Film, dünya çapında yaşamın sonunu getireceği öngörülen büyük bir salgına yalnızca 24 saat kala yaşananları merkezine alıyor. Hikaye, bu felaketten korunmak amacıyla kurulan gizemli bir yapıyı anlatıyor.
Kadimler adı verilen ve her şeyi önceden bilen gizli oluşum, seçilmiş kişiler için özel bir sığınak inşa etmiştir. Bu yer, fütüristik teknoloji ile donatılmış ve bir otel görünümündedir.
Olay örgüsü, tesadüfen bu gizemli sığınak otele giren taksici Nuh karakteri ile şekillenmeye başlar. Nuh'u canlandıran Sarp Bozkurt, kendini beklenmedik bir maceranın içinde bulur.
Seçilmiş kişilerin hayatta kalma mücadelesi, filmdeki ana temayı oluşturuyor. Bu mücadele içinde gelişen arkadaşlık ve aşk ilişkileri, mizahi bir dille beyaz perdeye aktarılıyor.
Sizce bu tür felaket senaryoları içeren filmler, izleyiciyi eğlendirirken aynı zamanda düşündürebiliyor mu?