Bu vahim gelişmelerin tüm sebepleri, sonuçları ve arka plan dinamikleriyle birlikte ele alınması gerektiğini belirtti. Bahçeli’ye göre, serinkanlı ve çok yönlü bir bakış açısıyla konunun irdelenmesi, hakikatin ortaya çıkarılması için zaruri bir mecburiyettir. Açıklamasında, dijitalleşmenin kontrolsüz yaygınlığına ve sosyal medya mecralarının denetimsiz etkisine dikkat çekti. Giderek derinleşen akran zorbalığının çocukların ruh dünyasında telafisi güç tahribatlar oluşturduğunu ifade etti. Günümüzde çocukların, sosyal medyanın adeta emzirdiği yapay bir iklimde büyüdüğünü kaydetti. Parmak uçlarıyla ekranlara yön veren ve saniyeler içinde zıt duygular yaşayan bir neslin yetiştiğini aktardı. Bir kaydırma hareketiyle sevinçten öfkeye, merhametten şiddete savrulan hızlı duygu geçişlerinin, gelişim çağındaki zihinleri etkilediğini vurguladı. Bu durumun, gerçek ile sanal arasındaki sınırları bulanıklaştırdığının altını çizdi. Sanal alemde kolayca değiştirilebilen hayatların, gerçek dünyada da aynı şekilde yönlendirilebileceği yönünde tehlikeli bir vehim oluştuğunu belirtti. Özellikle ergenlik çağındaki bireylerin bu sanal akıştan etkilenerek gerçekliği basitleştirme eğiliminde olduğunu ifade etti. Anlık tepkilerle hareket etme ve sonuçları hafife alma eğilimlerinin arttığını kaydetti. Bahçeli, bu durumun kontrolsüz bırakılması halinde telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulundu. Benzer hadiselerin farklı toplumlarda da yaşandığını hatırlatarak, meselenin küresel bir tehdit boyutu kazandığını dile getirdi. İnsanın biyolojik varlığının yanı sıra kültürel ve milli değerlerle yoğrulan bir şahsiyet olduğunu ifade etti. Dijitalleşmenin bu değerleri aşındırması ve toplumsal dokuyu zayıflatması durumunda, böylesi trajedilerin kaçınılmaz hale geleceğini savundu. Bu nedenle meseleyi yalnızca fail üzerinden okumanın, hakikatin eksik anlaşılmasına yol açacağını belirtti. Asıl sorgulanması gerekenin, çocukları karanlık eylemlere iten sosyal çevre, değer erozyonu ve kontrolsüz etki alanları olduğunu vurguladı. Bu tür vahim hadiselerde yetkili makamların görevlerini sükunet ve devlet ciddiyeti içinde yürütmesinin hayati önem taşıdığını kaydetti. Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması beklenmeden yapılacak siyasi yorumların, hakikatin üzerini örtmekten başka bir sonuç doğurmayacağını ifade etti. Gerekli görülmesi halinde değerlendirmelerin ancak süreç tamamlandıktan sonra yapılması gerektiğini belirtti. Hiç kimsenin bu elim hadiseyi günübirlik siyasetin malzemesi haline getirmemesi gerektiğini söyledi. Acı üzerinden istismar arayışına tevessül edilmemesi konusunda uyarıda bulundu. Tüm bu tespitlerin ışığında, yaşanan acı hadisenin vicdanlarda açtığı derin yarayı da ifade etmenin zaruri olduğunu belirtti. Kahramanmaraş’taki alçak saldırıda hayatını kaybeden çocuklara ve öğretmene Allah’tan rahmet diledi. Kederli ailelere ve millete başsağlığı dileklerini iletti. Hem Şanlıurfa hem de Kahramanmaraş saldırılarında yaralanan çocuklara acil şifalar temenni etti. Sizce toplumsal trajedilerde sorumluluğun bireysel failden ziyade, çevresel ve dijital faktörlerde aranması doğru bir yaklaşım mı? |
|