DİPAM Başkanı Dr. Tolga Sakman, operasyonun stratejik boyutunu ve adanın tarihsel önemini analiz etti. Sakman, Trump'ın açıklamasında bölgedeki herhangi bir petrol tesisinin vurulmadığını söylediğini, ancak adadaki tüm güvenlik unsurlarının yok edildiğini belirtti.
Sakman, Hamaney döneminde adaya çok büyük yatırımlar yapılıp yeniden ihya edildiğini hatırlattı. Çünkü İran-Irak Savaşı'nda burası Irak tarafından hedef alınmıştı ve yeniden inşadan sonra korunması için aşırı önlemler alınmıştı. Şimdi ise o önlemlerin tamamen sıfırlandığının varsayıldığını ifade etti.
Peki, bu küçük ada neden bir savaşın kaderini belirleyecek kadar önemli? Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger, adanın İran için neden "hayati" olduğunu rakamlarla açıklıyor.
Ülger, Hark Adası'nın İran açısından hayati ehemmiyet taşıdığını, çünkü tüm petrol ihracatının %90'ını bu adadan yaptığını vurguladı. İran'ın petrolün dışında gübre ve LNG ihracatını da yine bu adadan gerçekleştirdiğini söyledi.
Ayrıca Ülger, İran'ın bu konuda net bir tehditte bulunduğunu; buraya bir saldırı yapıldığı, petrol altyapısı zarar gördüğü takdirde buna misliyle mukabele edileceğini söylediğini aktardı. Bu durumda tüm Körfez coğrafyasındaki petrol platformlarının hepsinin İran'ın hedefi haline geleceğini ifade etti.
Trump, adadaki petrol altyapısına dokunmadıklarını belirtse de, Hürmüz Boğazı’ndan gemilerin güvenli geçişine izin verilmemesi halinde bu kararın değişebileceği uyarısını yaptı. Bölgedeki askeri senaryoları değerlendiren Dr. Tolga Sakman, olası bir kara operasyonunun risklerine dikkat çekti.
Sakman, İran'ın daha önce Hürmüz Boğazı üzerinden bir tehdit savurarak bölge ülkelerini kendi yanına çekmeye çalıştığını hatırlattı. Burada da Amerika'nın, Hark Adası'nı vurma tehdidi üzerinden bir şekilde İran'ı ikna etmeye çalıştığını öne sürdü.
Doğrudan adanın yönetimini alabilecek bir bombardıman, çıkarma veya hava indirme ihtimalinin konuşulduğunu belirten Sakman, ancak İran ana karasına sadece 25 kilometrelik bir mesafeden bahsedildiğini ve bir menzil içinde olma durumu olduğunu vurguladı. Buraya yapılacak bir çıkarmanın ne kadar güvenli olacağının ise ayrı bir tartışma konusu olduğunu sözlerine ekledi.
ABD'nin adadaki "güvenlik kalkanını" yok etmesi, İran'ın en büyük ekonomik kalesini savunmasız bırakmak anlamına geliyor. Ancak bu hamlenin küresel petrol fiyatlarını tetikleyip tetiklemeyeceği, Hürmüz Boğazı'ndaki geçiş güvenliğine bağlı görünüyor.
Sizce Hark Adası'ndaki bu gerilim, daha geniş bir bölgesel çatışmaya dönüşür mü?