Meselenin tek bir fail veya sebep üzerinden okunmaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Nazlı, "mükemmel toplum" algısının arkasındaki tehlikelere dikkat çekti. Sosyal medyanın etkisiyle her şeyin kusursuz görünmesi üzerine kurulu bir "vitrin toplumu" oluştuğuna işaret etti. Prof. Dr. Nazlı, bir yanda çocuğunu 'dünya harikası' görerek her türlü eleştiriye kapatan, diğer yanda ise ebeveynliği sadece beslemek ve maddi ihtiyaç karşılamak sanan aileler olduğunu belirtti. Oysa çocuk yetiştirmenin, izlemek, fark etmek ve anlamak olduğunu kaydetti. 'Elalem ne der' korkusu ile sorunları ertelemenin, bugün yaşanan acıların temelini oluşturduğu değerlendirmesinde bulundu. Şiddetin dijital dünyada sıradanlaştığına dikkati çeken uzman isim, özellikle gençler üzerindeki "görünür olma" arzusunun büyük risk oluşturduğunu vurguladı. Çocukların artık sadece gerçek hayatta değil, algoritmaların ve dijital kalabalıkların içinde büyüdüğünü anlatan Prof. Dr. Nazlı, bu durumu "Kalabalıklar içinde çok yalnızlar" sözleriyle özetledi. Ünlü olmak ve fark edilmek uğruna çok tehlikeli eşiklerin aşıldığını gözlemlediklerini dile getirdi. Prof. Dr. Nazlı, şiddetin kahramanlaştırıldığı, suçun görünürlükle ödüllendirildiği bir atmosferde, suçu sadece belli kişilere yıkmanın kolaycılık olduğu görüşünü paylaştı. Toplumsal sorunların derinlemesine ve çok yönlü analiz edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Sizce toplumsal şiddetin artmasında sosyal medya ve "görünür olma" baskısının rolü ne kadar büyük? |
|