduğu ve bu gazın, içeri girenlerin boğularak hayatını kaybetmesine neden olduğu ortaya konmuştu. Peki, 60 yılında açılan bu 'cehennem kapısı', tarihsel depremlerle nasıl bir bağlantı taşıyor?

Doç. Dr. Bülent Özmen'e göre, bölgede tarihsel dönemde M.S. 60, M.S. 494, 1651, 1717 ve 1899 yıllarında meydana gelen depremler ciddi yıkımlara ve can kayıplarına yol açmıştır. Aletsel dönemde ise 1953 yılında Buldan'da 5.6, 1965 yılında Honaz'da 5.5, 1976 yılında Denizli'de 5.2, 2003 yılında Sarıgöl-Buldan hattında 5.5, 2019 yılında Acıpayam'da 5.5 ve yine 2019 yılında Bozkurt'ta 6.0 büyüklüğünde depremler kaydedilmiştir. Özellikle 2003 yılındaki Buldan depreminde, birkaç gün içinde peş peşe benzer büyüklükte depremler yaşanmış, bir deprem fırtınası etkili olmuştur. Ayrıca, 28 Mart 1969 tarihinde Gediz grabeni üzerinde meydana gelen 6.6 büyüklüğündeki deprem de bölgeyi ciddi şekilde etkileyerek çok sayıda can ve mal kaybına neden olmuştur. 2019'da meydana gelen Bozkurt depremi de Buldan'da önemli hasarlara yol açmıştır. Bu tarihi deprem kayıtları, dün yaşanan sarsıntının ardındaki jeolojik dinamiğin bir sonucu olduğunu gösteriyor.

Dün yaşanan depremin merkez üssünün Buldan olması, bölgenin jeolojik yapısıyla yakından ilişkilidir. Doç. Dr. Bülent Özmen, "Denizli, yaklaşık 140 km uzunluğundaki batıda Söke'den Honaz'a doğru uzanan Büyük Menderes grabeninin en doğu ucunda yer alır. Bu bölge aynı zamanda Gediz grabeni ve Büyük Menderes grabeninin kesişim bölgesinde yer alması nedeniyle deprem tehlikesi oldukça yüksektir" açıklamasında bulundu.

Bölgeyi etkilemesi olası faylar arasında Sarayköy fay zonu, Pamukkale fay zonu, Denizli fay zonu, Honaz fayı ve Kaklık fayının bulunduğunu belirten Özmen, "Her ne kadar hangisinin önce kırılacağını söylemek mümkün olmasa da bunların tamamı Denizli için önemli tehdittir" dedi.

ŞİFRESİ ZEMİNDE! ‘6’YI GEÇEN HER DEPREMDE CİDDİ ŞEKİLDE ETKİLENİR’

Denizli için deprem sarsıntısının ötesinde, şehrin kuruluşundaki bir başka kritik unsur da tehlikeyi artırmaktadır: Zemin yapısı. Denizli, yüksek katlı betonarme yapıların inşa edildiği alüvyal bir zemin üzerine kurulmuştur. Bu durum, doğal deprem tehlikesini, yapıların zemine uyumsuzluğuyla birleştirerek yıkım ve can kaybı riskini artırmaktadır.

Doç. Dr. Bülent Özmen'e göre, bu zemin özelliklerinin çevredeki faylanmayla olan ilişkisi de dikkat çekicidir. Özmen, "Denizli ili Büyük Menderes Grabeni, Gediz Grabeni, Sarayköy fay zonu, Pamukkale fay zonu, Denizli fay zonu, Honaz fayı, Kaklık fayı olarak isimlendirilen faylar bölgeyi etkilemesi olası faylardır. Bu faylarda olabilecek ve 6 büyüklüğüne geçecek her depremden bölge önemli derecede etkilenecektir" şeklinde konuştu.

Riskli yapı stokunun bölgede önemli bir sorun olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Özmen, "Denizli'de Türkiye'nin birçok ilinde olduğu gibi yapı stoku açısından riskli yapılar vardır. Özellikle alüvyon zemin üzerinde inşa edilen çok sayıda yapının varlığı deprem riskini yani depremden hasar görme olasılığını daha da artırır" dedi. 2000 yılından sonra yapılan ve güncel deprem yönetmeliklerine uygun olarak inşa edilen yapıların olası bir depremde hasar görme olasılığının daha düşük olduğunu belirten Özmen, 2000 öncesi yapılan yapıların ise daha riskli olduğunu ifade etti. Ancak bunun tüm 2000 öncesi yapıların riskli olduğu anlamına gelmediğini, yığma yapı yoğunluğu fazla olan mahallelerde riskin daha da yüksek olduğunu ekledi.

Bölgenin, Türkiye'nin deprem bölgeleri haritalarında en yüksek deprem tehlikesi olan iller arasında gösterildiğini hatırlatan Özmen, Buldan ve çevresindeki fayların 6 ila 6.7 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli taşıdığını belirtti. Orta büyüklükteki depremlerin tekrarlanma sürelerinin 50 ila 150 yıl arasında olabileceği, 7 ve üzeri büyüklükteki depremlerin ise tekrarlanma sürelerinin yaklaşık 500 yıl civarında olduğu tahmin edilmektedir.

Son depremin ardından, bölgedeki fayların tekrar hareketlenmesiyle ilgili endişeler dile getirilirken, uzmanlar zemin etüdünün ve yapısal dayanıklılığın deprem güvenliği açısından kritik öneme sahip olduğunu vurguluyor.

Sizce, Denizli'deki bu deprem aktivitesi, geçmişteki benzer olayların bir tekrarı mıdır yoksa yeni bir dönemin başlangıcı mı olacaktır?

🚀 Anlık son dakika haberleri ve tartışmalar için Telegram kanalımıza katılın:
Bu bağlantı ziyaretçiler için gizlenmiştir. Görmek için lütfen giriş yapın veya üye olun.
 

Tema özelleştirme sistemi

Bu menüden forum temasının bazı alanlarını kendinize özel olarak düzenleye bilirsiniz.

Zevkine göre renk kombinasyonunu belirle

Tam ekran yada dar ekran

Temanızın gövde büyüklüğünü sevkiniz, ihtiyacınıza göre dar yada geniş olarak kulana bilirsiniz.

Geri