Ekrem İmamoğlu'nun oğlu Mehmet Selim İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu ve şarkıcı Ercan Saatçi'nin de aralarında bulunduğu bir grup tutuksuz sanık ve avukatları da duruşma salonunda yerlerini aldı. Bu önemli duruşmaya, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, genel başkan yardımcıları, bazı milletvekilleri ve belediye başkanlarının yanı sıra, partililer, sanıkların aileleri, yabancı basın mensupları ve çok sayıda izleyici de yoğun ilgi gösterdi. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ile birlikte bazı baro başkanları ve bir grup yabancı avukat da duruşmada gözlemci olarak bulundu. Duruşma salonu çevresinde ve içerisinde, jandarma ekipleri tarafından olağanüstü güvenlik önlemleri alındı. Duruşma öncesinde, sanık avukatları mahkeme heyetinin, müdafilik kontrolü yapılmadan salona avukat alınmayacağına dair aldığı kararı protesto etti. Bu karar üzerine iki kez kimlik kontrolünden geçirildiklerini belirten avukatlar, durumu slogan atarak ve duruşma salonu kapısına vurarak dile getirdiler. Ardından İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu'nun mahkeme heyetiyle yaptığı görüşme sonucunda, avukatlar kimlik kontrolü yapılmadan salona kabul edildiler. Sanıklar, salona girerken izleyiciler tarafından alkışlandı ve yakınlarına el sallayarak karşılık verdi. Bu durum üzerine jandarma görevlileri, sanıkları hızla yerlerine oturarak duruşmaya odaklanmaları konusunda uyardı. Tutuklu sanık avukatlarından Mehmet Pehlivan'ın yanına oturması istenen Ekrem İmamoğlu, jandarmanın gösterdiği sandalyeye oturmayı reddetti. İmamoğlu, jandarmaların hizasında, koridor tarafında bulunan bir sandalyede oturmayı tercih etti. Bu sırada jandarma görevlisinin koridora bir sandalye getirerek İmamoğlu'nun yanına oturması üzerine İmamoğlu, duruma tepki göstererek, "Böyle olmaz. Kimin önünü kesiyorsunuz siz. Ağzımı bantla mı kapatacaksınız? Hakim gelecek, söyleyecek. Ben de ayaktayım. Nedir etrafımızda jandarma. Sağımda, solumda" şeklinde konuştu. Bu gerginlik anında salona gelen Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan, İmamoğlu'na yönelik, "Neresinde usulsüzlük var bunun? Jandarma arkadaşlar oturun" dedi. Ekrem İmamoğlu'nun "Kimden korkuyorsunuz?" sorusuna karşılık Başkan Aylan, "Bizim bir şeyden korktuğumuz yok. Kürsüye söz hakkı verdiğimiz gelecek. Yerinize geçin lütfen" yanıtını verdi. İmamoğlu, "Dünden beri ne değişti?" diye sorarken, Başkan Aylan, "Çünkü dün size söz hakkı vermediğim halde. Kürsüye gelerek heyete, savcıya parmak salladınız. Söz hakkı gelince vereceğim. Benim önümde bir kişinin oturması doğru değil" şeklinde açıklamalarda bulundu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla yer alırken, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı ise "suçtan zarar gören" olarak kaydedildi. Ayrıca iddianamede, 16 kişi "müşteki", 107'si tutuklu, 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak listelendi. Suç örgütünün 2014 yılından günümüze kadar olan faaliyetlerini detaylandıran iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar Türk lirası ve 24 milyon ABD doları, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu" şeklinde bir değerlendirme yapıldı. Örgütün şemasının da çizildiği iddianamede, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka bir suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun ise "örgüt yöneticisi" olarak tanımlandığı belirtiliyor. Şemaya göre, Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı 10 örgüt üyesi bulunurken, 77 üye Fatih Keleş'e, 35 üye Murat Ongun'a, 8 üye Ertan Yıldız'a, 7 üye Hüseyin Gün'e, 6 üye Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6 üye de Adem Soytekin'e bağlı olarak gösteriliyor. İddianamede, Ekrem İmamoğlu hakkında "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" gibi suçlardan toplamda 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep ediliyor. Fatih Keleş hakkında ise "48 kez 'rüşvet', 'rüşvet alma', 'rüşvet verme'", "55 kez 'ihaleye fesat karıştırma'", "39 kez 'kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık'", "8 kez 'suç gelirlerini aklama'", "'Maden Kanunu'na muhalefet'", "'Orman Kanunu'na muhalefet'", "'çevre kirliliğine neden olma'", "'Vergi Usul Kanunu'na muhalefet'", "'irtikap'", "'suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme'" ile "'haberleşmenin engellenmesi'" gibi suçlardan 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapis cezası isteniyor. Murat Ongun'un ise "rüşvet", "53 kez 'ihaleye fesat karıştırma'", "33 kez 'kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık'", "'kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme'", "'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma'" ile "'suç gelirlerini aklama'" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor. Ertan Yıldız hakkında ise "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapis öngörülüyor. Adem Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Murat Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor. Hüseyin Gün hakkında ise "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapis talep ediliyor. İddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen tüm suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği vurgulanıyor. İddianamede, yakalanmalarının ardından örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması talep ediliyor. Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan hakkında, 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilirken, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor. Bu kapsamlı davada sizce de adaletin tecellisi için en önemli unsur ne olmalıdır?
Bu bağlantı ziyaretçiler için gizlenmiştir. Görmek için lütfen giriş yapın veya üye olun.
|
|