Olay anında çocukları kurtarmak için harekete geçen aşçı Necmettin Bekçi, yaşadıklarını anlattı. Bekçi, "Oradaki vefat eden yaralıların çocukların hepsi benim kendi çocuğum gibiydi. Ben dünden bu yana uyumadım. Ve şu an sesim normal değil" dedi.
Spor Bakanlığı personeli olan ve Kahramanmaraş Güreş Eğitim Merkezi'nde çalışan Bekçi, "Az önce de Sayın Bakanım aradı. Sağ olsun bize destek oldu. Sayın Bakanımla da görüştük" ifadelerini kullandı.
Bekçi, saldırının başladığı anı şöyle aktardı: "15 gün yıllık izin almıştım. Öğlen 12.30 falan evdeydim. Ezan okundu, namazımı kıldım. Evde dinlenirken yan tarafta bir inşaat var, çekiç sesleri geliyor sandım. Pat pat pat sesler geldi."
"Sonra sesler arttı. Balkona çıktım, baktım çocuklar pencereden atlıyor, kapıdan kaçıyor. 'Eyvah' dedim. 4. katta oturuyorum, apartmandan nasıl indiğimi hatırlamıyorum" diyerek o andaki paniğini dile getirdi.
Bekçi, okul binasına girdikten sonra yaşananları ise şu sözlerle anlattı: "Okula girdiğimde iki öğretmenimiz ve bir kantinci saldırganla mücadele ediyordu. Biz de saldırganın üzerine atladık, etkisiz hale getirdik."
"Elini ters kelepçe yaptık. Polis arkadaşlar gelene kadar yerden kaldırmadık. Kalkmaya çalıştı. 'Bu terör olabilir' dedik. Üzerinde canlı bomba olabilirdi. Bizi de patlatabilirdi. O an bilemiyoruz ne olduğunu. Polis gelince zanlıyı teslim ettik" şeklinde konuştu.
Kendi çocuklarının da aynı okulda olduğunu belirten Bekçi, yaşadığı panik anlarını şöyle anlattı: "İki tane çocuğum var. Biri 6. sınıf, biri ana sınıfında. Oğlumun sınıfından iki arkadaşı vefat etti. Allah rahmet eylesin."
"Oğlumun çantasını gördüm ama kendisini bulamadım. 'Kaçmıştır' dedim. Aşağı indim kızımı almaya. Öğretmenimiz çocukları taburelerin altına saklamıştı. Kızımı oradan aldım" ifadelerini kullandı.
"Sonra oğlumu aradım. Dışarıdan 'Alperen'i bulduk' dediler. Eve gelince sordum. 'Kendimi tuvalete kilitledim' dedi. Bir öğretmen gelip 'Kimse var mı?' deyince çıkmış. Oğlum kendini tuvalete kilitlemiş" diyerek oğlunun kurtuluş hikayesini paylaştı.
Bekçi, "Biz engel olmasak daha fazla can kaybı olabilirdi" diyerek müdahalenin önemine vurgu yaptı. Olayın ardından ailelerin büyük bir travma yaşadığını da sözlerine ekledi.
"Oğlum daha çok etkilendi. Kızım da 'çok korktuk' diyor. Çocuklar okulu görmesin diye kırsal bir mahallede akrabalarımın yanına geldik" diyen Bekçi, psikolojik destek aldıklarını belirtti.
"Aile Sosyal Hizmetler Müdürlüğü'nü aradım. Psikolojik destek istedik. Sağ olsunlar ilgileniyorlar. Ama şu an psikolojik olarak iyi değiliz" şeklinde konuştu.
Bekçi, olay yerine gitme nedenini ise şu sözlerle açıkladı: "Benim orada iki çocuğum vardı. Ama olmasaydı da yine giderdim. Biz kahramanlık için gitmedik. Oradaki çocukların hepsi bizim çocuğumuz."
"Mahalle bizim, devlet bizim. Biz sahip çıkmazsak kim sahip çıkacak?" diyerek toplumsal sorumluluğun altını çizdi. Diğer velilerin de benzer bir ruh hali içinde olduğunu ifade etti.
Bekçi, "Bir komşum değişiklik olsun diye Mardin tarafına gittiğini söyledi. Biz o sınıflardaki her şeyi canlı gördük. Yaralı çocuklarımızı taşıdık. İçerisi çok kötüydü" dedi.
Ailesinin yaşadığı durumu da anlatan Bekçi, "Eşim oğlumuzu göremeyince çok panik oldu. Dizlerinin bağı çözüldü, hareket edemedi. 'İyi ki izindeydin' dedi" ifadelerini kullandı.
"Şu an psikolojik durumumuz iyi değil. Dünkü yaşananlar kolay atlatılacak bir durum değil" diyerek yaşanan travmanın derinliğine dikkat çekti.
Sizce toplum olarak bu tür travmatik olayların ardından psikolojik destek mekanizmalarını yeterince etkin kullanabiliyor muyuz?