Ülke üzerine bombalar yağarken toplanan Uzmanlar Meclisi, yeni lideri belirlemek üzere oturumlar düzenledi. Daha önce dile getirilen iddialar doğrulandı ve Ali Hamaney'in oğlu Mücteba Hamaney, "çoğunluk oyuyla" İran'ın yeni dini lideri olarak seçildi.
Haberin resmi olarak duyurulmasının hemen ardından, İran televizyonlarından kutlama görüntüleri yayınlandı. Peki, ABD ve İsrail tarafından hedef gösterilen Mücteba Hamaney kimdir?
Mücteba Hamaney, 1969 yılında, İran İslam Cumhuriyeti'nin kuruluşundan on yıl önce, Meşhed kentinde dünyaya geldi. 56 yaşında olan Hamaney, ülkenin üçüncü dini lideri unvanını aldı.
Ali Hamaney'in altı çocuğundan ikincisi olan Mücteba Hamaney, dini eğitimini Kum kentinde tamamladı ve burada ileri düzey fıkıh eğitimi aldı. Kendisinin, İran'ın güçlü askeri kanadı Devrim Muhafızları ile yakın ilişkiler içinde olduğu biliniyor.
Babasının aksine, Mücteba Hamaney kamuoyu önüne çok fazla çıkmayan ve resmi bir görev üstlenmemiş bir isimdi. Kamuoyuna açık konuşmalar yapmadı, röportaj vermedi ve sınırlı sayıda fotoğrafı ile videosu yayınlandı.
Mücteba Hamaney, babasının öldürüldüğü aynı saldırıda eşini, annesini ve oğlunu da kaybetmişti. İran Cumhurbaşkanı İbrahim Pezeşkiyan, yeni liderin seçilmesini "yeni dönemin başlangıcı" olarak nitelendirdi.
ABD Başkanı Donald Trump, konuya ilişkin yaptığı bir açıklamada, "Bizden onay almak zorunda. Eğer bizden onay almazsa görevi uzun sürmeyecek." ifadelerini kullanarak tehditkâr bir dil benimsedi.
Mücteba Hamaney'in liderliğe seçilmesi, İran içinde "babadan oğula liderlik" tartışmalarını da yeniden alevlendirdi. Zira 1979 devrimiyle kurulan İran İslam Cumhuriyeti'nin ideolojisi, liderliğin kalıtsal yollarla değil, dini liyakate dayalı olarak seçilmesi ilkesine dayanıyor.
Oğul Hamaney, babasının ölümünün ardından olası bir askeri yönetim senaryosunun da merkezinde görülüyordu. Devrim Muhafızları'nın tam desteğini alması halinde, fiilen askeri konseylerin şekillendireceği bir yönetim düzeni kurulabileceği değerlendiriliyordu.
Analistlere göre, Mücteba Hamaney'in bu makama gelişi, İran yönetimindeki daha radikal ve sertlik yanlısı grupların etkisinin süreceğinin bir göstergesi olarak yorumlanabilir.
Böyle bir senaryo, Tahran yönetiminin Batı ile kısa vadede müzakere veya uzlaşma arayışına girmeyeceği şeklinde okunuyor.
Sizce Mücteba Hamaney'in liderliği, İran'ın iç ve dış politikasında köklü bir değişim mi getirecek, yoksa mevcut çizgi mi devam edecek?
Haberin resmi olarak duyurulmasının hemen ardından, İran televizyonlarından kutlama görüntüleri yayınlandı. Peki, ABD ve İsrail tarafından hedef gösterilen Mücteba Hamaney kimdir?
Mücteba Hamaney, 1969 yılında, İran İslam Cumhuriyeti'nin kuruluşundan on yıl önce, Meşhed kentinde dünyaya geldi. 56 yaşında olan Hamaney, ülkenin üçüncü dini lideri unvanını aldı.
Ali Hamaney'in altı çocuğundan ikincisi olan Mücteba Hamaney, dini eğitimini Kum kentinde tamamladı ve burada ileri düzey fıkıh eğitimi aldı. Kendisinin, İran'ın güçlü askeri kanadı Devrim Muhafızları ile yakın ilişkiler içinde olduğu biliniyor.
Babasının aksine, Mücteba Hamaney kamuoyu önüne çok fazla çıkmayan ve resmi bir görev üstlenmemiş bir isimdi. Kamuoyuna açık konuşmalar yapmadı, röportaj vermedi ve sınırlı sayıda fotoğrafı ile videosu yayınlandı.
Mücteba Hamaney, babasının öldürüldüğü aynı saldırıda eşini, annesini ve oğlunu da kaybetmişti. İran Cumhurbaşkanı İbrahim Pezeşkiyan, yeni liderin seçilmesini "yeni dönemin başlangıcı" olarak nitelendirdi.
ABD Başkanı Donald Trump, konuya ilişkin yaptığı bir açıklamada, "Bizden onay almak zorunda. Eğer bizden onay almazsa görevi uzun sürmeyecek." ifadelerini kullanarak tehditkâr bir dil benimsedi.
Mücteba Hamaney'in liderliğe seçilmesi, İran içinde "babadan oğula liderlik" tartışmalarını da yeniden alevlendirdi. Zira 1979 devrimiyle kurulan İran İslam Cumhuriyeti'nin ideolojisi, liderliğin kalıtsal yollarla değil, dini liyakate dayalı olarak seçilmesi ilkesine dayanıyor.
Oğul Hamaney, babasının ölümünün ardından olası bir askeri yönetim senaryosunun da merkezinde görülüyordu. Devrim Muhafızları'nın tam desteğini alması halinde, fiilen askeri konseylerin şekillendireceği bir yönetim düzeni kurulabileceği değerlendiriliyordu.
Analistlere göre, Mücteba Hamaney'in bu makama gelişi, İran yönetimindeki daha radikal ve sertlik yanlısı grupların etkisinin süreceğinin bir göstergesi olarak yorumlanabilir.
Böyle bir senaryo, Tahran yönetiminin Batı ile kısa vadede müzakere veya uzlaşma arayışına girmeyeceği şeklinde okunuyor.
Sizce Mücteba Hamaney'in liderliği, İran'ın iç ve dış politikasında köklü bir değişim mi getirecek, yoksa mevcut çizgi mi devam edecek?