| Kurum, medya kuruluşlarına yönelik yaptığı yazılı açıklamada sorumlu yayıncılık çağrısında bulundu. Açıklamada, şiddet eylemlerinin ayrıntılı tasvir edilmesinin veya maktul ve faillerin kimliklerinin öne çıkarılmasının olumsuz etkilerine dikkat çekildi. Olayların dramatize edilerek sürekli gündemde tutulmasının, benzer eylemlere özendirici etki oluşturabileceği ve toplumda korku iklimini derinleştirebileceği ifade edildi. Bu nedenle yayınlarda ölçülülük, hassasiyet ve etik ilkelerin temel alınması gerektiği kaydedildi. Açıklamada, kamu kurumlarının başta Adalet, İçişleri, Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlıkları olmak üzere ilgili tüm birimlerle koordinasyon içinde çalıştığı bildirildi. Emniyet birimlerinin sahada güvenlik tedbirlerini artırdığı, eğitim kurumlarında ise rehberlik ve psikososyal destek süreçlerinin titizlikle yürütüldüğü aktarıldı. Kurumların iletişim süreçlerinde şeffaflık, doğruluk ve zamanında bilgilendirme esas alındığı, kamuoyunun doğru bilgiye erişiminin sağlandığı vurgulandı. Açıklamada, bu tür olayların dezenformasyona açık bir zemin oluşturduğuna da işaret edildi. Vatandaşlara, resmi kurum ve yetkililer dışındaki kaynaklardan gelen doğrulanmamış bilgilere itibar edilmemesi uyarısı yapıldı. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için tüm vatandaşların yalnızca resmî kaynakları takip etmesinin önemine dikkat çekildi. Toplum huzuru ve kamu düzeninin sürdürülebilirliği için tüm kurumların eş güdüm içinde çalışmaya devam edeceği belirtildi. Medyanın da sorumlu yayıncılık anlayışıyla bu dayanışmaya katkı sunacağına olan inanç ifade edilerek açıklama sonlandırıldı. Sizce medya, bu tür hassas konularda yayıncılık etiği ile kamuoyunun bilgilenme hakkı arasındaki dengeyi nasıl sağlamalıdır? |
|