Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

🔍 Dijital Şiddet ve Yalnızlaşma: Okul Saldırıları Uzmanları Alarmda

✖ Kapat
Duyuru
✖ Kapat
Duyuru
📍Şanlıurfa'daki lisede ve Kahramanmaraş'taki ortaokulda meydana gelen silahlı saldırılar, sosyal medya platformları ile şiddet içerikli sanal oyunların çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerini yeniden tartışma gündemine taşıdı.

Uluslararası Balkan Üniversitesi (IBU) Rektörü Prof. Dr. Lütfi Sunar, ABD ve Kanada gibi ülkelerde sık görülen okul saldırılarının Türkiye'de de ortaya çıkmasının, ilk bakışta bu olgunun küreselleştiği izlenimi verebileceğini ifade etti. Ancak Sunar, Türkiye'deki vakaların henüz çok sınırlı sayıda olması nedeniyle böyle bir genelleme yapmanın erken olduğunu, fakat bu eğilimin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Sunar, son dönemde bu tür olaylarda gözlenen artış eğiliminin dikkat çekici olduğunu belirterek, sorunun nedenlerini anlamak için konunun tek bir boyuta indirgenmemesi gerektiğini söyledi. Bireysel psikoloji, toplumsal değişim, dijital kültür ve eğitim ortamları gibi farklı düzlemleri ele alan çok boyutlu ve disiplinler arası çalışmalara ihtiyaç olduğunu dile getirdi.

Sunar, saldırıları gerçekleştiren gençlerde sıkça vurgulanan "toplumsal yalnızlık" olgusunu anlamak için sosyalleşme sürecine bakmak gerektiğini kaydetti. Özellikle ilk gençlik döneminin, bireyin kimliğini inşa ettiği ve toplumsal kuralları sorgulamaya başladığı kritik bir evre olduğunu ifade etti.

Bu süreçte otoriteyle ilişkilerin gerilimli hale gelebildiğini, akran ilişkilerinde kabul görme ihtiyacı artarken, dışlanma ve zorbalık deneyimlerinin de yoğunlaşabildiğini aktaran Sunar, içe dönük yapıdaki gençlerin bu baskılar karşısında daha zorlandığını söyledi.

Dijital ortamlardaki karşılaştırma kültürü, görünürlük baskısı ve çevrim içi zorbalık gibi faktörlerin de eklenmesiyle yalnızlık duygusunun derinleşebildiğini belirten Sunar, bu birikimin zamanla öfke ve yabancılaşmaya dönüşebildiğini ifade etti. Bu durumun, bireyin kendini kanıtlama arzusuyla uç davranışlara yönelmesine zemin hazırlayabileceğine dikkat çekti.

Prof. Dr. Lütfi Sunar, dijital kültürün artık hayatın ayrılmaz bir parçası olduğunu ve yeni nesillerin bu mecralarda varlık göstermesini başlı başına bir sapma olarak görmenin doğru olmadığını vurguladı. Bugün dikkati çeken asıl hususun, gençlerin giderek daha fazla ev içi ve çevrim içi ortamlara sıkışması olduğunu söyledi.

Okullarda, mahallelerde ve kamusal alanlarda yüz yüze güvenli sosyalleşme imkanlarının sınırlı olmasının, gençleri alternatif alanlar olarak kapalı mesajlaşma gruplarına yönelttiğine işaret eden Sunar, Discord ve Telegram gibi platformlarda kurulan yarı kapalı dünyalara dikkat çekti.

Bu ortamların çoğu zaman yetişkin denetiminden uzak, filtrelenmemiş ve küresel ölçekte dolaşıma giren içeriklerle şekillendiğini ifade eden Sunar, burada yankı odaları oluşabildiğini ve şiddet içeren içeriklerin normalleşebildiğini aktardı.

Gerçek hayattaki sosyal ilişkilerle dengelenmeyen bu dijital sosyalleşme biçimlerinin, zamanla bir tür gerçeklik kaymasına yol açarak empatiyi zayıflattığını ve bireyin eylemlerinin sonuçlarını sağlıklı değerlendirmesini zorlaştırdığını kaydetti.

Sunar, bu tür saldırıların artmasının, başkalarının da benzer eylemleri planlama ihtimalini yükselterek bir tür zincirleme etki riski doğurduğunu belirtti. Ancak asıl meselenin basit bir taklitçilik değil, bu eylemlerin arkasındaki motivasyonun toplumsal ve medyatik tepkilerle güçlenmesi olduğunu vurguladı.

Medya kanallarının ayrıntılı ve dramatize edilmiş yayınlarının, faillerin kimliklerinin ve eylem biçimlerinin görünür hale gelmesinin, bu tür eylemleri düşünen bireyler için bir tanınma aracı olarak algılanabildiğine dikkat çekti.

Bu döngüyü kırabilmek için sorumlu bir medya dili geliştirilmesi, fail odaklı kahramanlaştırıcı anlatıdan kaçınılması gerektiğini ifade eden Sunar, erken uyarı mekanizmalarının güçlendirilmesinin önemine değindi.

Sadece güvenlik önlemleriyle bu tür olayların önüne geçmenin mümkün olmadığını vurgulayan Sunar, asıl ihtiyacın okulun sosyal düzenini yeniden ve bütüncül bir yaklaşımla ele almak olduğunun altını çizdi.

Diğer yandan, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mahmut Hakkı Akın, 'Dünyanın Amerikanlaşması' denilen ve İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra başlayan bir sürecin devam ettiğini dile getirdi.

Bu sürecin, batı medeniyetinin üzerine oturduğu değerlerin çözüldüğü, daha hedonist ve haz peşinde olan bir bağlam ürettiğini ifade eden Akın, 'kültür endüstrisi' ile insanın bir tüketici konumuna indirgendiğini söyledi.

Değer alanının tamamen nihilist hale geldiğini, sabit değerlerin inkar edildiğini ve değerler sisteminde bir küresel erozyon yaşandığını kaydeden Akın, yalnızlaşmanın en büyük problemlerden biri olduğunu vurguladı.

Dijitalleşme ve sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte yalnızlaşmanın dünyanın en büyük problemlerinden biri haline geldiğini belirten Akın, bu mecraların insanı temastan kopardığını ifade etti.

İnsanın insanla temasının ailede başlayıp sürdüğünü, ancak dijital mecraların bu teması kopardığını söyleyen Akın, bu durumun kendini gerçekleştirme ve bir karşılık bulma arayışına sebep olabileceğine işaret etti.

Bu ihtiyaçların en baştan itibaren ailede tatmin edilmesi gerektiğini, sağlanmadığı takdirde bireylerin farklı arayışlara yönelebildiğini kaydeden Akın, bu durumun en yoğun çocuklarda ve gençlerde görülmesinin beklendiğini dile getirdi.

Akın, ailelere düşen görevlerle ilgili olarak, ailenin sahiplenmesinin, süreçleri takip etmesinin ve ahlaki bir varoluş anlamındaki hassasiyetinin son derece önemli olduğunu vurguladı.

Ailelerin, çocuklarının dijital mecralardaki aktivitelerini takip etmekte zorlanabildiğini, çocukların bu konuda daha usta olduğunu ifade eden Akın, buna rağmen çözümün büyük ölçüde aileden kaynaklanması gerektiğini söyledi.

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki saldırıların iki münferit olay gibi değerlendirilemeyeceğini belirten Akın, bu tür risklerin varlığını kabul etmek zorunda olduğumuzu ifade etti.

Küresel anlamdaki değer alanı tahribatı ve nihilist süreçler devam ettiği müddetçe bu tür olaylarla daha sık karşılaşılabileceğimizi kaydeden Akın, medyaya da bu konuda büyük iş düştüğünü söyledi.

Akın, Türkiye'deki haberlerde şiddetin Avrupa ülkelerine kıyasla çok daha fazla göz önüne serildiğini belirterek, "Ne görürseniz ne duyarsanız o sizin için normalleşir." uyarısında bulundu.

Sizce dijital dünyanın yalnızlaştırıcı etkisi ve şiddetin normalleşmesi karşısında en etkili önlemler neler olabilir?
dezenformasyon-aa-1803791.jpg
 

Tema özelleştirme sistemi

Bu menüden forum temasının bazı alanlarını kendinize özel olarak düzenleye bilirsiniz.

Zevkine göre renk kombinasyonunu belirle

Tam ekran yada dar ekran

Temanızın gövde büyüklüğünü sevkiniz, ihtiyacınıza göre dar yada geniş olarak kulana bilirsiniz.

Geri