Orta Doğu'da yaşanan gelişmelerin petrol fiyatlarında yol açtığı artışın "herkes için ciddi bir endişe kaynağı" olduğunu vurgulayan Bayraktar, son zamanlardaki olayların, ülkenin petrol ve doğal gaza olan bağımlılığını bir kez daha gözler önüne serdiğini belirtti. Bu bağımlılığın küresel ekonomik büyüme üzerinde ciddi bir kırılganlık yarattığına dikkat çeken Bakan, enerji dünyasının dijitalleşme, yapay zeka temelli teknolojilerin gelişimi ve ekonomik büyüme ile birlikte geçirdiği dönüşümün, elektrik talebinde yeni bir artış dalgasını tetiklediğini ifade etti. "Bu ortaya çıkan zorluklara çözüm bulmaya ve bunlarla başa çıkmaya çalışırken, ne yazık ki ek zorluklar ve krizlerle karşı karşıyayız: Pandemi, iklim değişikliği, tedarik zinciri aksamaları, yüksek enerji ve emtia fiyatları, yüksek enflasyon, ticaret savaşları, jeopolitik gerilimler, Ukrayna'daki savaş ve şimdi de Orta Doğu'daki savaş," diyen Bayraktar, bu karmaşık tablonun enerji güvenliği ve sürdürülebilirliği açısından daha da önemli hale geldiğini belirtti. Küresel piyasalarla paralel olarak Türkiye'nin enerji talebinin de artış eğilimini sürdürdüğünü ve bu talebin yüzyılın ortasına kadar üç katına çıkmasının beklendiğini söyleyen Bakan, bu artışın karşılanması ve 2053 yılına kadar hedeflenen net sıfır emisyon ilkesine ulaşılabilmesi için kapsamlı bir stratejinin gerekliliğini vurguladı. Bu stratejinin, yenilenebilir enerji kaynaklarının genişletilmesini, güvenilir ve sevkiyata uygun, karbonsuz üretim kapasiteleriyle birleştirmesi gerektiğini ifade etti. Nükleer enerjinin, bu dengeyi sağlamada "kritik bir rol oynadığını" belirten Bakan Bayraktar, "Türkiye'nin uzun vadeli nükleer vizyonu çok açık" diyerek ülkenin bu alandaki kararlılığını dile getirdi. Bayraktar, Türkiye'nin hedefinin, yüzyılın ortasına kadar, en az 5 gigavatlık küçük modüler reaktörler de dahil olmak üzere toplamda 20 gigavat nükleer enerji kapasitesine ulaşmak olduğunu açıkladı. İlk nükleer santralin ise bu yılın sonlarına doğru faaliyete geçmesinin beklendiğini ekledi. Karbonsuz enerji üretimi açısından küçük modüler reaktörlerin (KMR) önemli bir potansiyel taşıdığına dikkat çeken Bakan, uluslararası finans kuruluşları, ihracat kredisi veren kurumlar ve özel yatırımcıların bu "yaklaşan nükleer rönesans"a katılmalarını teşvik etmenin önemine vurgu yaptı. Bu hedefe ulaşmak için yeni ticaret biçimleri ve yatırım modellerinin geliştirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Bakan Bayraktar, Türkiye'nin kasım ayında Antalya'da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) Konferansı'nın 31'inci Oturumu'na (COP31) ev sahipliği yapacağını hatırlatarak, bu konferansın enerji geçişi ve enerji bağımsızlığı konularında ilerleme kaydetmek için önemli bir fırsat sunacağını kaydetti. Sizce Türkiye'nin nükleer enerjiye yönelik bu iddialı vizyonu, enerji geleceğini şekillendirmede ne kadar etkili olacaktır?
Bu bağlantı ziyaretçiler için gizlenmiştir. Görmek için lütfen giriş yapın veya üye olun.
|
|